Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sefer Amca her daim demokrat

SEFER Amca altmış yaşına yakın. Artık olgunlaşmış, dalında böceklenmeye hazır armut kıvamına gelmiş.

Yalnızlık canına “tak” ettiğinden evlenmek fikrine düşmüş, lakin bu yaşta uygun kadını nereden bulacak?
TV’teki izdivaç programları sahipsiz erkeğin er meydanıdır. Elbette izdivaç programlarından birine katılacak, bahtını orada deneyecek.
Sefer Amca da öyle yapmış. Bir programa katılmış, sırası geldiğinde de kamera önüne çıkmış, hikâyesini anlatmaya başlamış.
Daha önce biriyle resmi, diğeriyle imam nikâhlı olarak iki kadınla beraber olan Sefer Amca’nın üçüncü evlilik gayretini niye mi dilime doladım? Siyasal hallerimizle benzerliği var da o sebepten. Bakalım o benzerliği yakalayabilecek misiniz?
* * *
Birinci eşi ile amca çocukları. Daha 17 yaşındayken kaçıp evlenmişler. Ne var ki evlilik altı ay sonra çığırından çıkmış. Kızın hareketleri delikanlı çağındaki Sefer Amca’nın hiç hoşuna gitmeyince evlilik bitmiş.
Programın sunucusu merakla “Niye ayrıldınız?” diye soruyor. Sefer Amca tevekkülle cevap veriyor:
“Elimden bir kaza olarak, cezaevine kader kurbanı olarak girdik.” (Elimden bir kaza çıktı, demek istiyor.)


YANİ BUNA DA ÇOK ŞÜKÜR


Sunucu kız dehşet içinde “Karını mı öldürdün?” diye soruyor. O ne kadar şoklanmışsa Sefer Amca da o kadar sakin:
“Kader olarak, yani buna da çok şükür.”
(Yazarın notu: Diyaloglardaki Türkçe bozukluğundan Sefer Amca değil ‘Türk Eğitim Sistemi’ sorumludur.)
Niye öldürdüğünü de tam açıklayamıyor. Tahminen kıskanmış.
Cezaevinde on dört yıl yatmış. “Ecevit affı” yetişmiş, dışarı çıkmış. “Yalnızlık Allah’a mahsus” diye düşündüğünden kendine bir hayat arkadaşı aramış. Bir arkadaşın yardımı ile bulmuş:
“Çok affedersiniz, Kadıköy Belediyesi’nde çalışıyordu, temizlik işçisi olarak” deyip ikinci kadını tarifi ediyor etmesine de niye “affedersiniz” çektiğini biz anlamıyoruz.
Sunucu kız hâlâ şokta. Kendi kendine “Nasıl olur” diye söylenirken Sefer Amca kişisel tanıtımını yapmaya devam ediyor. Misal; yalandan, dolandan iftiradan çok korkarmış.
Bu arada ikinci kez birlikte olduğu kadınla da işin yürümediğini öğreniyoruz. Program sunucusu, sebebini öğrenmek isteyince anlatıyor.
* * *
Kadının aslında boşanmadığı bir kocası varmış. Parasına göz diktiği Sefer Amca’dan bunu saklamış. O da kadının üzerine evini yapmış. Derken kadının evli olduğunu öğrenen Sefer Amca evi geri istemiş.
“Benim paramı istemiş. Evimi aldı, paramı aldı sonunda kendi gitti” diyor.
“Nereye gitti?”
“Beni öldürmek istiyordu, kendi öldü.”


OLMASAYDI İYİYDİ AMA OLDU


Programın sunucusunda şaft kaydığından, gerçekle ilgisi olmayan sorular sormaya devam ediyor. Misal, ikinci kadının eceli ile öldüğünü varsaymış, Sefer Amca’dan sebebi soruyor. O da cevap veriyor:
“Ben öldürmüşüm.” (Cinayeti kendisi de sonradan duymuş gibi.)
“Yaa ne diyorsun amca?”
“Olmasaydı iyiydi ama oldu ne yapalım?”
“...!!!”
“Yattım çıktım.”
“Yaa Sefer Amca, ben sana nasıl kefil olayım da eş bulayım?”
“Ben artık ıslak (ıslah demek istiyor) oldum, akıllandım.”
İki beraberliğini de cinayetle bitiren Sefer Amca’nın kurduğu “evlilik yapıları” ile bizim “demokratik yapımız” arasında derin bir benzerlik var.
Kadınlar huzurlu bir yuva istiyor, Sefer Amca’ya koşuyor. Biz huzurlu bir toplum isteyip, sandığa koşuyoruz. Her seferinde aynı dayağı yiyip, sil baştan yapıyoruz.
* * *
Demokrasideki ısrarımız ahali olarak bizi “ ‘Mor Koyun’ türküsünün önünde dönen” köçeğe çevirdi. Büyüklerimiz çalıyor; elimizde ziller, biz oynuyoruz.
7 Haziran’ı saymazsak (saymadılar zaten) 1 Kasım’da yine Ampul Partisi’nin gözetiminde üçüncü kez sandığa gideceğiz.
Sandıktan çıkacak mucizeyi “ıslah olmuş” kabul ettiğimiz Sefer Amca’nın dest-i izdivacına talip kadınlar gibi bekleyeceğiz.
“İnşallah elinden bir kaza daha çıkmaz” diye dua ederek.

X