"Sibel Bağcı Uzun" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sibel Bağcı Uzun" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sibel Bağcı Uzun

Matematik ve işimizle başımız dertte!

Yazar Toprak Işık, ülkemizde matematiğin yanlış sunumu nedeniyle sevilmediğini ve herkesin mutlaka mesleğiyle ilgili bir mutsuzluğu olduğuna işaret ederken, doğru karar vermede etkili eleştirel düşünmenin erken yaşlarda öğretilmesinin önemine dikkat çekiyor.

Matematik ve işimizle başımız dertte

Fotoğraflar: Duygu Özbekçi MİLLİ

OTUZA yakın kitabı bulunan Işık, seri olarak kaleme aldığı ‘İşlem Tamam’ kitaplarıyla matematiği çocukların kolayca ve eğlenerek öğrenebilecekleri bir dille anlatırken, ‘Acaba Ne olsam?’ serisiyle de ileride ne olacağına karar veremeyen gençlere kılavuzluk ediyor. Çocuk kitapları ve yazarlığı üzerine sohbet ettiğimiz Toprak Işık ile bir araya geldik. Meslekler serisinden önce yetişkinler için de ‘İşimle Başım Dertte’ kitabını yazdığını anlatan yazar, elektrik-elektronik mühendisi olmasına rağmen çocuk kitaplarıyla geçinebilmesinin kendisi için büyük bir şans olduğunu da söyledi.
Zamanının çoğunu yazmaya ayıran ve ‘az’ mühendislik yapan biri olarak tanıtıyorsunuz kendinizi. Bir meslek olarak yazarlık nasıl girdi hayatınıza?
Yazma aşkı, tutkusu hep vardı. Mühendislik sonradan girdi hayatıma. Aslında hep yazar olmak istiyordum. Ancak sadece yazarak hayatımı kazanmamın kolay olmayacağını düşünerek, meslek olarak mühendis olmayı seçmiştim. 2002 yılından beri yazıyorum. İlk kitaplarım yetişkin kitaplarıydı. Üslup olarak mizah kullandığım için çocuklara yazmamı da çok önerenler oldu. 2008’den itibaren de çocuklara yazmaya başladım ve çok da keyif aldım. Yayımlanan kitaplarım otuza yaklaştı. Daha doğrusu yirmi beşten sonra saymayı bıraktım.
Çocukluğunuzda kitap okuma alışkanlığınız nasıl gelişti? Ailenizin katkısı ne düzeyde oldu?
Yazı ile çok barışık bir ailede büyüdüm. Evin en küçüğüyüm. Annem, babam ve ağabeylerim kitap okumayı ve yazmayı çok severdi. Bu nedenle evin içerisinde kitaplarla dostluk içerisinde büyümem çok doğal bir süreç gibi geldi bana. Yazmak da aynı şekilde, ilkokulda kompozisyonlar yazardım, öğretmenlerim de teşvik ederdi. Yarışmalarda derecelere girmem beni ayrıca motive ederdi. Zaman içerisinde daha ciddi bir okuma ve yazma sürecine evrildim tabii.

GORKİ’Yİ ERKEN YAŞTA OKUDUM

Çocuklukta sizi en çok etkileyen yazarlar ya da kitapları sorsam?
Kendi okuma serüvenlerimde çocukluğumdan itibaren Maksim Gorki beni çok etkilemiştir. Ağabeylerim kitaplardan, edebiyattan konuşurken sohbetlerine katılmak isterdim hep. Dolayısıyla onlarla sohbet edebilmek için Gorki’yi çok erken okumaya başladım. Mücadeleci hayatı da çok etkiledi beni. Ferenç Molnar tarafından yazılan Pal Sokağı Çocukları da bende izi olan kitaplardandır. Bizim hayatımıza kolayca dokunuyordu. Samed Behrengi’nin Küçük Kara Balık da çok sevdiğim kitaplar arasındadır.

