"Serhan Asker" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Serhan Asker" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Serhan Asker

Mülteci kampından dünya yıldızlığına

Galatasaray’ın Polonya doğumlu Alman panzerinin futbol aşkı, Köln’de başladı. Babası futbolcu, annesi ise hentbolcu olan Podolski’nin evinin arkasındaki arsa, futbol yolculuğunun belki de en önemli mekanlarından biri oldu.

AİLESİ Polonya’daki evinden barkından olmuştu.. Oğulları Podolski’nin doğduğu Gliwice kasabasından Friedland Mülteci Kampı’na 80’li yıllarda göç etmek zorunda kalan Podolski ailesini burada zor günler bekliyordu. O günleri bakın nasıl anlatıyor Galatasaray’ın yeni yıldızı: “Kamp yeri nasıl kalabalıktı anlatamam. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Başka başka diller konuşuluyordu. Hiçbir şey anlamıyordum. Bize yabancı yüzlerce insanla yemek yiyorduk. Oradaki herkes kökünden koparılmış birer ağaç gibiydi.”

Podolski ailesinin Almanya macerası, Polonya’dan Friedland Kampı’na göçle başladı

TARİH 7 Aralık 1970... Yer Varşova.. Termometrede derece -10’u gösteriyor.. Kentin bir gettosunda Yahudi anıtı önünde Willy Brandt bir anda dizlerinin üzerine çöker. Heyetteki doktoru endişeyle Almanya Başbakanı’na doğru yönelince Brandt, elini havaya kaldırarak onu durdurur. Kendisi de bir Nazi mağduru olan Willy Brandt, Polonya’dan Almanya adına özür diliyor...

Mülteci kampından dünya yıldızlığına
Ünlü astronom Kopernik, radyolojinin mucidi Madam Curie, müziğin dahi çocuğu Frederic Chopin, futbol yıldızı Lato, Boniek, büyük yönetmen Roman Polanski... Hepsi de Polonya’nın gururu. İşte tüm bunlardan, onların halkından bu “sıra dışı” hareketle özür diledi Batı Almanya Başbakanı...Brandt aynı zamanda ünlü futbolcu Podolski’den de af diliyordu.. Çünkü o da etkileri 2. Dünya Savaşı’ndan çok sonra bile görülen bir Nazi mağduruydu..

Mülteci kampından dünya yıldızlığına

ÇOCUKLUK AŞKIYLA EVLENDİ

KAMPTAKİLER daha sonra eğer varsa Almanya’da yaşayan akrabalarına gönderildi. Lukas, kız kardeşi ve anne-babasıyla Köln yakınlarındaki Bergheim kasabasındaki dedesinin evine sığındı. Ev çok küçüktü. Aylarca balık istifi bir halde orada konakladılar. Sonunda ailece başlarını sokabilecekleri bir evleri oldu. Podolski’nin futbol aşkı da burada başladı. Sporcu bir aileden gelen Podolski’nin babası futbolcu, annesi de bir hentbolcuydu.
Evin arkasındaki arsa, Podolski’nin sadece futbol yolculuğunun önemli mekanı olmadı. İlk ve son aşkı da orada tattı. Çocukluk aşkı Monika’yla yıllar sonra hayatını birleştirdi.

ALEXİS ÇALDI, PODOLSKİ SÖYLEDİ

LUKAS, aynı zamanda bir müzik tutkunu. Bryan Adams hayranı. Onun içli şarkılarıyla tam bir romantizm patlaması yaşıyor. Kuşkusuz Monika’yla, Adams’ın dünyaca ünlü Everything I Do şarkısını çok dinlemiştir. Hani o şarkının başında diyor ya, “Gözlerimin içine bak, göreceksin/Benim için ne ifade ettiğini...” Bu arada Podolski sesini de cesurca ortaya koyacak kadar cesaretli.. Arsenal’de bir zamanlar Şilili takım arkadaşı Alexis Sanchez ile piyano başında şarkılar söylemişti.
Şilili çalmış Podolski de sesiyle döktürmüş... Müthiş solak, yüreğinin baş köşesine koyduğu Monika’nın desteğiyle FC Köln’ün yolunu tuttu ve orada yıldızlaştı.

