Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Burun estetiğinde koruyucu cerrahi

Günümüzde burun estetiği ameliyatında hedeflenen, anatomik oluşumlara olabildiğince zarar vermemektir. Hastaların şikâyetlerini giderirken, yenilerine yol açmamaktır.

Bu nedenle çağdaş cerrahiler, minimal invazif girişimlere yönelmiştir. Bu tür yaklaşımlar ile hastaların günlük hayattan uzun süre ayrı kalmalarının önüne geçilir. Bu yaklaşımın burun estetiğine uygulandığı zaman, son yıllarda daha popüler olan ‘dorsum (burun sırtı) koruyucu cerrahi’ tekniğini öne çıkmaktadır.
Burun estetiğinde en güncel yöntem olan, ‘dorsum koruyucu cerrahi’ ile ilgili Kulak, Burun, Baş ve Boyun Hastalıkları Uzmanı Doçent Dr. Tevfik Sözen şu bilgileri paylaştı:

Burun estetiğinde koruyucu cerrahi

HASTAYA BÜYÜK KATKI SAĞLAR

Dorsum koruyucu burun ameliyatları da günümüzde bu amaçtan hareketle tekrar popülarite kazanmıştır. İlk olarak 1914’de tanımlandıkları düşünülürse yeni bir teknik olmayan bu yöntem, belli burun bozukluklarını düzeltmekte cerraha ve dolaylı olarak hastaya büyük katkı sağlar. Burun kıkırdak ve kemik birleşim yeri olan orta 1/3’lük kesimdeki ilişkiyi bozmaması ve burun iskeletini tabandan hareketlendirmesi ile bu teknik hem burun sırtını korur hem de kemik hareketlendirme işleminin sağlam şekilde olmasına imkân sağlar. Açık ve kapalı yöntemle yapılabilen burun ameliyatlarının her iki tekniğinde de dorsum koruyucu burun ameliyatı kullanılabilir. Kemik hareketlendirme işleminde mikro testereler, milimetrik osteotomlar veya Piezo cihazı kullanılabilir. Bunların ayrı ayrı ameliyat sonrası dönemdeki morluk ve şişliğe etkileri vardır. Burada önemli olan konu, tekniğin doğru hasta grubunda tercih edilmesi ve düzgün şekilde uygulanmasıdır. Şüphesiz ki, bu iki gereklilik her türlü ameliyatın planlanmasında hayati önem taşır.

Burun estetiğinde koruyucu cerrahi

TOPLANTILARLA ELE ALINDI

Bu tür dorsum koruyucu teknikler, ilki İstanbul’da olmak üzere, Fransa’nın Nice ve İtalya’nın Roma şehrinde düzenlenen ‘PreservationRhinoplasty’ adındaki toplantılar ile ele alındı. Burada amaç, hastalar ve hekimler açısından tekniğin güvenli ve başarılı bir şekilde uygulanmasını sağlamaktı. Ülkemizin böyle bir tekniğin dünya üzerinde tekrar popüler hale getirilmesi ve geliştirilmesi açısından lider rolü oynaması gurur vericidir. Toplantılarda yapılan vaka tartışmalarının vardığı ortak nokta, belirli hasta grubunda uygun şekilde uyguladığında burun, kemik ve kıkırdak çatısına zarar vermemek adına dorsum koruyucu cerrahinin kullanımı oldukça faydalı olduğudur.
KENDİ İÇİNDE DEĞERLENDİRİLMELİ


Herhangi bir teknik, tüm burun tiplerinde uygulamak için tek ve en iyi yöntem olamaz. Tıp fakültesinin birinci yılında öğretildiği gibi ‘Hastalık yoktur, hasta vardır’. Her sorun, kendi içinde değerlendirilip ona özel plan yapılması ile en başarılı olarak giderilebilir. Burun estetik ameliyatlarında da bu kaide değişmez. Burada biz cerrahlara düşen en doğru teknik seçimini yapabilmek için sürekli yeniliklere açık olmak ve daima en iyisini hedeflemektir. Hastalara düşen ise ameliyata dair beklentilerini doktorlarına tüm detayları ile bildirmeleridir. Başarılı bir sonuca giden yol, doğru iletişim ve ameliyatın teknik olarak iyi hazırlanmadan geçer.


Burun estetiğinde koruyucu cerrahi

ÖĞRENMEDEN GEÇMEYİN

STRESİ AZALTAN BESİNLER

Son yıllarda iş yoğunluğunun artması, maddi ve manevi sorunlar, sosyal yaşamımız, beslenme şeklimiz, spor yapmıyor olmamız gibi durumlar ruh halimizi etkilemektedir. Kaygı, endişe, heyecan ve bunlara bağlı oluşan stres ise bizleri yoğun bir şekilde etkisi altına alır. Stresle başetmenin yolları çok çeşitli ancak günümüzde bazı besinler de stresi azaltmaktadır. Diyetisyen Neslihan Aktepe, stresi azaltan besinlerle ilgili şunları söyledi:
“Stres durumunda beynin hipotalamus bölgesi etkilenerek, beyin ve böbreküstü bezlerinden salgılanan hormonların dengesi değişmektedir. Stres durumunda kortizol, adrenalin ve troid hormonları artarken; ruh hali, uyku düzeni ve iştah metabolizmasını etkileyen serotonin hormonu azalmaktadır. Vücutta serotonin seviyesi düştüğünde yoğun olarak depresyon, yorgunluk, açlık atakları, uykusuzluk, sinirlilik gibi hoş olmayan duygular açığa çıkabilir. Serotonin dediğimiz mutluluk hormonunun triptofan amino asidi sayesinde salınımı olmaktadır.
Stresimizi beslenmemizde bazı besinlere yer vererek azaltmak mümkündür.
Balık, yağlı tohumlar, keten tohumu, zeytinyağı, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kakao, kabak çekirdeği, tam tahıl ürünleri, yulaf, hindi, balık, muz, ıspanak, melisa, sarı kantaron, ıhlamur, papatya ve kuşburnu çayı stresi azaltarak sizi mutlu etmektedir.”

X