Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yepyeni bir başlangıç mı?

İzlanda maçında alınacak sonuca çok takılmıyorum. Fransa 2016’ya gitsek de gitmesek de olur.

Elimizin altında Ozan, Oğuzhan, Şener, Volkan, Olcay, Muhammed, Yasin, Semih, Ersan gibi isimlerden oluşan yeni bir kuşak var. Ben bu yeni kuşakla nereye kadar gideceğimizi merak ediyorum.


Çek Cumhuriyeti ile yapılan maça çıkarken kimsenin umudu yoktu. “Benim vardı” diyene, “Vardı da ne diye söylemedin?” diye sorarlar.
Çek Cumhuriyeti ve İzlanda maçları sona kalmış.
Çek takımına kendi sahanda bile yenilmişsin.
İzlanda’yı sorarsan gurubun demir leblebisi olarak hükmünü koymuş.
Ucuz maçların neredeyse tamamında puan kaybeden takım bu son iki maçı alacak da biz de Fransa’ya gideceğiz. Milli takımın en fanatik taraftarları bile inanmıyordu bu rüyaya.

* * *

Ummadık şeyler yaşandı. Bizim takım puanları toplamaya başladı, oynadığı futbol bir şeye benzemese de puanlar geliyordu. Nihayet Çek Cumhuriyeti’nin önüne çıktık.
İlk devresinde ezildiğimiz
maçın son 25 dakikasında bize bir haller oldu.
Çek takımını evire çevire yenip son maça kaldık.
İzlanda maçını evimizde oynayacağız. Ne olur, diye sormayın. Çünkü kafalar başka yerde.


SEVİNEMEDİK Kİ…


Sürpriz galibiyete, biz taraftarlar olarak sevinemedik. Yakın tarihimizin en zorlu maçını kazanan takımın hocası da futbolcusu da sevinemedi.
Bir yanda halay çekerken ölümle karşılaşan gencecik, yüze yakın evladımız. Öte yanda Çek takımının kalesine atılan iki gol. Nasıl sevineceksin ki?
Bu gece oynanacak İzlanda maçına da bu haleti ruhiye ile giriyoruz.
Bu saatten sonra o maçın benim için önemi kalmadı. Yenseler ne olur yenmeseler ne olur?
Aha, burada lafımı zapta geçiriyorum. Kendi sahamızda 5-0 yenilsek bile kalkıp oyuncularına veya teknik direktörlerine gönül koymam.
Ölümün yanında, toprağa verilen gencecik güzel yüzlü çocukların yanında kaleye giren birkaç top ne ki?
Benim kalbimi kıran şey zamansız gelen, kalleşçe gelen ölümler.
Öte yandan hayat devam edecek. Her acı gibi bunlar da geçecek, her ölüm gibi bunlar da unutulacak. Bizim insanımız her şeye alıştı.
Sadece günlük hayat içinde, zaman zaman karşılaştığımız facialarla hırpalanmadık.
Futbolun şiddete sebep olan yüzünü de gördük. 1967’de Kayseri’de, 1985’te Brüksel’deki Heysel facialarını yaşadık. Çıkan panik sonucu tribünlerin çıkış kapılarında sıkışan insanların ölümünü de gördük.
Bugün çıkış merdivenlerine insan oturtmama tedbiri, o faciaların verdiği ağır derslerden çıkartılmıştır.


BU KEZ OLACAK


Her ne kadar “umursamıyor” gözüksek de İzlanda maçı bizim için yeni bir milat olacak.
Ben Fransa 2016’ya katılabilme ihtimalinden çok, milli takımın yeni bir kuşak yakalayıp yakalamayacağı ile ilgileniyorum.
Şenol Güneş yönetiminde dünya üçüncülüğünü yakalayan takım, kendine has bir takımdı.
UEFA şampiyonu olmuş Galatasaraylı topçularının iskeletini oluşturduğu bir takımın başarısını izledik,
Ardından 2003’te Avrupa’da FİFA Konfederasyon Kupası’na ilk kez katıldık.
Yine Şenol Hoca baştaydı. Bu kez daha genç bir kuşağa şans vermişti. Orada da üçüncü olduk.
Şenol Güneş’in adı hiçbir stadyuma verilmedi.
Bu kez elimizin altında bir Fransa 2016 şansı, bir de Ozan, Oğuzhan, Şener, Volkan, Olcay, Muhammed, Yasin, Semih, Ersan gibi genç ve yepyeni isimlerden oluşan, denenmemiş bir kuşak var.
Milli takımın bu genç isimlerle nereye kadar gidebileceğini, bugün oynayacağımız İzlanda maçından çok merak ediyorum.

* * *

Bugün “olmayacak şey” olursa, İzlanda’ya kaybedip de Fransa’ya gidemezsek herşey bitmiş sayılmaz.
Yukarıda saydığım isimlerle yeni bir maceraya daha başlarız. Bu yeni isimlerle Milli Takım’ın nereye kadar gidebileceğini hep beraber görürüz.

X