"Sibel Arna" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sibel Arna" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sibel Arna

Olmak ya da ölmek işte bütün mesele bu!

Haberler ikiye ayrılıyor, mide küçültme ameliyatı olup minimum 40 kilo verenler ve mide küçültme ameliyatı olup ölenler.

Risk büyük ama özellikle obezite sınırında olanlar için vaad de büyük. Resmi rakamlara göre her yedi kişiden birinin obez olduğunu düşünürsek etrafımızda bu ameliyatı olanların ya da olmak isteyenlerin sayıca fazlalığına şaşmamak gerekiyor. İş dünyasında ve ünlüler aleminde de pek popüler. Fatih Ürek, Önder Aysev, Kaan Kural, Ozan Orhon, Mustafa Koç, Erdinç Acar, Levent Kızıl, Murat Aksu, Işın Karaca, Okan Karacan ilk akla gelen isimler. İşte eğrisi ile doğrusu ile riskleri ile faydaları ile mide küçültme ameliyatının perde arkası...

Araştırmalara göre Türkiye’de her 7 kişiden biri obez. Son 10 yılda obezite cerrahisinin 5 kat arttığı söyleniyor. Bazı hastaneler ise günde 6 ameliyat gerçekleştiriyor.

Olmak ya da ölmek işte bütün mesele bu

Tartışmalar Pazartesi günü Nil Karaibrahimgil’in arkadaşı hemşire Zeynep Aydın’ın ölümünden sonra yazdığı yazı ile alevlendi. Nil gibi pek çok ünlünün doğum yaptığı ilk yıl yanlarında olan onlara çocuk bakımı ve emzirme konusunda yardım eden Zeynep Hemşire artık yoktu. Girdiği mide küçültme ameliyatından sağ çıkamamıştı. Ameliyat sırasında solunum ve dolaşım yetmezliği sonucu pıhtı atması yani emboli yüzünden öldüğü söylenen hemşirenin ailesi hastaneye ihmal yüzünden dava açtı. Karaibrahimgil yazısında “Keşke şu mide küçültme ameliyatını olmasaydın da aramızda olsaydın, bu yazıyı okuyup beni arasaydın, telefonda eski günleri arayıp ağlaşsaydık” diye yazdı. Telefonda görüştüğüm Nil en çok şuna üzüldüğünü söylüyor: “Kahrolsun kızlara dayatılan mükemmel vücut imajı, diyetler, fotosoplar, ince olursan güzelsin, bakılmaya değersin, incecik olmazsan yoksun gibi sartlandırmalar, balık eti olan biri bile bunalımda, hepimiz diyetteyiz. İncenin de incesi olma derdindeyiz. Ünlülerin mide küçültme ameliyatları iyice moda olunca, kilo vermenin bir yöntemi gibi algılanıyor herhalde. Halbuki şişmanlığın ölümcül hayat tehlikesi taşımadığı durumlarda yapılması etik bile değilmiş. Çocuk yaşta incelik değil de, sağlıklı beden sağlık beslenme öğretilse bunlar azalır belki. Çok üzücü gencecik bir insan kendi ayaklarıyla hastaneye gidip, ince olmak için bu yola baş vurdu ve hayatını kaybetti.”

3 SORUDA MİDE KÜÇÜLTME

Bu insanlar niye ölüyor hocam?

Acıbadem Maslak Hastanesi Obezite Merkezi Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras yanıtlıyor

1-Kimler mide küçültme ameliyatı olabilir, kimler olamaz?
-Mide küçültme ameliyatında önemli olan iki faktör var. Biri yaş diğeri kilo miktarı. En az 16 en fazla 65 yaşıdayken yapılabiliyor. Kiloda ise vücut kitle endeksi 40’ın üzerinde olan ve yandaş hastalığı olmayanlara ya da 35’in üzerinde olup obezitenin getirdiği şeker, tansiyon, uyku apnesi gibi yandaş hastalığı olanlara uygulanabiliyor.

2- Bu ameliyatı olan bazı hastalar neden ölüyor hocam? Nerede hata yapılıyor?