KÖLN, ONUN İÇİN BİR AŞK

ALMAN Milli Takımı’nın 2006 Dünya Kupası’ndaki en iyilerinden biriydi. Podolski çocukluğunun acılarını hiç unutmadı. Friedland Mülteci Kampı hiç aklından çıkmıyordu.. 2012’de Almanya Milli Takımı toplu olarak Auschwitz Toplama Kampı’nı ziyaret ettiğinde tüm futbolcular manzara karşısında derin üzüntü yaşamıştı. Ancak iki isim vardı ki onların üzüntüsü bir kat daha fazlaydı... Onlar Polonya asıllı Klose ve Podolski’ydi. Podolski güzel yıllarını Köln’de yaşadı. Köln onun için bir aşk.. Bayern Münih’te oynarken de, Londra’da Arsenal formasıyla ter dökerken de Inter’de kiralık- ken de... Aklı hep Köln’deydi.

İSTANBUL SOKAKLARINDA HEP KÖLN’Ü ARAYACAK

Köln’de bir başka mutluydu. Podolski. Buna Münih, Londra ve Milano şahit. İstanbul’da da Köln’deki duygunun peşinde.

Mülteci kampından dünya yıldızlığına

DEDİK ya o bir Köln aşığı... Kentine de futbol takımına da hastalık derecesinde tutkuyla bağlı. 13 Şubat’ı hiç unutmaz. O gün FC Köln takımın kuruluş günüdür (13.02.1948). Bu günde muhakkak sosyal medyadan anlamlı mesajlar paylaşır. Köln’deki arkadaşlarına hele de kendisine çayı sevdiren Türk arkadaşlarına, ailesine çok düşkündür. Anlayacağınız orada bir başka mutludur. O, şimdiye kadar ne zaman Köln’den uzaklaşsa sanki Genç Werther’in Acılar’ı (*)yaşıyor. Buna Münih, Londra ve Milano şahittir.. Umarız Podolski bizim gurbetçilerin deyimiyle Köl(ü)n’den uzakta ilk kez mutlu olur. Çünkü İstanbul’umuzun böyle bir cazibesi var.
(*) Genç Werther’in Acıları Alman yazar Goethe’nin başyapıtlarındandır.. Dünya Edebiyatı’nda ilk satış Rekorları kıran kitaptır.

Mülteci kampından dünya yıldızlığına

DUALARI SCHUMACHER İÇİN

Lukas Podolski, 2014 Dünya Kupası’nı, Köln’ün çocuğu olan komadaki Formula 1’in efsanesine adadı.

ONUN hayatında bir dünya yıldızı var ki gönülden bağlı.. Kendisi gibi Köln’ün çocuğu, Formula 1’in yaşayan efsanesi Michael Schumacher. Yarışlarını hep tribünden takip etmeye çalıştı. Ve Schumacher, Alp Dağları’nda kayarken yaşadığı talihsiz kazadan sonra komaya girince Podolski de tüm dünyadaki hayranları gibi karalar bağladı..
2014 Dünya Kupası’nda Alman oyuncular sadece şampiyonluktan söz ederken Podolski bambaşka bir mesajı dünyaya iletmekle meşguldü:

AYNI TAFFAREL GİBİ

“Şampiyon olacağız ama bu şampiyonluğu sadece Formula 1 efsanemiz Michael Schumacher’e armağan edeceğiz.” Tıpkı 1994’te Dünya Kupası’nı aynı sene ölen Ayrton Senna’ya adayan Taffarel gibi. Podolski, Köln’ün simgesi Dom Kilisesi’ne defalarca Schumi için dualar da etmiş.

TEK TATSIZ OLAYI BALLACK’A TOKADI

2009’da Dünya Kupası grup eleme maçında Galler’le, Almanya karşılaşırken, Podoski, bir pozisyonda tartıştığı takım kaptanı Ballack’a tokat attı. Bu olay Podolski’nin futbol hayatına yazılan tek tatsız olaydır..

ÇAY TUTKUSU KÖLN’DEN...

“MASTER yaparken yanında kaldığım Alman ailesi, her sabah kahve içerdi. Ben ise çaycıydım. Bir gün bunu anlayıp 7-8 çeşit çay seçeneğiyle sürpriz yaptılar.” Podolski’nin çay tutkusu da Köln’deki Türklerden kalma.

“DİLİN NE ÖNEMİ VAR”

Podolski kendisi gibi Polonya asıllı Klose ile hangi dille konuştukları sorulunca, “Lehçe, Almanca ne fark eder. Güzel, ayağa oturan bir pas gelsin, gol olsun. Gerisi önemli değil” karşılığını verdi.

X