Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tüp bebek tedavisinde yeni yöntemler

Ülkemizde her 10 çiftten biri, çocuk sahibi olmakta problem yaşıyor. Tıp alanındaki gelişmelere paralel olarak da tüp bebek tedavilerinde her geçen gün yeni umutlar doğuyor. Tüm bu yöntemler tüp bebek tedavilerinde gebelik şansını oldukça artırabilen yenilikler olarak karşımıza çıkıyor.

Tüp bebek tedavisinde  yeni yöntemler
IMSI YÖNTEMİ

Tüp bebek tedavilerinde mikroenjeksiyon yöntemiyle spermler özel bir mikroskop altında seçilip yumurtanın içine enjekte edilmektedir. Bu işlem sırasında kaliteli embriyo elde edebilmek için spermin hareketli kuyruk ve baş şeklinin düzgün olmasına özen gösterilir. IMSI yöntemi ile morfolojik olarak düzgün sperm elde etme şansı daha fazla çünkü klasik olarak mikroenjeksiyon için kullanılan mikroskoplar spermi 400 kat kadar büyüterek sperm seçiminde yardımcı olmaktadır. Intra ctoplasmic magnified sperm injection (IMSI) denilen yöntemde özel bir mercek ve bilgisayar programı kullanılarak sperm 6600 kat kadar büyütülmektedir. Bu sayede spermin morfolojisi daha iyi değerlendirilmekte ve en iyi sperm seçilmektedir.

EMBRİYOSKOP

Tüp bebek tedavisi sırasında elde edilen embriyoların laboratuvar koşullarında saklanması ve takip edilmesi en hassas kısımdır. Bununla beraber sabit sıcaklığı sağlayan ve anne batınında olan oksijen ve karbondioksit gibi gazları oranını taklit eden inkübatör denilen cihazlar vardır. Bu cihazların çok hassas olması gerekmektedir. Embriyolar bu cihazlar içersinde yaklaşık 2 ile 5 gün bekletilmekte ve bu dönem içersinde zarar görmemeleri gerekir. Burada önemli olan konu; hangi embriyonun transfer edileceğinin karar verilmesi için embriyoların gelişimin incelenmesidir. Bunun için bazı aralıklarla embriyolar inkübatör cihazından çıkartılır ve mikroskop altında incelenir ve büyüme oranları değerlendirilir. Kısa bir sürede olsa oda sıcaklığına çıkan embriyolar dış dünya koşullarına maruz kalırlar. İnkübatör içersine yerleştirilmiş kameralar ile embriyolar dışarı çıkarılmadan izlenmekte ve dış ortam koşullarına maruz kalmamaktadırlar. ‘Embriyoskop’ dediğimiz ‘Dinamik Embriyo Takip Sistemi’ ile hem en iyi koşullarda embriyolar saklanırken hem de devamlı gözlem altında oldukları için hangi embriyonun büyüme potansiyelinin daha fazla olduğu anlaşılmış olmaktadır. Embriyoskop bize daha önceleri fark edemediğimiz bir çok gelişimsel problemleri tespit etmemizde yardımcı olmaktadır.

Tüp bebek tedavisinde  yeni yöntemler
KROMOZOMAL TARAMA

Tüp bebek tedavilerinde son gelişmelerden bir tanesi, kromozom taraması olarak karşımıza çıkıyor ve PGT testi adı verilen yeni yöntem ile oluşan embriyoların genetik rahatsızlıklara ve kromozom bozukluklarına karşı taranması mümkün hale geliyor.
Gebe anne adaylarındaki düşük sebeplerinin en başında kromozom bozukluklarının geldiği düşünülürse, doğru genetik dizilime sahip olan embriyoların rahme aktarılmasının düşük riskini ne kadar azaltacağını siz de tahmin edebilirsiniz. Fakat bu yeni tarama süreci sayesinde genetik bozukluklara sahip olan bebeklerin oluşumu riski de oldukça düşüyor. Bilhassa aile geçmişinde genetik hastalıklardan muzdarip olan bireyler bulunan anne ve baba adayları, PGT taraması sayesinde bu riskleri bertaraf edebiliyor, sağlıklı bebekler dünyaya getirebiliyorlar.