-Bu ameliyatın çok iyi ve donanımlı bir merkez tarafından yapılması şart. Hasta ameliyata çok iyi hazırlanmalı. Tüm ameliyat ekibinin bu konuda deneyimli olması gerekiyor. Süper obez dediğimiz vücut kitle endeksi 50’nin üzerinde olan kişilerde yandaş pek çok hastalık oluyor. Hepsinin yol açabileceği komplikasyonlara karşı hazırlık yapılmalı. En sık görülen risk emboli yani pıhtı atması. Oysaki bu risk önceden öngörülse, ameliyattan önce kan sulandırıcı ilaçlara başlansa, ameliyat sırasında hasta komprasöre bağlanarak bacaklara sürekli masaj yapılsa risk düşürülür.
Ameliyat süresinin uzamaması çok büyük avantaj, burada cerrahın deneyimli olması kısa sürede bitirmesi önem kazanıyor. Ameliyat süresinin uzaması komplikasyona girme olasılığı artırıyor. Mideye yerleştiren tüpün dar ve usulüne uygun konulması bir diğer önemli husus. Bir diğer komplikasyonda uzun dikiş hattında sızıntı olması. Ameliyat tekniği ile yapılırsa, dikiş hattına güçlendirici konursa sızıntı olasılığı yüzde birin üstüne çıkmaz. En çok ölüm sebeplerinden biri dikiş hattında olan kaçaklar. Çoğunlukla zamanın da fark edilemiyor.
Kanın içine mide sıvısı kaçtığı için enfeksiyon başlıyor. Artından da karın zarı iltihabı, karın ve göğüs boşluğunu ayıran bölmede apse ve önce akciğerlere sonra da tüm vücuda yayılması. Sonuç da çoğunlukla septik şok yüzünden kayıp. Hastanenin alt yapısında bu olayları ortaya çıkarabilecek ekipmanların olması çok önemli. Çoğunda obezite standartlarında tomogrofi cihazı bile olmuyor. Obez insanlar hiçbir tetkik cihazına sığmıyor. Hastanenin obez kişilere radyolojik tetkikler yapacak alt yapısının olup olmadığı mutlaka kontrol edilmeli.

3-Hastaların bazıları neden tekrar kilo alıyor?

-İki risk var. Biri alkol. Mide kapasiteleri küçük olabilse bile alkolü emebiliyor. Alkol tüketimi de tekrar kilo kazanmaya yol açıyor. İkinci bir etken sıvı tatlı içecekler. Bunları çok fazla tüketen hasta kısa sürede tekrar obez standartlarına geçiyor.

MİDE KÜÇÜLTME AMELİYATI OLANLAR ANLATIYOR

Olmak ya da ölmek işte bütün mesele bu

Ameliyat sonrası hoşgörü eşiğim düştü

Ben. Kaan Kural. Gazeteciyim. 2,5 sene önce küçük kızım yeni koşmaya başladığında onun peşinden koşamadığım zaman artık iyiden iyiye hareket kabiliyetimin sınırlandığı kafama vurulduğu zaman karar verdim. Ben istedim. Doktorum da onayladı. Ameliyat öncesi 210kg'ydim. 85 kg verdim. Ruh halim çok değişti. Rahatladım. Keyfim yerine geldi. Ama sanırım biraz hoşgörü eşiğim düştü. Aşırı obez insanlar gereğinden fazla nazik ve neşeli olurlar. Bende de vardı o. Şişmanlıktan utanma halinin yansıması belki de. Halen hoşgörülü ve neşeli olduğumu düşünüyorum ama eskisi gibi "gereksiz derecede" değil.
Ben uzman değilim nerede yanlış yapılıyor bilemem. Ama ben rasyonel bir şekilde rakamlara bakarım. Ölüm oranı nedir? Sizin ifade etitğiniz gibi bir kısmı zayıflıyor bir kısmı ölüyor değil bu oran. Evet basit değil bu ameliyat ama ölüm oranı %1'in altında. Hatta yanılmıyorsam onbinde 4 falandı. Rakamı bulabilirsiniz ama ben bu rakamı duyunca son derece güvenilir olduğunu anladım. Risk hep var ama bu risk bir tehdit noktasından çok çok uzakta bence bu rakamlarla. Risk bence "büyük" değil.

