"Sibel Bağcı Uzun" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sibel Bağcı Uzun" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sibel Bağcı Uzun

Anadolu blues i̇le türkülere köprü oldu

Müzik kültürlerini gönül gözünden süzüp Anadolu Blues adıyla buluşturan Can Gox, yaptığı müzikte kendine has tarzı ve klasikleşen eserlere getirdiği başarılı yorumlarıyla dikkat çekiyor. Gox, sesiyle köprü görevi üstlendiğine inandığını söylerken, özellikle türkülerin nesilden nesile aktarılması gerektiğinin altını çizdi.

Anadolu blues i̇le türkülere köprü oldu

Fotoğraflar: Duygu Özbekçi Milli

 Uzun bir süre ayrı kaldığı müzik piyasasına dönüş hikayesinden, “kucaklaşma ve haykırış” olarak gördüğü konserlerinin özüne uzanan keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğimiz Can Gox ile Bursa’da sahne aldığı Hamak Festivali konserinde bir araya geldik. Sohbetimizde çocukluğunun, dedesinin Kumyaka’daki evinde ve zeytin bahçelerinde geçtiğini öğrendiğimiz Gox, bir nevi memleketi sayılan Bursa ile de hasret giderdi. Can Gox, unutulmayan eserlere yer verdiği sahnesinde artık aramızda olmayan üstatları anmayı ihmal etmezken, dinleyenlerinin de gönül telini titretmeyi başardı.

- Yaptığınız müziği Anadolu Blues olarak tanımlıyorsunuz. Sizin için bir tarafta Anadolu’nun yanık sesli üstadı Kazancı Bedih bir tarafta Amerikalı blues sanatçısı B.B.King var. Sanatınızdaki bu buluşmanın özünde ne var?
Aslına baktığımızda ikisi de kök olarak aynı şeyden besleniyor. İşin içinde gerçekten emek, toprak, ter ve de aşk varsa, Amerika’nın bilmem ne köyündeki toprakta iş yapanla, Karadeniz’de çay toplayan kardeşimin söylediği melodilerin öz olarak farkı olamaz. Çünkü ikisi de emek içerisinde yapılan işin eşliğinde söylenen şarkılar. Bir tarafta da aşk var ve melodiler aynı duygularla yoğrulmuş olabilir. O dili belki bilmesek de melodilerin hissiyatı aynıdır. O yüzden Amerika›daki bluesla Türkiye’deki türkünün farklı olduğunu düşünmüyorum diyorum.

-Söylediğiniz şarkılarda sözlere, bir hikayesi olmasına çok önem veriyorsunuz. Şarkı seçiminizi neye göre yapıyorsunuz?
Benim için metin, yaşanmışlık ve gelenek çok önemli. Bu üçlüyü bir araya getirdiğimizde yüz yıllık eserler ortaya çıkıyor. Geleneğin, sözlerin ve de yaşanmışlığın o tutarlılığında, elden ele devredilecek hikâyeler olduğu sürece unutulmaz eserlere dönüşüyorlar.

SÖYLEYECEK SÖZLERİMİZ VAR

Anadolu blues i̇le türkülere köprü oldu
-Müzikal felsefeniz var mı?

Ben şunu yaparım gibi belirlenmiş bir şeyim yok. Doğru olduğuna inandığım melodileri dostlarımla paylaşıyorum. Konserlerde de kavuşuyor, şarkılarımızla sarılıyoruz. Bu zor zamanlar içerisinde iki saat onları gündelik hayat koşturmasından, stresinden kurtarabiliyorsak, bu en büyük kardır. Çağrımız da budur.
-Konserleriniz için kavuşmakla birlikte bir de “haykırıyoruz” diyorsunuz?
(Gülerek) Evet bir de haykırma durumumuz, çünkü söyleyecek sözlerimiz var. Zaten söylediğimiz türküler gerçeğin kendisidir. Bir türkünün bir dörtlüğü alın farklı zamanlarda tekrar tekrar okuyun, her defasında farklı anlamlar çıkartabiliyorsunuz. Onun için bu kadar güzel kalıyorlar. Ama şöyle bir şey de var, ekonomik anlamda da sosyo kültürel anlamda da baktığımızda bir haykırış ihtiyacı oluyor insanların. Söylemek istediklerini şarkılar aracılığıyla söylüyorlar, sanat aracılığı ile ifade edebiliyorlar. Bir Cem Karaca şarkısı, Neşet Ertaş ya da Aşık Veysel türküsü söylediğimiz zaman da konserlerde aynı şeyleri hissederek şarkılarla kavuşuyor, zor günlere karşı duruyoruz. Sanatla ayakta kalmaya çalışıyoruz.

