"Selçuk Şirin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Selçuk Şirin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Selçuk Şirin

Asıl katliam ölümlere alışmaktır: Sayı değil insan!

Her sabah Twitter’a korkarak giriyor, gazeteye ürkek gözle bakıyorum.

Acaba bugün memlekette hangi felaket oldu? Madende, trafikte, karakolda ya da Barış Mitingi’nde kaç cana kıyıldı?

Ölümler ve toplu ölümler arasında geçiyor günlerimiz...Farkında olmadan, giderek yükselen sayılarda ölüme alışıyoruz. Ülke tarihinde ilk defa bir biliminsanı Nobel Ödülü’nü aldı fakat o sevinci bile iki gün yaşayamadık...


Ankara Katliamı’na vereceğimiz tepki neden önemli?


Ölümler kadar öldüren gerçek şu ki toplum olarak toplu katliamlara alışıyoruz! Artık bir terör eyleminde birkaç kişi ölünce gazetede küçük bir haberle geçiştiriyoruz. Çünkü Ağrı’da, Hakkari’de, Suruç’ta alıştık onlarca insanın katledilmesine. 95 kişinin öldüğü Ankara Katliamı’na vereceğimiz tepki işte bu nedenle çok kritik. Ya Türkiye’de yüzlerce insanın katledilmesine gerçek manada hep birlikte isyan edeceğiz ya da tarihimizde ve coğrafyamızda bu tür ölümler hep oluyor diyerek yeni katliamlara davetiye çıkartacağız.


Doğu ve Batı’da ölüm aritmatiği!


Farkındasınız değil mi? Pakistan, Irak ya da Suriye çıkışlı terör olaylarında ölenlerin sayısı 100’ü bulunca ancak bizim haberimiz oluyor. Oysa Batı’da bir elin parmaklarını geçince sayı günlerce haberimiz oluyor. Peki kim bunun sorumlusu? Batı’da da toplu ölümler oluyor ama orada toplu ölümlerin yası toplu tutuluyor. İki örnekle anlatayım meramımı.


Keder Portreleri


New York’taki İkiz Kuleler’de binlerce kişi hayatını kaybetti. Aylarca yas tutuldu, tüm dini cemaat temsilcileri toplu olarak dua okudu. Ve o yas bitmeye yüz tutmuşken New York Times ölenlerin anısını bir sayıya hapsetmemek için Keder Portreleri (Portraits of Grief) adlı bir proje başlattı. Ödürülen her bir kişinin hikayesini yayınlama kararı aldı. Günlerce değil aylarca, olay gündemde olduğu zaman değil olay gündemden düştüğü zaman ölen 2500’ü aşkın New Yorklu’nun hikayesi her gün yer aldı gazetede. Bu portreler sonra bir kitap oldu ve halen yenilenen bir internet oldu. New York Times bu çalışmasıyla her bir ölüm sayısının ardında bir hayat olduğu gerçeğinin altı çizidi. Tarihe not düştü. Şimdi okullarda ders kitabı bu çalışma. Hala yeni bilgiler yüklenen şu sayfayı ziyaret etmenizi öneririm: http://www.nytimes.com/interactive/us/sept-11-reckoning/portraits-of-grief.html?_r=0


Davutoğlu karikatüristler için yürüdü!


Fransa’da katledilen Charlie Hebdo karikatüristleri için yapılan anmalar da bir başka örnek. Hatırlayın o katliamın ardından milyonlarca insan sokağa döküldü. Aralarında Başbakan Davutoğlu’nun da bulunduğu 40’tan fazla devlet başkanı ve başbakan teröre karşı ortak yürüyüş yaptı. 12 kişinin can verdiği bu katliamın yasını Fransa günlerce dua ederek, yürüyüş yaparak, biz nerede hata yaptık diye sorgulayarak tuttu.
Şimdi başkentimizde öldürülen 95 kişi için bakalım biz nasıl yas tutacağız.

Ölüme saygı, insana saygı!


Terör kurbanlarını da Soma’da, Ermenek’te ölen madencileri de, İstanbul’un göbeğinde ölüme atlayan inşaat işçilerini de doğru dürüst anmadan bir sonraki felakete geçiyoruz. Ölümler bu kadar kanıksandığı için felaketlerin ard arda bizi bulduğu gerçeği ise ortada duruyor. Çünkü ölümlere verdiğiniz tepki, bir sonraki felaketin yönünü belirliyor. Geçiştirilen her ölüm, hesabı sorulmayan her ölüm, bir sonrakine davet çıkartıyor.

#SAYIDEĞİLİNSAN


Ankara’da binlerce kişinin kanı hala yerde iken gelin bu sefer farklı bir şey yapalım. Bu sefer ölen her bir canı hikayesiyle, adıyla sanıyla tarihe kaydedelim. Kimdiler, nereden geldiler, hangi takımı tutuyorlardı, en sevdikleri türkü neydi, son gittikleri konserin biletleri duruyor mu odalarında bir yerde asılı olarak?
Çünkü ölenler birer sayı değil, bir insandır. Ve her bir insan başka bir hayattır.
#sayıdeğilinsan

X