Matematik ve işimizle başımız dertte

ÇOCUK KİTAPLARIMLA GEÇİNİYORUM

Yazın dünyasında tutunmak kolay oldu mu?
Zor oldu evet! Ama bana özgü bir zorluk olduğunu düşünmüyorum. Bununla birlikte “Edebiyatta sahipsiz olmak diye bir şey var mı?” diye sorarsanız; var ama bence bu iyi bir şey. İyi ki de öyleyim. Doğrudur; belli çevrelerle organik bağınız varsa, özellikle yetişkin edebiyatında tanınırlık anlamında işler daha kolay yürüyebilir. Sizi belli çevreler sunmazsa, okur sizi fark edemiyor bile. Ancak bu durum bir yandan da edebi olarak size destek de olabilir. Yazar olmak, şu duruşu gerektiriyor; “Kralını tanımam!” Ben sadece kalemimle, kurgularımla baş başayım. Organik bağım olmamasının şansım olduğunu düşünüyorum.
İlk kitabımın çıkmasından bu yana on yedi yıldır yazıyorsam, bu edebiyatla aramın iyi olduğunu gösterir. Üstelik çocuk kitaplarıyla geçinebilen bir yazar olmam, Türkiye’de büyük bir şanstır. Belki daha tanınmış bir yetişkin yazarı olsaydım, kitaplarımla geçinemiyor olabilirdim de.
Çocuk edebiyatı yazarı olmayı daha çok sevdiğinizi çıkarıyorum cümlelerinizden?
Uzun zamandır yetişkinlere yazmadım. Ama yakında yeni bir kitabım çıkacak. Türkiye’de yetişkin edebiyatında, edebiyatı taşıyacak kadar rüzgâr olduğunu düşünmüyorum. Dik durmaya çalışan, ödün vermeyen yazarları ayrıca takdir ediyorum. Ancak biraz şu da oluyor galiba, yazarlar olarak okurlarla buluşmayı çok önemsiyoruz. Fiziksel bir buluşmadan söz etmiyorum. Yeterince yetişkin okuru yok ve bunun sıkıntısını yaşıyoruz. Çocuklarla bu anlamda daha kolay buluşuyoruz.

DUYGU YOĞUNLUĞUNDAN HOŞLANIYORLAR

Çocuk edebiyat dünyasını değerlendirirsek, çocukların hayallerinin hızına yetişmek mümkün mü?
Şimdiki çocukların hayal dünyası bizimkinden farklı; çünkü onların zihinleri farklı bir dünyada şekilleniyor. Çocuk kitapları da bence zorunlu olarak bundan etkileniyor. Çocukların hayatında artık bilgisayar oyunları, yapay zeka, makine öğrenmesinin yeri var. Çocuk kitaplarında da olmalı. Ama değişmeyen ne var derseniz; çocuklar daha hareketli ve duygu yoğunluğu fazla olan kitaplardan hoşlanıyorlar. Günümüzdeki çocuklarda hiperaktivite de yaygın, belki bu yüzden kitapların da daha hızlı olması gerekiyor. Tüm bunların etkisi çocukların sevdiği kitaplarda da görülüyor.

ELEŞTİREL OKUMA ÖĞRETİLMELİ

Dijital mecraların çoğalmasıyla, ailelerin çocuklarına hangi tür kitaplar okutması, nasıl başlaması gerektiği yönünde de etkileşim içinde olduğunu görüyoruz. Denetimlerin de yetersiz kaldığını düşündüğümüzde sizin ebeveynlere tavsiyeniz ne olur?
Öncelikle yetişkinler de çocuk kitaplarını okumalılar. İkincisi çocuklara eleştirel okumayı öğretmek gerekiyor. Ben bunun çok eksik olduğunu düşünüyorum. Üzerinde çalıştığım da bir konu. Yurt dışında 1950’lerden itibaren eleştirel okumaya çok önem veriliyor. Eleştirel okumaya ne zaman başlanmalı sorusunu kendilerini sorduklarında, 3-4 yaşında bir çocuğun eleştirecek kapasiteye sahip olduğu ve bu yüzden eleştirel düşüncenin bu yaştan itibaren verilmesi gerektiği genel bir kabul görüyor. Bizde daha yeni yeni eleştirel düşünmenin önemi fark edilmiş durumda. Bu olursa bence korkmamıza gerek yok. Sokağa çıktığında bir yere takılıp düşecek mi diye korkuyor muyuz? Taşı görür ona göre bir tepki verir, gerekeni yapar! Okumak için de geçerli bu. Eleştirel düşünmeyi öğretirseniz, sonrasında kendisi fark edecektir zaten.