GÖNÜL GÖZÜMDEN SÜZÜYORUM

Anadolu blues i̇le türkülere köprü oldu-Esmeray’ın ve Müslüm Gürses’in şarkılarını da yeniden yorumladınız. Hiç korkmadınız mı? Sonuçta onların sesiyle iz bırakan şarkılardı?
Korktum tabii ki ama sevdiğim şarkıları gönül gözümden süzdüm de söyledim. Babam askere ben çocukken gitti ve Esmeray’ın “Gel teskere” şarkısı ile uğurladık, dönene kadar da söyledim. “Unutama beni” şarkısı da öyle. Esmeray’ın oğlu Kaan da arkadaşım, o da çok beğendi, mutlu oldum. Bir yandan Esmeray’ı da hatırlatmamız gerekiyor, çok değerli bir sanatçıydı. Umarım o da mutlu olmuştur. Müslüm Gürses’in önce “İtirazım var”, sonra “Senden vazgeçmem” şarkısını seslendirdim. Zamanlama tamamen tesadüf eseri filmine denk geldi, güzel de oldu. Arabeskte de sokağın dili vardır. Herkes hikâyesinde kendinden de bir şey buldu ki sonuçta birlikte paylaştık.

ŞARKILARA SIĞINMADIM

-“Şarkılara sığınmıyorum, taşıyorum” sözleriniz neyi ifade ediyor?
Eserleri seçerken asla popüler mi, kaç tık almış diye araştırıp, ben de söylersem biraz daha yürürüm diye bir şey düşünmüyorum. Ben bir el alarak köprü görevi üstlendiğime inanıyorum. Türkü bir deyiştir ve kuşaktan devredilmesi gereken melodilerdir. Lise konserlerinde çocukların Neşet Ertaş, Aşık Veysel, Cem Karaca söylemesinden son derece mutluyum. Konserlerimde hep beraber cennete bol bol selam gönderiyoruz. Zaten neredeyse gerçekten selam verecek kişi kalmadı!

-Lise demişken, sizin de okul döneminizde yarışma geçmişiniz var galiba?
Ooo! Çok eski. Lisedeyken 3 sene üst üste Milliyet gazetesinin düzenlediği yarışmaya katılmıştım. Ama müzik ilk olarak ortaokulda seçmeli gitar dersi ile başladı.
Oradan okul orkestrasına girdim. Aslında gitarist olmak istiyorum ama sonradan sesim oturunca şarkı söylemeye başladım. Sonra da Bilgi Üniversitesi’nde caz eğitimi aldım. Ama babamın da çok iyi akordeon çaldığını, onunla büyüdüğümü söylemeliyim. İyi de söylerdi. Akordeonu hala evde durur.

ALTERNATİF MÜZİK YAPANLARIN İŞİ ÇOK ZOR

-Bir dönem müziğe ara vermişsiniz. Daha doğrusu 12 sene küstüğünüzü söylüyorsunuz. Neydi bu kırılmaya sebep olan şey?
Şimdi caz okumuşsunuz. Haftada bir gün bir yerde sahne alıyorsunuz, caz, blues söylüyorsunuz ve verilen parayla geçinmenize imkân yok. Türkiye’de alternatif müzik yapan herkes için geçerli bu. Babamı da kaybetmiştim o dönem. Böyle zamanlarda daha çok sorguluyor insan hayatını. Bu şekilde ne yaşayabilirim ne de yaşatabilirim diye düşündüm ve yıldım. Başka bir alanda çalışmaya karar verdim. Kötü bir şey mi yaptım? Hayır! Alnımın teriyle eleman olarak girdiğim yerde 12 yılın sonunda direktörlüğe kadar yükseldim ve istifa ettim.

KAYBEDENLER KULÜBÜ DÖNÜM NOKTAMDIR

-O zaman bu istifanın perde arkasında bir de dönüm noktası hikâyesi yatıyor olmalı?
Dönüm noktası Kaybedenler Kulübü’nün film müzikleriydi. Ardından da seslendirdiğim Haydar Haydar türküsünün yönetmen Mehmet Ada Öztekin’in desteğiyle Kuzey Güney dizisinde yayınlanmasıydı. Ondan sonra zaten önüne geçilemez bir konser talebi oldu. Artık işe gidecek vaktim kalmamaya başladığı ve de şirkete hata vermemek adına ayrılarak, müzik hayatına yeniden başladım.

İNSAN OLMAYA ÇALIŞIYORUM

- Dinleyicilerinizle nasıl bir ilişkiniz var?
Ben hala halk çocuğuyum, metroya biniyor, bakkaldan alışveriş yapıyorum. Yolda gördüklerimle selamlaşıyorum. Saman alevi gibi değil de beni sevenlerle daha sağlam yürüyerek, yavaş yavaş hem sevgiyi hem müziğimizi birlikte büyüyoruz. Daha önce 17 bilet kesilen yerde, şimdi 500-600 bilet kesilebiliyorsa, bunun sebebi inatla aynı yere gitmeye devam etmemiz, derdimizi anlatmaya çalışmış olmamızdır. Tüm Türkiye’yi adım adım dolaşarak müziğe olan açlığı da gideriyoruz. Hem yollarda bize de güzel hikâyeler kalıyor, onlar da şarkı olarak geri dönüyor.

