Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Siyasetin aslı dedikodudur!

AMPUL Partisi’nin kongresi bitmesine bitti ama ardından söylenen laflar daha bitmedi. Yapılan ince hesapların dökümü birer ikişer satır, gazetelere düşüyor. Daha yeni yeni konuşuluyor.
Meğer Başbakanımız, bilim adamımız Davutoğlu az kurnaz değilmiş.
Kongrenin yapılacağı tarihi 12 Eylül’e denk getirmiş. Hem de parti yönetiminden kimseyle tartışmadan, kimseyle konuşmadan.
İşin inceliği burada işte. Partinin diğer yöneticileri talimatın Ak Saray’dan geldiğini zannediyor ve kimse “Niye 12 Eylül?” diye sormuyor.

*

Sonradan anlaşıldı ki Ampul Partisi kongresinin yapılacağı gün Ak Saraylı Büyük Usta Türkiye’de olmayacaktı. Program önceden yapılmıştı.
Büyük Usta, 9 ile 13 Eylül tarihleri arasında Kazakistan’ın başkenti Astana’da olacaktı ve burada yapılacak olan “Türk Dili Konuşan Ülkeler İş Konseyi Zirvesi”ne katılacaktı.
Başbakan ve parti yöneticileri de dört-beş günlük bağımsızlığın tadını çıkaracaktı. Bana göre hava hoş. Varsın tadını çıkarsın. Belli ki heves etmiş bir kere.
Lakin olan Ak Saraylı Büyük Usta’nın gözünden kaçmadı.


VER ŞU LİSTEYİ!

Başbakanım, stratejik derinlik uzmanım Davutoğlu’nun telaşlı hallerinden huylanan Büyük Usta, parti meclisi listesinin hazır olduğunu öğrenince “Bunda bir iş var” dedi ve gezisini iptal etti.
Sonra aklına yeni gelmiş de merak etmiş gibi yapıp Başbakan’a “Getir hele şu parti meclisi listeni” dedi.
Liste önüne geldi. Büyük Usta isimlere tek tek baktı. Gördü ki partiyi emanet ettiği şahıs, kafasına göre takılmış. Canının istediğini listeye yazmış. “Parti meclisine şunlar muhakkak girsin” denenleri listeye almamış.
Kendi canının istedikleri ile listeyi doldurmuş.
Ak Saraylı Büyük Usta bakmış ki kimden hazzetmiyorsa listede adı var. “Bana bir kalem verin” demiş. Kalemi yetiştirmişler. Geniş bir besmele çektikten sonra başlamış listedeki isimlerin üzerini çizmeye.
Çizilen isimlerin karşısına da kendi sevdiklerini yazmış.
“Beşir Bey’in yerine benim avukat girsin.”
“Bizim sarı bıyıklı bir danışman vardı, adı neydi. Hah! Onu da Bülent Bey’in yerine yazalım.”
“Bunu da bizim damat çok sever, onu da Ali Babacan’ın yerine ekleyelim.”
“Taner Yıldız’ı da dinlendirelim, zaten şehit olmak istiyordu.”

*

O geldi, bu gitti derken bir bakmışlar ki Başbakanım, duygusal hatibim Davutoğlu’nun listesinden tam otuz iki kişi buhar olmuş.
Listeyi böyle şekillendiren Büyük Usta, isimleri son bir kez gözden geçirdikten sonra Başbakanım, tek adayım Davutoğlu’na göndermiş.
Olay parti kulislerinde duyulduktan sonra herkes “Çok daha yakışıklı oldu” diye yeni listeyi övmeye başlamış.
Sanırım bu da siyasi emanetçilere ders olur. Kafalarına göre takılıp, Ak Saraylı Büyük Usta’ya kazık atmaya kalkışmazlar.


BİR HESAPLAŞMA


Binali Yıldırım büyüğümüzün siyaseten patinaj yaptığı bundan iki yıl önce konuşulmaya başlanmıştı. Gezi olayları sırasında “ortaya karışık” nasihat vermesi ve kendisine “devlet adamı” şekli yapması rahatsızlık yarattı.
“Vay bee! O bile bize akıl veriyor” dendiği duyuldu.
Yerel seçimlerde kazanma şansı olmayan İzmir’den aday yapılınca kendine çabuk geldi ve yeniden saf tuttu. Bu kez Başbakanım, duygusalım Davutoğlu ile çatıştı.
Bir duyduk ki Binali Abimiz’in ne kadar yakını varsa ya istifa ettirilmiş ya başka yerlere gönderilmiş. Suçu Başbakan’a karakter yapmaktı, metroyu kendi icat etmiş gibi davranmaktı. Bu kongrede hesaplaşıldı.
Binali Bey delegeleri dolaşıp elindeki bir kâğıdı imzalatıyordu. Kâğıdın üzerinde bir şey yazmıyordu. Bir-iki delege “Ya bizi kefil yaparsa” deyip huysuzlandıysa da 900 imzayı üç günde buldu.
Ne zaman istese o kâğıdın üzerine “Partinin genel başkanlığına adayım” diye yazıp Başkanlık Divanı’na verebilirdi.

*

Mesaj çabuk alındı. Binali Bey parti meclisine girdi, kendisine iade-i itibar edildi. Şimdi Ak Saraylı Büyük Usta’nın ruh hali kollanıyor.
Söylentilere göre Binali Abimiz’in başbakan olması onun bir sinirlenmesine bakar.
Tecrübeli siyasetçilere göre Binali Abimiz’in yakınları o sinirleri yerinden oynatmak için ellerinden geleni artlarına bırakmayacaklar. Abanacaklar da abanacaklar.
Sonucu 1 Kasım’dan sonra alacağız inşallah!

X