Matematik ve işimizle başımız dertte

KİMSE MESLEĞİNDEN MEMNUN DEĞİL

 Gelelim kitaplarınıza. Matematik, fen dersleri ile meslekler hakkındaki kitaplarınız seri olmuş durumda. Kitaplarınızın hepsi bir proje gibi de duruyor. Konuları nasıl seçtiniz?
Siz şimdi söyleyince düşündüm, biz mühendisler sürekli projelerle mesleğimizi yerine getiriyoruz. Evet, kitaplar da öyle olabilir! Ailelerin özellikle ‘Büyüyünce Ne Olsam?’ meslekler serisini çocuklarına aldırmaya çalıştıklarını fark ediyorum. Çünkü bu ülkede herkesin işi ile başı dertte! Meslekler serisinden önce yetişkinler için, ‘İşimle Başım Dertte’ kitabını yazmıştım. Şöyle bir gözlemim var; kimse mesleğinden memnun değil. Ben üniversite sınavında birinci tercihime girdim ama baktığımda tercihlerim arasında fizik de vardı, mimarlık da. Demek ki biz mesleklerimizi doğru seçemedik, yönlendirilmedik. Aileler de bunu yaşıyor, çocukları da yaşamasın diye mesleklerle ilgili kitapları özellikle ilgi gösteriyor.

MATEMATİK SEVİLMİYOR

Matematik ile fen bilimleri derslerini konu olarak yazmaya ne teşvik etti sizi?
Şunu fark ettim ki; bizim ülkemizde matematik sevilmiyor ve anlaşılmıyor. Sunumla ilgili sıkıntımız olduğunu düşünüyorum. Yoksa matematiğe özellikle yeteneksiz bir toplum olamayız. Bu dersleri çocuklarımıza daha eğlenceli bir dille sunarsak daha anlaşılır olur mu diye düşündüm. Eğer bir çocuğu güldürebilirsem, heyecanlandırabilirsem daha iyi öğrenebilirdi. Çünkü çocuklar bilgiyi duygularla beraber istiyor. Eğer beyin duygusal olarak uyarılırsa, bilgiye daha açık hale geliyor. Yetişkinler için de böyle ama çocuklar bu konuda daha netler.
İçerik olarak neler anlatıyorsunuz?
Matematik Serisi, İşlem Tamam 1’de dört işlem, geometrik cisimlerden açılara kadar yer alıyor. İşlem Tamam 2’de eksik konular yer alıyor, üçüncü sınıftan itibaren okunabilir. Serinin üçüncü kitabında soru çözme yöntemleri var, dördüncü sınıftan itibaren okunabilir. Dördüncü kitapta beşinci sınıflardan itibaren yaş sınırı yok diye düşünüyorum. Mühendis olarak yüksek matematikte gördüğümüz konuların da mantığı ile de tanışsın istiyorum çocuklar. Çünkü matematikte sonsuz hesabı çok önemlidir. Biz de integral türev gördük ancak şunu biliyorum ki sonsuzluk kavramıyla tanıştırılmadığımız için çok zorlandık.

TOPRAK IŞIK KİMDİR?

1973 yılında Elazığ’da doğdu. Çocukluğu ve ilk gençlik yılları İnegöl’de geçti. Üniversite birinci basamak sınavında Türkiye 9’uncusu, ikinci basamak sınavında Türkiye 16’ıncısı olarak girdiği Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden 1996 yılında mezun oldu. Bir süre New York’ta yaşadıktan sonra yazarlığa daha fazla zaman ayırabilmek için 2008 yılından itibaren İstanbul’a yerleşti ve mühendislik yaşamını araştırma geliştirme projelerinde danışmanlık yaparak sürdürmeye başladı. Yetişkin ve çocuk kitapları yazmaya devam ediyor.

Matematik ve işimizle başımız dertte

OKUMAK AKSESUAR DEĞİLDİR

Söyleşilerinizde nasıl geri dönüşler oluyorsunuz?

Benim zamanımda ailelerin çocuklarının kitap okumaması ile ilgili bu kadar ciddi bir kaygısı yoktu. En azından kitap okumanın lüks bir şey olmadığının farkındayız. Kültür bir kıyafet ise okumak bunun yaka iğnesi gibi hoş bir aksesuarı değildir. Pantolon, etek gibi olmazsa olmazlarındandır, giyinmezseniz eksik kalırsınız. Bence aileler bir yandan çocuklarının eğitimi için ciddi yatırım yaparken, daha çok okuması için de uğraş veriyor. Olumlu sonuçlar getirecektir diye düşünüyorum.

X