"Selçuk Şirin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Selçuk Şirin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Selçuk Şirin

Mizaca göre ebeveynlik!

GEÇEN hafta lokum testi gibi çok basit bir testin hangi çocuğun gelecekte başarılı olacağını şaşırtıcı bir şekilde ortaya çıkardığını yazmıştım.

50 yıl devam eden iki farklı çalışmanın sonucuna göre hayatta başarılı olan insanları birbirinden ayıran faktörün zekâ ya da sosyal sınıftan ziyade benlik kontrolü olduğunun altını çizmiştim. Hafta boyunca özellikle ebeveynlerden yüzlerce mesaj geldi. Nedir benlik kontrolü? Çocuklara benlik kontrolü kazandırmak için ne yapmalı?

BENLİK KONTROLÜ NEDİR?

Kabaca söylemek gerekirse benlik kontrolü kendi duygularımızı kavrayıp idare etme becerisi demek. Yani içgüdüsel olarak aklımıza eseni yapmayıp sabırla belli bir plan çerçevesinde hedefimize yönelmek olarak da tanımlayabiliriz. Mesela her acıktığımızda çok tatlı ya da çok yağlı yemekler yemiyorsak bunun bir sebebi duygularımızı kontrol edebilme becerimiz. Dikkat ederseniz bir beceri diyorum zira benlik kontrolü zihinsel bir süreç sonucu ortaya çıkıyor. Benlik kontrolü literatürde farklı adlarla ama en çok duygu kontrolü ya da duygu düzenleme becerisi olarak geçiyor (emotion regulation). Bu konuda kimler araştırma yapıyor diye bakınca karşıma Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Bilge Selçuk’un pek çok çalışması çıktı. Peki ne bulmuş Bilge Hoca benlik kontrolü konusunda...

Mizaca göre ebeveynlikÜRKEK, UTANGAÇ ÇOCUKLAR

Bir kere mizaç önemli diyor Bilge Hoca. Yani siz ebeveyn olarak ya da bir eğitimci olarak karşınıza gelen her çocuğa kalıptan çıkma yöntemlerle duygusal kontrol becerisi kazandıramazsınız. Çünkü her çocuğun mizacı ayrı. O nedenle ilk yapılması gereken çocuğun mizacı konusunda uzman olmak. Bilge Hoca ve arkadaşlarının Türkiye’de yaptığı bir araştırma bu açıdan ilginç. Ürkek, çekingen, utangaç mizaca sahip çocuklar genel olarak diğer çocuklara göre duygularını idare etmekte çok daha fazla zorlanıyor. Ama ürkek, çekingen, utangaç mizaca sahip çocukların anneleri eğer çocuklarının mizacı konusunda daha duyarlı ise ortaya bambaşka bir sonuç çıkıyor. Duyarlı annelerin ürkek, çekingen, utangaç çocukları diğer tüm çocuklardan daha iyi idare ediyor duygularını. Yani mizaç önemli ama ondan daha önemli olan ebeveynlerin o mizacı hesaba katan tutum ve davranışları. Çocuk yetiştirmede daha önemli bir düstur yok.

