"Sibel Bağcı Uzun" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sibel Bağcı Uzun" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sibel Bağcı Uzun

Kadına şiddeti kolajla anlattı

Emekli öğretmen Leyla Arığ, “hem aklımı hem kalbimi durduruyor” dediği kadına yönelik şiddet haberlerinden etkilenerek, içindeki yansımalarını kolaj çalışmalarına döktü. Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği işbirliğiyle “Kadın ve Yaşam” temasıyla projelendirilen eserler, içerdiği önemli mesajlarla birlikte 9 Mart’da Nilüfer Dernekler Yerleşkesi’nde bir hafta süreyle sergilenmeye hazırlanıyor. Leyla öğretmenimizle sergi öncesi bir araya gelerek bu duyarlı çalışması üzerine özel bir röportaj gerçekleştirdik. Giderek çoğalan eserlerin aslında toplumsal yaranın da derinleştiğinin göstergesi olduğuna dikkat çeken Leyla Arığ, kadına yönelik şiddetin aile içindeki eğitimle azalabileceğine inandığını söyledi.

Kadına şiddeti kolajla anlattı
- Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1947 Edremit doğumluyum. İlk-orta ve lise tahsilimi Edremit’de bitirdim. O yıllarda ilkokul öğretmenine devletin çok ihtiyacı vardı. Eğitim sosyolojisi, eğitim psikolojisi gibi dersleri içeren 7 fark dersi verip ilkokul öğretmeni oluyordunuz, babamın isteği üzerine ben de bu dersleri verip öğretmen oldum. Aslında üniversite tahsilime devam edecektim fakat devlet beni hemen Balıkesir Doğanlar köyüne tayin etti.3 yıl köyde çalıştıktan sonra şehre geldim. Bu arada 1971’de evlendim.

- Bursa’ya gelişiniz nasıl oldu?
12 yıllık öğretmenken eşimin tayini ile nedeniyle Bursa’ya geldim. En son Fomara’daki İstiklal İlkokulu’ndan 1991 yılında emekli oldum. 25 yıl öğretmenlik yaptım.

- Resim sanatına ilginiz ne zaman başladı?
Öğrenciyken de resme yeteneğim vardı. Lisedeyken Ergin Ağar hocam 3 yıl boyunca beni sürekli yağlı boya çalıştırdı. Resme bakmayı, okumayı ve hatta hangi mesafeden bakacağımı bile Ergin Hoca’dan öğrendim. Sonrasında da genellikle yağlıboya çalışıyordum. Emekli olduktan sonra resimle ilgili uğraşım daha da arttı. İki kişisel sergim var. İlkini 1982 yılında Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde diğerini Ören Kültür ve Sanat Festivali bünyesinde açtım. Sonrasında sürekli karmalara da katıldım. Yasemin Süzer’den geçen yıl kara kaleme başladım. Bu yıl da sulu boya eğitimim devam ediyor.

- Adeta öğrenmenin yaşı olmadığının kanıtısınız. Öğrencilerinizin de şanslı olduğunu düşünüyorum.
Okuma yazmayı öğrendiğim günden beri seçici bir okurum, yazarım ve resim yaparım. Boş zamanlarında çalıştım yağlı boya çalışmalarını hep devam ettirdim, eşim de çok destekledi. Emekli olduktan Hakan Akdoğan’ın öyküve yazın atölyesine de devam ettim. Bilgesu Erenus- Hale Üstün tiyatro yazarlığı kurslarına katıldım. El becerileri dâhil pek çok kursa katıldım. Cumhuriyet öğretmeniyim ve Cumhuriyet kadınıyım. Atatürk ilke ve inkılâplarına daima bağlı kaldım ve öğrencilerim öyle yetiştirdim. Yüzümü kara çıkartacak hiçbir öğrencim yoktur. Benimle ilişkilerini hiç kesmediler. Özel günlerinde hep çağırdılar, birlikte olduk.

Kadına şiddeti kolajla anlattı
KORKARIM DAHA DA ÇOĞALACAK!

- Kadın ve Yaşam sergisinde yer alacak eserler nasıl doğdu?
Kadınlara yönelik her şiddet benim hem aklımı hem kalbimi durduruyor. İletişim araçlarının çoğalması sonucunda Türkiye’nin neresinde hangi olay olduysa artık ondan haberimiz oluyor. Gizli kalanlar çok daha fazla tabii. Resimle uğraştığım ve kolaj çalışmasından da hoşlandığım için bir ay gibi sürede bu proje tamamlandı. Bir-iki derken sürekli çoğaldılar ve korkarım daha da çoğalacak gibi duruyorlar. Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği’ne de çok büyük saygım var ve birlikte ortak projemiz olması da beni mutlu etti. Ama bu eserlerin sürekli artması aynı zamanda çok üzücü bir şey...

TOPLUMSAL YARALARIMIZ

- Çalışmalarınıza neler yansıdı?
Kadınlara yönelik bütün şiddeti bu projede göstermeye çalıştım. İçinde dayak, kadınlarımızın yakılması, kurban gibi kesilmesi, törelere bağlı cinayetler var. Evlendikten sonra baba evine gönderilmeyen kadınlar yer alıyor. Çok yaşanan bir olay ama nedense hiçbir yerde geçmez, konuşulmaz. Evlendikten sonra kıza baba evinin yasak olması çok acı bir şey. Hamile gelinler ya da sürekli kısırlıkla suçlanan kadının acısı var. Taciz, kadınların seks kölesi olarak çalıştırılması, başta araba reklamları olmak üzere satış için kadınların kullanılması, berdel, kadını eve hapsetme var. Kadının duymaması için her şey yapıldı, kulağı sağır edildi; susturuldu, konuşturulmadı! Çocuk gelinler, nikâhsız kadınlar yansıdı çalışmalarıma. Ve çalışma hayatında başarısı görünmeyen, çalışırken bile parasının sahibi olamayan kadınlar yer alıyor. Boşanmalarda bütün suç kadına yüklenir. Hatta dul kalacağına kör kuyulara düş derler! Ve daha fazlası…Tüm bunlar hiçbir zaman çözülmeyen toplumsal yaralarımız olarak karşımıza çıkıyor maalesef.

Kadına şiddeti kolajla anlattı
CİNAYET HABERİNDEN ETKİLENDİM

- Sizi çalışmalarınızda en çok etkileyen şey ne oldu?
Töre cinayetleri! Bir köşe yazısında namusunu korumak için kızlarını ceza almasın diye küçük kardeşine öldürten bir ailenin haberini okumuştum. O yazıdan sonra yavaş yavaş bu çalışmalar olmaya başladı. Ben de kendi mücadelemi vermek, katkımı böyle koymak istedim. Özellikle erkek çocuklarını çok yanlış yetiştiriyoruz. 50’li yıllarda erkek çocuğu daha doğduğunda çıplak fotoğrafı çekilirdi. O resim çok önemliydi baba için. Artık bastığı toprağı titretirdi oğlum oldu diye! Fakat bunun önüne eğitimle geçeriz diye düşünürseniz o da yanlış. Araştırmalardan duyuyoruz ki en çok dayak atanlar üniversite mezunlarıymış!

X