Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Küçük kesiyle büyük dokunuş

Dünyada ve ülkemizde gelişen tanı ve tedavi yöntemlerine rağmen kalp ve damar hastalıkları ölüm nedenleri arasında halen birinci sırada. Buna karşın, gelişen teknoloiyle kalp cerrahisinde kullanılan teknikler de hızla değişiyor. Bu günkü yazımızın konusu bu gelişmelerden biri olan küçük kesi ile kalp ameliyatları.

Günümüzde pek çok hastalığın cerrahi tedavisinde ameliyat kesileri küçülmekte. Benzer olarak son yıllarda halk arasında iman tahtası diye adlandırılan göğüs kemiğinin kesilmesi yerine, minimal invaziv denen küçük kesilerle kalp ameliyatları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gerçekleştirilebilmekte. Bu konuda Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğinde görevini sürdürmekte olan Prof. Dr. Haşmet Bardakçı ile konuştuk.

Öncelikle dünyada ve Türkiye’de Kalp Cerrahisinde durum nedir? Ne kadar hastanın cerrahiye ihtiyacı oluyor?


Sayısal bazda baktığımızda kalp cerrahisinde oranlar önemlidir. Basitçe dünyada yılda bir milyon nüfusa bin ameliyat ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Her bin doğumda da 4 bebeğin cerrahi gerektiren kalp problemi oluyor. Bu oran ülkemiz için de geçerli olup Türkiye’de yıllık toplam 80 bin civarında açık kalp cerrahisi gerçekleştirmekteyiz. Erişkin grubunda yapılan bu ameliyatların yaklaşık üçte ikisi koroner by-pass, üçte birini de kapak ameliyatlarını oluşturmakta.

Cerrahi tekniklerde değişiklikler var mı?

Kesinlikle. İşin gerçeği dünyada standart Kalp ve Damar Cerrahisi’nde teknik çok oturmuş durumda. Ancak teknolojinin gelişmesi, deneyimin artması, nüfusun yaşlanması, genç nüfusta estetik kaygılar ve yaşam kalitesi farkındalığının daha ön plana çıkması ile ameliyat tekniklerinde de değişiklikler olmakta. Örneğin klasik cerrahide kalbi durdurmak için kullanılan kalp akciğer makinesinin yan etkilerinden korunmak için atan kalpte yaptığımız ameliyat sayıları on yıl öncesine göre çok daha fazla. Eskiden bir veya iki damara yapılan atan kalpte by pass’ı özel aletleri kullanarak tüm damarlara uygulayabiliyoruz. Kapak hastalıklarında yapay kapak takmak yerine, hastanın kapağı uygunsa ilk tercihimiz kendi kapağını tamir etmek. Bu sayede hastalar kan sulandırıcı ilaçların yan etkilerinden korunmuş oluyor. Bunlara ek olarak ameliyatlar daha küçük kesilerle gerçekleştirilebiliyoruz. Laparoskopik ve robotik yöntemler diğer cerrahilerde olduğu gibi kalp cerrahisinde de gündemde.

Küçük kesi ile ameliyat yaygın olarak yapılabiliyor mu?

Tüm dünyada gittikçe artan oranlarda tercih edilmekte. Klasik kalp cerrahisinde başarısını kanıtlamış, minimal invaziv cerrahi dediğimiz küçük kesilerle ameliyat konusunda eğitim alıp bu konuda kendini geliştirmiş cerrahlar ve ekipleri bu tedaviyi güvenle uygulayabilmekte. Ülkemizde de bu tekniği başarı ile uygulamaktayız.
Peki küçük kesi ile kalp ameliyatının klasik kalp ameliyatından farkı nedir?
Klasik kalp ameliyatında uygulanan ve halk arasında iman tahtası denilen göğüs kemiğinin 26 – 30 cm. kesilmesi yerine meme altı veya koltuk altından 6 – 8 cm’lik bir kesi ile kas veya kemik kesmeden ameliyatın gerçekleştirilmesidir. Göğüs kemiği kesilerek yapılan ameliyat ile küçük kesi ile yapılan ameliyat arasındaki tek fark giriş yeridir. İçeride yapılan işlem standart kalp ameliyatıdır.

Hangi hastalara uygulanabilir?

Mitral, Aort, Triküspit kalp kapaklarının tamiri veya değiştirilmesi. ASD, VSD gibi kalp deliklerinin kapatılması. Kalp tümörlerinin çıkarılması. Kalbin bazı damarlarına atan kalpte by-pass ameliyatının yapılması küçük kesi ile gerçekleştirilebilmektedir. Her yaş grubundan kadın ve erkek hastalara uygulanabilir. Ancak akciğer ameliyatı geçiren hastalarda tercih edilmez. Hastanın göğüs yapısının uygunluğu çok önemli. Ameliyat öncesi yapılan detaylı tetkiklerle hangi tür kesi yapacağımıza karar veriyoruz.

Haşmet Bardakçı kimdir?

1968 yılında Karaman’da doğdu. 1986 yılında Konya Anadolu Lisesinden, 1993 yılında da Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1994 -2000 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü Florence Nightingale Hastanesi ve Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi ( Ankara ) Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğinde ihtisas yaptı. 1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri Duke Üniversitesi’ne ( North Carolina ) gözlemci olarak gitti ve uzman olduktan sonra 2003 -2004 döneminde Columbia Üniversitesinde ( New York ) Prof. Dr. Mehmet Öz ile çalıştı. 2008 yılında Doçent, 2013 yılında Profesör olan Bardakçı Türkiye’de ve yurtdışında alanı ile ilgili pek çok derneğin üyesidir.

Sağlık Olsun önümüzdeki hafta

Sevgili okurlar önümüzdeki hafta konumuz ‘yaşlılığın izleriyle mücadele’ konu başlığıyla inceleyeceğimiz cilt yaşlanmasına karşı kullanılan yöntemler. Bilindiği gibi hızla gelişen tıbbi uygulamalar daha genç görünmek adına da kullanılmakta. Her gün bir yenisi eklenen bu yöntemleri ve uygulamalarını önümüzdeki hafta Uzm. Dr. Sinan İbiş ile konuşacağız. Bu konuda merak ettiklerinizi bana hafta boyunca skalyoncu@hotmail.com adresinden ulaştırabilirsiniz.

X