İşsizliği kim çözecek?

İŞSİZLİK oranı çift haneli ve TÜİK’in bu hafta açıkladığı veriye göre çalışma çağındaki nüfus her sene bir milyon artıyor!

Haberin Devamı

Böyle olduğu için de tüm anketlerde işsizlik halkın en çok çözüm beklediği sorunlardan biri. Peki işsizliği kim çözecek?

DEVLET KADROSU PATRON MERHAMETİ!

Yeni istihdamı biz ısrarla ‘ya devlet ya patronlar’ çözsün diye bekliyoruz. Türkiye’nin en iyi eğitilmiş kesimine ‘atanamayanlar’ diyor olmamız meselenin bir boyutunu gösteriyor zaten. Devlet dışında hiçbir yerde istihdam edilemeyecek milyonlar yetiştiriyoruz. Bu ‘atanamayanların’ dışında kalan kesime de çare olarak patronları gösteriyoruz. Her sene birkaç defa ‘istihdam seferberliği’ adı altında büyük patronlardan var olan istihdam sayılarını arttırmasını bekliyoruz. Peki Türkiye yeni istihdam ihtiyacını bu iki kaynaktan giderebilir mi?

YENİ GİRİŞİMCİLERE İHTİYAÇ VAR!

Dünyada yeni istihdam sorununu ne devlet ne de patronlar çözüyor. Yeni istihdamı yeni girişimler yaratıyor. Bizim de içinde yer aldığımız OECD ülkelerinde istihdam alanlarının üçte ikisini adına startup ya da KOBİ dediğimiz küçük ve orta ölçekli yeni girişimler sağlıyor. Türkiye’nin ne devlet kadrosuna ne de patron merhametine ihtiyacı var. İhtiyacımız olan şey yeni girişimciler.

Haberin Devamı

TÜRKİYE GİRİŞİMCİLİK YARIŞINDA GERİLİYOR!

Global Entrepreneurship Network Türkiye’nin de içinde olduğu toplam 130 ülkedeki girişimci ekosistemini her yıl ölçüyor (https://genglobal.org/content/about-gen). Türkiye 2015’te dünyada yeni girişimler için en iyi ekosistemi kuran 25 ülkeden biri iken 2018’de ancak 37. sırada yer alabildi. Bir G-20 ülkesi olan Türkiye için bu kabul edilebilir bir sıralama değil elbette. Bizim bu trendi tersine çevirmek için bir taraftan ‘Yol Ayrımındaki Türkiye’ kitabında detaylıca yazdığım yapısal reformlara tekrar dönmemiz gerekiyor. Ama aynı zamanda bizim bu zor koşullara rağmen girişimci olmayı seçen rol modellerine de ihtiyacımız var. O nedenle her hafta ayrı bir girişimciyi tanıtmaya özen gösteriyorum: Kars, Ankara ve New York’tan sonra sıra Silikon Vadisi’nde.

İşsizliği kim çözecekMEMURLUKTAN SİLİKON VADİSİ’NE BİR GİRİŞİMCİLİK HİKÂYESİ

Haberin Devamı

DUYGU Öktem’in hikâyesini duyar duymaz onu NYU’da gerçekleştirdiğim girişimcilik etkinliklerine davet etmiştim. Anlatınca hak vereceksiniz. Duygu Hanım Eskişehirli bir bilgisayar mühendisi olarak TÜBİTAK’ta çalışmaya başlamış önce ve genç yaşta Türkiye’yi Avrupa Komisyonu’nda temsil etmiş. ODTÜ’de yüksek lisansını tamamladığında Ankara’daki güvenli memurluğu bırakıp İstanbul’a, özel sektöre geçmiş. Ailesi ve arkadaşlarının itiraz ettiği bir karar bu.

AMAÇ GİRİŞİMLERİ HIZLANDIRMAK

Özel sektöre geçiş zor olmuş ama zaten başarmak isteyen biraz da bu zorluğu kovaladığı için başarıyor. Duygu Hanım İstanbul’da 30 bin dolayında çalışanı olan Türk Telekom’da Ar-Ge müdürü olduğunda 100 milyon doların üzerinde bütçesi olan projeleri yönetiyor genç yaşta. Ama bu süreçte şunu da fark ediyor: Büyük şirketlerdeki hantal bürokrasi yeni girişimlerin ortaya çıkmasına engel. İşte bu noktada Duygu Hanım’ın mücadeleci kişiliği öne çıkıyor ve tam 32 toplantı yaptıktan sonra yöneticileri Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmeye ikna ediyor. 2013 yılında Türkiye’de ilk kez özel bir şirket bünyesinde hayata geçirilen startup hızlandırma programı Türk Telekom PİLOT işte böyle kuruluyor.