Kesin çözümdür ona şüphe yok. Ama herkese de "Git önemli bir organının %80'ini kes" demem elbette. Bu alanda uzmanlar yılların birikimi ve istatistikleriyle belli bir standart belirlemiş. Vücut kitle endeksi 40'ın üzerinde olanlara tavsiye ediyorlar. Aşırı şişmanlar için en kesin ve başarılı yöntem. Ama "aşırı"nın altında olanlar için cerrahi müdahele dışındaki yöntemler elbette çok daha geçerli ve sağlıklı.

Olmak ya da ölmek işte bütün mesele bu

16 aydır hayatımda gazlı içecek yok

Ben Çiğdem Yiğit. Turizmciyim 41 yaşındayım. 16 ay önce mide küçültme ameliyatı oldum. Ameliyata 135 kg ile girmiştim ve şu anda 79 kiloyum. Şu ana kadar toplamda 56 kg verdim.(Boy 1,65)

Operasyonu ben istedim. Aynı zamanda troit hormonu yetmezliğim var. Daha önceleri defalarca denememe rağmen diyetle kilo veremedim. Tesadüf eseri obezite cerrahisi ile tanıştım. İyice araştırdıktan sonra kendi isteğimle bu ameliyatı olmaya karar verdim. Ameliyat öncesini hatırlamak dahi istemiyorum. Düğün vb özel toplantılarda üzerime kıyafet bulmakta zorluk çekerdim. Bırakın ayakkabıyı ayaklarıma giyecek terlik bulamazdım. Sürekli şiş ödemli ayaklarım vardı. Hareketlerim ise kısıtlıydı. Merdiven çıkamaz hatta arabaya bile zor otururdum. Bütün bunların yanında insanların sürekli biraz az ye işte diyet yapmıyor musun gibi sorularına maruz kalıyordum. Ameliyat sonrasında daha hastaneden taburcu olmadan 7 kg verdiğimi gördüğümde size mutluluğumu anlatacak cümle kuramıyorum şu anda. Onu gördükten sonra ne kadar doğru bir karar verdiğimi kendim kendime onayladım. Kilolar gittikçe daha çok kendime güvenim geldi. İnsanların tepkileri daha çok hoşuma gitti. En güzeli şu anda artık istediğim kıyafeti giymekte zorluk çekmiyorum. Hatta kendime çok güzel sandalet aldım.

Beni ameliyat eden doktorumun ölüm vakaasını hiç duymadım. Ben kilo vermekte zorluk çeken morbit obezlere hiç durma düşünme mutlaka bu ameliyatı ol diyorum. Riskleri elbette var ama kuralları ve yasakları da var. Bunlara uyulduğu zaman güzel sonuçlar alınıyor. Örnek vermek gerekirse 16 aydır hayatımda asitli hiçbir içecek yok. İlk 8 ay hiçbir şekilde karbonhidrat tüketmedim. Mayalı yemedim. Katı ve sıvıyı beraberinde almadım ve halen de almıyorum. İlk 6 ay alkol hiç almadım. Ben düzenli spor yapmadım ama kesinlikle düzenli spor gerekli. Halen de dikkat ediyorum.

Ölüm vakaları belki cerrahın bir hatasıdır bilemiyorum ama ameliyattan hemen sonra yukarıda saydığım kurallara ve yasaklara dikkat edilmezse elbette 6 ay kaçak riski olan bir ameliyat. Örneğin ilk hafta sıvı beslenme yerine hemen katıya geçilirse elbette dikişler açılacağından kaçak riski ve ölüm vakası olabilir diye düşünüyorum. Kesinlikle bilinçli olmak gerekiyor. Sonraki aylarda eğer metabolizmal bir sorun varsa bunun içinde gerekli tahlil kontrol ve tedaviye devam edilmeli.Örneğin ben hipotoridi hastası olduğum için her 3 ayda hormon testimi yaptırır metabolizma kontrollerimi ihmal etmem.

