Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yüce Divan oylamasının perde arkası

İŞBU yazı Meclis Genel Kurulu’ndaki tarihi oylamanın öncesini ve sonrasını anlatırken, Ampul Partisi’nin iftiraya uğrayan dört eski bakanının Yüce Divan’ın eşiğinden nasıl döndüğünü beyan eder.

* * *

Başbakanımız, Plaket Kolu Başbakanımız Davutoğlu, Paris’teki yürüyüşten yeni gelmiş ve ayağının tozu ile “Uzun Boylu Sevgi İnsanı” ile buluşmuştu. Aydın’dan geliyordu.
Ampul Partisi’ne gönül vermiş Aydınlılar, il kongresine katılan Sayın Davutoğlu’nu “Baş Efe” seçmişlerdi.
Gerçi efelik müessesesinin başı dibi yoktu ama seçmişlerdi işte. Onun töreni şey edilecekti.
Hatta il yönetimi “Baş Efe” ilan edecekleri Davutoğlu’na giydirmek için efe kostümü de arandılar. Ancak Başbakanımızın heybeti bedende değil de akılda vücut bulduğundan ona uyanını denk getiremediler.

‘SEN İŞİNE BAK!’

Eldeki efe kostümlerinden birini giydirip, medya leşkerlerine poz verdirseler “Küçük Hüsamettin” gibi gözükeceğinden bu projeden vazgeçildi.
Zaten Davutoğlu’nun acelesi vardı.
Üç dönem engeline takılan vekiller için “Uzun Boylu Sevgi İnsanı” ile buluşup ricacı olacaktı. Bu yüzden Aydın’daki törenin tadını çıkaramayıp, İstanbul’a koştu. Durumu “Uzun Boylu Sevgi İnsanı”na arz etti.
İstemezler medyasından sızan haberlere göre “Sen işine bak” cevabını alıp, Meclis’teki oylamaya yoğunlaştı.
Aslında Davutoğlu, iftiraya uğrayan dört eski bakanın Yüce Divan’a gönüllü olarak gitmesinden yanaydı. Bu bakanlarla birebir görüşüp, telkinini yapmıştı. Lakin birileri aynı görüşte değildi.
Vekillerin Yüce Divan’a gitmesi seçimden önce iyi görüntü vermezdi. “Ya içlerinden biri aşka gelip ileri geri konuşursa” deyip tedbirli davranma yoluna gittiler.
Tedbir basitti. Oylama öncesi vekillere, tavla pulu gibi üç adet pul veriliyordu. Kırmızı, yeşil ve beyaz renkteki bu pullardan her biri başka manaya geliyordu.

* * *

Misal, oylamada kırmızı pulu mu attın? Bu siyaseten “Benim sütten çıkmış ak kaşıktan farkı olmayan vekilimi Yüce Divan’a göndermeyin” demek oluyordu.
Yeşil pulu atmanın karşılığı ise “Bunları bize sayıyla mı verdiler, gitsin Yüce Divan’a hesap versin” demeye denk geliyordu.
Beyaz pul en masumlarıydı. Oy sahibinin kafaca dağıldığını, bir karara varamadığını arz ediyordu.
Ampul Partisi yöneticileri, oy kullanmadan önce vekillere “Biz sizin vicdani tercihinize karışmayız ama atmadığınız diğer iki pulu getirip bize göstereceksiniz” dediler.
Yani kırmızı pulu atan elde kalan yeşil ve beyaz pulları grup yöneticilerine gösterecekti.

OĞLUM BAK GİT!

Oylamadan önce kulislerde bin bir tevatür dolandı. Bu tevatürlerden birine göre Başbakan arkadaşlarının Yüce Divan’da aklanmasını istediğinden, vekâleten bıraktığı kendi oyunu “yeşil” tayin etmişti.
Bir başka tevatür ise Bülent Arınç liderliğindeki bir grup Ampul Partilinin “Bunları Yüce Divan’a gönderin” fikrinde olduğuydu.
Muhalefet hangisinin doğru olduğunu anlamak için Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’yu konuşturmak üzere peşine Sırrı Süreyya Önder’i takmıştı.
Burhan Kuzu, peşini bırakmayan Önder’i “Oğlum bak git” diye tersleyip durduğundan işin aslı ortaya çıkmadı.
Ancak Burhan Kuzu’nun “yeşil pulu” kullanacağı ve bunun fark edilmesinden çekindiği Sırrı Süreyya’nın raporuyla kesinleşti.

* * *

“Diğer iki pulu getirip göster” uygulaması işe yaramadı. Ampul Partisi kırk küsur fire verdi. “Avcı kırk yol bilirse ayı da kırk yol bilir” diyen atasözü haklı çıkmıştı.
Muhalif milletvekilleri kendilerinden artan “yeşil pulları” çaktırmadan niyeti bozuk iktidar vekillerine vermişlerdi.
Onlar da bu yeşil pulları kendi grup yöneticilerine gösterip “Aha kırmızı verdiğimizin ispatı” diyebildiler. Parmak izi bırakmadılar.
Muhalefet ilk kez iktidara karşı “fire vermeyip” blok oy çıkarmıştı. Sonuç değişmemişti ama ileri demokrasi olmuştu. Boş başak gibi yine dimdikti.

X