SICAK İLGİ-DUYARLILIK

Her ebeveynlik davranışı her çocuk üstünde aynı etkiyi göstermez. Çocuğun mizacına uygun olacak şekilde çocuk yetiştirme davranışı göstermek gerekir. Birden çok çocuk yetiştiren anne-babalarla konuştuğunuzda size hemen söyleyecekleri bu basit gerçek, özellikle çocuklara benlik kontrolü kazandırma sürecinde çok önemli. O nedenle tek bir reçeteden ziyade, çocuğun özelliklerini dikkate alarak çocuğa ve duruma uygun bir ebeveynlik tarzı geliştirmek gerekiyor. Bilge Hoca mizaca göre ebeveynlik konusunda sıcak ilgi ve duyarlılık kavramları arasında keskin bir ayrım yapıyor. Sıcak ilgi, yani çocuğa fiziksel olarak sarılmak, kucaklamak, öpmek ile duyarlılık yani çocuğu tanımak, özelliklerine dikkat etmek, kuralları çocuğun özelliklerine göre gerektiğinde değiştirebilmek apayrı şeyler. Yapılan çalışmalara göre Türkiye’deki ailelerde sıcaklık yüksek ama duyarlılık az. Yani çocuklarımızı sevip okşama, onlarla sıcak temas kurma konusunda iyiyiz. Fakat bunun yanında onları tanımak, oldukları gibi kabul etmek ve daha da önemlisi onların mizacına göre kendimizi değiştirmek noktasında mesafe almamız gerekiyor. Mesela çocuk çok yorgun mu, üzgün mü, öyleyse kurallarımda bugün ısrarcı olmayayım demiyoruz pek. Öyle olunca da mesela ürkek-çekingen mizaca sahip çocuklar çok daha fazla zorlanıyor hayatta. Ama ebeveynleri daha duyarlı olduklarında ürkek-çekingen mizaca sahip çocuklar akranlarından bile daha iyi bir şekilde duygularını kontrol etmeyi beceriyor. En zorlayıcı mizaç özelliklerine sahip çocuklara karşı anne-babalar sabırlı, anlayışlı, duyarlı ve destekleyici olduklarında, bu çocuklar pozitif anne-baba tutumlarına en iyi geri dönüşü veriyor. Galiba hayatın her yerinde aynı kural geçerli: Emek harcayınca sonuç daha kıymetli oluyor...

 

ÇOCUK YETİŞTİRME, ÜZERİNE REÇETE YAZILACAK BİR ALAN DEĞİLDİR!
GEÇEN hafta Twitter’da paylaştığım bir not hiç tahmin etmediğim bir tartışmayı başlattı. Önce ne yazdığımı paylaşayım sonra tartışmaya gireyim: Ömründe iki gün çocuk bakmamış uzmanlar, ömrünü çocuklarla geçiren ebeveynlere akıl verirken iki kere düşünmeli. Ahkâm kesmek için tehlikeli bir alan bu. Bir hayat şekilleniyor...

UZMAN-ANNE TARTIŞMASI

Bu yazdığıma gelen tepkiler iki öbekte toplandı. Anneler büyük oranda bu yazdığımı alkışladı. Belli ki sürekli onlara çocuklarını nasıl yetiştirmeleri konusunda reçeteler sunan uzmanlardan sıkılmış durumdalar. Bazı uzmanlar ise bu yazdığımdan ‘çocuk sahibi olmadan çocuk gelişim uzmanı olunmayacağı’ sonucunu çıkarıp tabiri caizse beni sosyal medyada trolledi. Eğitim konusunda uzman olmak için öğretmen olmak zorunda mıyım diyen bile çıktı. Elbette bir konuda uzman olmak için o konuyu bilfiil yaşamak zorunluluğunu iddia edecek değilim. Ama şöyle bir zorunluluk var: Bir konuda akıl verecek kadar yetkiyi kendinizde görüyorsanız o konuda sadece kitabi bilgilerle kendinizi sınırlayamazsınız. Okuduklarınızı hayatın süzgecinden geçirmek, bunun için de yerinde gözlem yapmak zorundasınız. Yani eğer öğretmenlere akıl veriyorsanız illa öğretmen olmak zorunluluğu yok ama okul binasına adım atmak, orada belli bir süre gözlem yapmak zorunluluğu var. O nedenle uzmanların, özellikle genç anne-babaların iyi niyetli bilgi arayışına alçakgönüllülükle yanıt vermek ve arada “En iyi siz bilirsiniz” deme zorunluluğu var. Ol sebep, bir kere de bu köşeden yazayım: Çocuk yetiştirmek üzerine reçete yazılacak bir alan değildir!

X