Olmak ya da ölmek işte bütün mesele bu

Bence bu ameliyat tıp dünyasının insanlığa yaptığı en büyük hizmetlerden biridir
Ben İlker Kurtlutepe. 46 yaşındayım. Turist Rehberliği yapıyorum. Kendimi bildim bileli hep çok şişmandım. Yirmili yaşlarımda diyet yaparak biraz kilo veriyor; bir süre sonra diyetten çok sıkılıp bırakıyor ve büyük çabalarla verdiğim kiloları çok kısa sürede fazlasıyla geri alıyordum. Yaşım ilerledikçe diyet yaparak kilo vermek de çok zorlaştı. 2009 yılında gastrik bant (halk arasında halka denilen) ameliyatı olmaya karar verdim. Doktorum benim için gastrik bypass ameliyatının daha uygun olacağını ayrıca ameliyat sonrasında vücutta herhangi bir yabancı cisim kalmayacağından daha az riskli olduğunu söyledi. Ameliyata 160 kilo olarak girdim. İlk yıl 50 kilo verdim. İkinci yıl aynı kiloda kaldım. Takip eden yılda aşırı çikolata yüzünden 10 kilo aldım. Sonraki iki yıl 5-6 kilo daha aldım. Son üç yıldır 126 kiloyum.

Etrafımdaki bütün obezite sorununu yaşayanlara bu ameliyatı hararetle tavsiye ettim. En az dört kişi benim tavsiyemle bu ameliyatı oldu. Onlar da benim gibi çok memnun kaldılar. Ameliyat öncesi ruh halimle 50 kilo verdikten sonraki ruh halim gündüz ve gece gibiydi. Her ameliyat gibi elbette zayıflama amaçlı ameliyatların da riskleri var. Ben bu kararı almadan yeterince araştırma yaptığımı düşünüyorum. Geri dönüşlü (istendiğinde bantın çıkarılabiliyor) olması sebebiyle "halka" tabir edilen gastrik bant ameliyatı daha çekici geliyor (Şarkıcı Ozan Orhon'un yaptırdığı). Ancak vücutta zamanla sorun çıkarması ihtimali çok yüksek bir yabancı madde olması uzun vadede sakınca yaratıyor. Bantın olduğu yerden kayma riski büyük. Daha az bir ihtimal ancak büyük tehlike bantın mideyi delmesi. Zaten bu sebeplerle bildiğim kadarıyla bu metot artık doktorlar tarafından pek tercih edilmiyor.
Bence bu ameliyat tıp dünyasının insanlığa yaptığı en büyük hizmetlerden biridir. Fazla kilonun ne kadar büyük bir sorun olduğunu yakından bilen biri olarak bu ameliyatı zayıflamak isteyen herkese tavsiye ediyorum. Risk konusunda da şunu unutmamak gerekir ki obezite ile yaşamakla taşınan risk ameliyatların riskinden az değil.
İstatistikleri doğru degerlendirmek gerekir. Obeziteye bağlı ölüm oranlarıyla bu ameliyat sebebiyle olan ölüm oranlarını iyi araştırmak gerek.

Olmak ya da ölmek işte bütün mesele bu

Nerede hata yapılıyor? Elbette doktor seçimi her ameliyatta olduğu gibi buaradada temel mesele. Ehil olmayan doktorların bu ameliyatı yaptıklarını ben de son dönemde sıklıkla duydum. Ama bunların yüzünden bu ameliyatların itibarsızlaştırılması çok yanlış. Her ameliyatta kötü bir doktor ölüme sebebiyet verebilir. Doğum sırasında bile bir doktor hatasıyla anne yaşamını kaybedebilir. Bu durumda "doğum yapmakta hayatî risk var" diyebilir misiniz?



Olmak ya da ölmek işte bütün mesele bu

Ameliyata girmeden önce çok korktum çok ağladım

İsmim Eda Güzelcik. Reklamcıyım. Yaklasık 7-8 senedir kilo problemim var. Yani ben çocukluğundan beri şişman olan insanlardan değilim. Ufak bir depresyon ile başlayan, hormon bozulması ile kilo aldım. Bu süre zarfından insanların çok acımasız eleştirileri ile karşılaştım. Tanıyan insanların bunun bir hastalık olduğunu anlamayıp “Eğer istersen verirsin sen iradesizsin” tepkisi beni kötü etkiledi. Her ne kadar kendimle barışık olduğunu iddia etsem de tüm bunlar ben de bir tramvaya neden oldu. Agresif ve töleransı daha az
bir insan haline geldim. Bazen hırslandım. Geçen sene dört ayda 34 kilo verdim ama geri aldım. Hiç motivasyonum yoktu, ameliyat tek çaremdi. Mart ayında benden 1 sene önce bu ameliyatı olmuş bir arkadaşım beni zorla dinlemem için kendi doktoruna götürdü. Hasan Altun benden önce yakın 4-5 arkadaşımın ameliyatını yapmıştı. Hocanın asistanı Neval bu ameliyatla 84 kilo vermişti. 7 Nisanda ben de ameliyat oldum.