- “İç sesi dinle, dış sesi dengele” sözünüz geldi aklıma. Sanki en çok kendinize söylüyor gibisiniz. Kaynağını sorsam?
Yanlış anlaşılmaktan korkarım. Sonuçta içimde kötülük yok. Ne kimseye zarar vermek isterim ne de kimseden zarar görmek. Her kurduğum cümle sevgi odaklıdır. Bazen belki de çok sevdiğimizden kızarak bazı şeyler söyleriz ya; söylemeden önce bir daha düşünelim, kişiyi yanına koyup kuracağınız cümleyle bir tartalım, ondan sonra çıksın ağzımızdan söyleyeceklerimiz. Kalp kırmak kolay ama insan kazanmak çok zordur. Bana sanatçı diyorlar, diyorum ki ben sanatçı değilim insan olmaya çalışıyorum. Hala da amacım bu.

YENİ ŞARKILAR DEMLENİYOR

Anadolu blues i̇le türkülere köprü oldu
- Ayrıca kendi besteleriniz de var. Yeni şarkılar geliyor mu?

Üç bestem bitti, cebimde demleniyor. Ekim ayında klip çalışmalarıyla birlikte gelecekler. Yine Kaybedenler Kulübü’nün bestecilerinden Erdem Tarabuş dostum ile çalışıyoruz. Dört sene sonra yeniden buluştuk ve hemen besteleri çıkartmaya başladık.

- Bu kez neler haykıracaksınız bize?
Hakikat ve gerçekliği! İkisi arasındaki ince çizgiyi anlatmak gerekiyor. Hayat bize ne kadar kolay gibi görünse de çok acı bir gerçeklik taşıyor. İçinde yalnızlık da var aşk da. Doğum da var ölüm de. Benim şarkılarımda entellektüel sözler göremezsiniz. İçimden ne geliyorsa yazıyor, gerçeklikle yoğurup sunuyorum. Dinleyenler de kendi gerçekliğiyle karşılaştırıyorlar. Uyuyorsa zaten bir yere geliyorsunuz, uymuyorsa canları sağ olsun deyip başka bir şarkıyı geçiriyoruz. Demek ki uyan şeyler var ki buralardayız…

RAP MÜZİK DÜETİ

Anadolu blues i̇le türkülere köprü oldu- Son dönemde rap müziğin daha çok ilgi görmesi, rap söyleyenlerin dikkatleri çekmeye başlaması hakkında düşünüyorsunuz?
Rap dibine kadar hayat ile ilgili bir şey ve söyleyenler de belki bizden daha zor şartlarda yaşadıkları için daha cesurlar. Biz 80’lerde bu müzikle büyüdük ama kültür farkı nedeniyle de ülkemizde konuşma dilini şarkıları oturtma daha yeni yeni şekilleniyor. Türkiye’de de gerçek yerini yavaş yavaş buluyor. Uzun zamandan beri uğraşanlar var, onlara da müzik piyasası adına çabaları için teşekkür ediyorum. Yolları açık olsun.

- Sizden de dinler miyiz bir rap şarkı?
Belki ileride bir projem olur. Düet yapmak istediğim bir isim var ama şimdi iletişimimiz devam ettiği için adını vermeyeyim. Bu yılın sonunda belki bir sürpriz yapabiliriz.

Can Gox kimdir?
Asıl adı Can Göksun olan müzisyen, okul yıllarında soyadının kısaltılmış hali olan Gox’u sahne soyadı olarak kullanırken, ayrıca Haydar Waits ile de anılmaktadır. Müzik hayatına 16 yaşlarında farklı mekânlarda sahne alarak başlarken, Bilgi Üniversitesi’nde burslu caz bölümünde eğitim almıştır. Anadolu Blues, Rock ve Jazz müzik alanlarında kendine has tarzı ile dikkatleri çekmeyi başaran sanatçı, sahnede Müslüm Gürses, Neşet Ertaş, Cem Karaca’dan Bob Dylan, Tom Waits’e kadar birçok sanatçının eserlerini seslendirmektedir. Asıl çıkışını Kaybedenler Kulübü’nün filminin müziklerini yaparak gerçekleştiren Can Gox’un, Yalnızım Ben, Unutama Beni, İçimde Ölen Biri Var isimli solo ile Senden Vazgeçmem ve Ah Bir Ataş Ver isimli tekli albümleri bulunmaktadır. Sahnede kullandığı gözlükleri ile de dikkat çeken Gox, gözlerinin bozuk olması nedeniyle 6,5 numara gözlük kullanmak zorunda olduğunu belirtiyor.

X