Haberin Devamı

STANFORD’DA DERS VERECEK

PİLOT’u kurduktan sonra Silikon Vadisi’nde şansını denemek için yeniden yollara çıkıyor Duygu Hanım. Kendisini şu ara San Francisco’da ya da İstanbul’da, bazen Adana’da, bazen Austin’de bulabilirsiniz. O artık sadece Türkiye’yi değil dünyayı da daha iyi bir yer haline getirecek startup’ları bulup onların yatırıma ulaşmasını sağlıyor. Tam da yarın Stanford Üniversitesi’nin ‘girişimcilik’ dersinde kendi hikâyesini anlatacak olması beni hiç şaşırtmıyor. Türkiye’de pek çok gence mentorluk yapan Duygu Öktem Clark’ın adını daha çok duyacağız.

İşsizliği kim çözecek

ÖLÜM DÖŞEĞİNDEKİ ÇOCUKLARIN ‘KEŞKE DAHA ÇOK YAPABİLSEYDİM’ DEDİĞİ ŞEYLER!

ALASTAIR McAlpine ölümcül hastalıklara yakalanan çocuklarla çalışan bir doktor. Geçtiğimiz hafta Twitter’dan yaptığı paylaşımda ‘Çocuklara hayatta nelerden zevk aldıklarını, hayatlarına neyin anlam kattığını sordum’ deyip aldığı yanıtları sıraladı. Beni en çok etkileyen cevaplar şunlar oldu; herkesin ve özellikle ebeveynlerin öğreneceği çok şey var bu listede:

Haberin Devamı

1- Öncelikle, hiçbirisi keşke daha fazla televizyon izleseydim, Facebook’ta daha fazla zaman geçirseydim falan dememiş. Ya da kavga etmekten zevk aldığını söylememiş.

2- Çoğu evcil hayvanlarından bahsetmiş. “Rufus’u çok seviyorum; komik havlamaları beni güldürüyor”. “Ginny’nin geceleri bana sokulup mırıltılar çıkarmasına bayılıyorum”. “Jake’le sahilde gezdiğimiz zamanlar en mutlu olduğum anlardı”.

3- Çocukların pek çoğu anne babalarından, genelde endişe duyarak bahsediyor. “Umarım annem iyi olur. Üzgün görünüyor”. “Babam endişelenmemeli. Sonra yine buluşacağız zaten”. “Ben ölünce Tanrı anneme babama yardımcı olsun”.

4- Hepsi kitapları ya da kendilerine hikâye anlatılmasını sevdiğini söylüyor; özellikle anlatan anne babaları olunca. “Harry Potter bana kendimi cesur hissettiriyor”. “Uzayda geçen hikâyelere bayılıyorum!” “İyileşince Sherlock Holmes gibi iyi bir dedektif olmak istiyorum”. Beyler, bayanlar! Çocuklarınıza bol bol okuyun, bunu çok seviyorlar.

Haberin Devamı

5- Çoğu başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğünü daha az kafaya takmış olmayı ve kendilerine ‘normal bir insan’ gibi davrananlara daha çok değer vermiş olmayı dilediğini söylemiş. “Gerçek arkadaşlarım, saçlarım dökülünce bunu hiç umursamadı”, “Jane ameliyattan sonra ziyaretime geldi ve yaramı fark etmedi bile!”

6- Çocuklar en değerli özellik olarak hep iyi, nazik olmayı ön plana çıkarmış. “Büyükannem bana çok iyi davranıyor. Hep beni gülümsetiyor”. “O iyi huylu hemşirenin burada olması hoşuma gidiyor. Çok kibar. Çektiğim acıyı hafifletiyor”.

7- Hemen hepsi kendilerini güldüren insanları sevdiğini söylüyor. “O sihirbaz tam bir şapşal! Pantolonu yere düşünce gülmekten öldüm!” “Babam yüzünü garip şekillere sokuyor ve çok hoşuma gidiyor!” Kahkaha ıstırabı azaltır.

8- Son olarak, hepsi aileleri ile geçirdikleri zamanlara kıymet veriyorlar. Onlar için bundan daha önemli bir şey yok. “Annem ve babam süperdir!” “Kız kardeşim beni her zaman sımsıkı kucaklar!” “Beni hiç kimse annemin sevdiği kadar sevemez”.

Kıssadan hisse: Kibar olun. Daha çok kitap okuyun. Ailenizle zaman geçirin. Şaka yapın. Köpeğinize sarılın. Sizin için özel olan o insana onu sevdiğinizi söyleyin. Bunlar, çocukların, keşke daha çok yapabilseydim dediği şeyler. Kalan her şey ıvır zıvırdır. Ha... bir de dondurma yiyin.

Not: Twitter’da yukarıdaki paylaşımı İngilizce olarak yapıp keşke Türkçeye çevrilse dediğimde iki takipçim yardıma koştu. Pınar Göktürk ve Özgür Çelebi. Her ikisi de sağ olsun. Sosyal medyanın bu tarafını çok seviyorum.

Yazarın Tüm Yazıları