Olmak ya da ölmek işte bütün mesele bu

Bu ameliyatı olmak için doğru kriterlere sahip olmak şart. Beden kitle indexinizin 35 ve üzeri olması gerek. En az 2-3 kez kilo verip tekrar almış olmanız gerek. Eger bu kriterler tutuyorsa kalp, göğüs doktoru, endokrinoloji uzmanı ,psikolog ve aneztezistten olusan kuruldan onay alıyorsunuz. dip not: beden kitle indeksiniz 35 üzeri değil altında ama metobolik bir hastalığınız varsa ( tiroid, diyabet vs ) yine bu ameliyatı doktorunuzun kararıyla olabilirsiniz.

Üç ayda 26 kilo verdim. Ve vermeye devam ediyorum. Ruh halim gece ile gündüz kadar farklı.
Ben ameliyata girmeden çok korkmuş ve ağlamış bir insan olarak sonuçlarından o kadar mutluyum ve yeni hayatimin keyfini öylesine çıkarıyorum. Henüz üç ay oldu ama şimdiden yaptığım sporun, gittiğim seyahatin ve ettiğim flörtüm keyfini çıkarmaya başladım bile.

UZMAN DİYETİSYEN DİLARA KOÇAK
Ameliyat tek başına çözüm değil.

Beden kitle indeksi 35 veya üzerinde olup beraberinde diyabet veya kalp hastalıklarından birisini taşıyan kişinin obeziteye bağlı ölüm riski diğer bireylere göre 8 kat daha fazla olarak bildiriliyor. Bireyin beden kitle indeksi 40 ve üzeri ise veya 35 üzeri olup yandaş riskleri varsa defalarca da başarısız diyet uyguladıysa ameliyat düşünülüyor çünkü ameliyat riski ile ameliyat olmayıp yaşam süresi ve olası hastalıkların riski terazide pek eşit durmuyor. Bu konuda başarılı ameliyat geçiren ve beslenmesini takip ettiğim danışanlarım var tecrübelerime göre bireyin doğru hazırlanması ve ameliyat sonrası takip en az ameliyat kadar önemli. Ekip çalışması burada devreye giriyor birey psikolojik yönden ve beslenme eğitimi yönünden mutlaka takip altında olmalı yeteri kadar desteklenmemiş bazı bireylerde ameliyat sonrası psikolojik kökenli yemeyi reddetme veya kusmalar olabiliyor. Beslenme eğitimi ve yaşam şekli değişikliği bireye çok iyi anlatılmalı çünkü bu ameliyat obezitenin tek başına çözümü değil bu ameliyat bir seçim belki bir şans. Bu seçimi iyi kullanılmalı sonrasında yenilen miktar azaldığı için seçilen besinlerin kalitesi sağlığın belirleyicisi oluyor küçük hacimde ancak tüm ihtiyacı maksimum karşılamaya yönelik ve sıvı dengesini de göz önünde bulundurduğunuz bir yeme biçimi gerekiyor. Birey seçtiği doktor ve ekibi ile çok detay görüşmeli ve inanmalı bu konuda ameliyat olmuş kişilerle sohbet etmeli. Tıbbi kaynaklar yapılacak işlem seçiminde mide üzerine en az müdahale, gerektiğinde geri dönüştürme veya hastanın ihtiyacına göre yeni bir ameliyata uygunluk ve tabi ki ölüm ve hastalık oluşma riskinin sıfıra yakın olması standartlarını istiyor. Ameliyat düşünen kişi tüm bu noktaları gözden geçirmeli ve ikna olarak ameliyata girmeli.

X