ERA TESTİ

Tüp bebek tedavisinde, bir kültür içerisinde birbiri ile eşleştirilen yumurtalar ile spermlerin döllenmesi sağlanıyor ve işlemlerin hepsi bir laboratuvarda yapılıyor. Döllenen bu embriyolar ise belirlenen günde annenin rahmine aktarılıyorlar ve gebelik başlatılmış oluyor. Ancak pek çok vakada, annenin rahminin embriyoyu kabul etmemesi riski bulunuyor ve başarısız geçen tedavilerin en büyük sebeplerinden birisi de bu.
ERA Testi ise bu sorunun üstesinden gelinmesine yardımcı oluyor. Zira test sayesinde annenin rahminden aktarımın olacağı gün küçük bir doku alınıyor, daha sonra bu doku ile embriyonun birbirine uyumlu olup olmadığı kontrol ediliyor. Rahim dokusu ve embriyo arasında bir uyumsuzluk tespit edildiğinde, rahime embriyo yerleştirme işlemi başka bir güne alınabiliyor.

RAHİM ÇİZİĞİ

Endometrial çizik kısaca özel bir tıbbi alet ile (Histereskopiyle) rahim ağzında rahim içine girilip ve çizikler atılması işlemidir. Bu sayede yeni rahim iç zar dokusu gelişimi sağlanarak, embriyonun tutunma şansı artırılmış oluyor. Endometrial çizik, ilk tüp bebek denemesinde tercih edilen bir yöntem değil. Daha önceden tüp bebek tedavisi almış ancak özellikle ‘endometrium’ dediğimiz rahim iç duvarının yeterince kalınlaşmaması sebebiyle embriyonun tutanamadığı hastalarda kullanılmaktadır. Yeni bir çalışmadan elde edilen bilgilere göre rahim zarının çizilmesi ya da yaralanması çok basit ve ucuz bir tekniktir ve gebelik oranlarını yaklaşık 2 kat artırabilir.
Rahminde herhangi bir problem olmayan ancak uygulanan ilaç tedavilerinin yetersiz kaldığı ve son aşamada yumurta ve embriyo kalitesinin çok iyi olmasına rağmen istenilen sonuç alamayan hastalarda da oldukça yüksek başarılar elde edilebiliyor.


Tüp bebek tedavisinde  yeni yöntemler
ÖĞRENMEDEN GEÇMEYİN

TENDİNİT NEDİR?

Aynı zamanda tendonit olarak da bilinen tendinit, bir tendonun iltihabıdır. Tendon, kasları kemiğe bağlayan dokudur. Esnek, sert ve liflidir ve gerilime dayanabilir. Tendinit ya da bursit rahatsızlıkları omuz, dirsek, bilek, diz, kalça ve ayak bileğinde oluşan iltihaplanmadır. Genellikle iltihaplanma uzun süreler içinde oluşur. Ancak bazı durumlarda ani iltihaplanma sorunları da görülebilir. Bunun sebebi aşırı kullanım ve hor kullanmadır. Bazı kişiler meslekleri nedeni omuzlarıyla sürekli ağır yük taşımak durumunda olabilirler. Bu durum omuz kemiklerinde iltihaplanmaya yol açabilir. Elleri ile çok ağır yük taşıyan kişilerin dirseklerinde ve bileklerinde de iltihaplanma oluşabilir. Sürekli ayakta duran kişilerin ise diz ve ayaklarında iltihaplanma oluşma riski yüksektir. Ayrıca sürekli oturarak çalışmak durumunda olan kişilerin de kalçasında iltihaplanma oluşabilir. Tendinit, vücudun her yerinde, kemikleri kaslara bağlayan tendonların bulunduğu her bölgede meydana gelebilir. Tendinitin en yaygın görüldüğü alanlar şunlardır; başparmak dipleri, dirsekler,omuzlar, kalça, diz, aşil tendonu.

X