Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Romantik yıllar çok eskide kaldı

SURİYE’nin resmi anlamda kafamızı ilk kez bozması, teee Adnan Menderes’in başbakanlık zamanına denk gelir.
Elinde güç varken çok şedit bir şahıs olan merhum Menderes’in o vakitler niye gazaplandığını hatırlamıyorum ama bir resmi davette karşılaştığı Suriye Büyükelçisi’ne fena yüklenmişti.
“Kafamı kızdırmayın! İki alay asker gönderir, Suriye’nin altını üstüne getiririm!”


* * *


Filistin milletinin silaha sarılmasından önce Ortadoğu çok kolay bir bölgeydi.
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bölgeden çekilen Osmanlı’nın yerini birçok yapay devlet doldurmuştu. Bunların sınırlarını da İngiltere’nin siyasi temsilcisi Bayan Gertrude Bell çizmişti.
Ortadoğu devletlerinin resmi sınırlarının geometrik düzen göstermesinin sebebi de Gertrude Bell’in yeni haritayı dizayn ederken, cetvel kullanmasıydı.
İngiltere’nin çokbilmiş dudusu Gertrude Bell, eline cetvel değil de pergel geçirse belki de devletleri harita üzerinde olimpiyat halkaları gibi gözükecekti.

‘AH 1 MİLYONUM OLSAYDI’

Ortadoğu’nun yapay haritasına kondurulan devletler için her şey basitti. Hayat kolaydı. Şeyhleri, emirlerin, kralların tamamı parasızdı.
On üç yıl önce Daniel Yergin adında bir Amerikalı gazeteci çıktı. Yakın dünya tarihini, petrolün bulunması ve kullanılması ile birlikte “paralel” olarak yazdı.
Daniel Yergin’e gazeteciliğin Nobel’i olan Pulitzer Ödülü kazandıran o kitabın bizdeki baskısı 2014 tarihlidir ve kitap da sekiz yüz sayfanın üzerindedir.
Türkiye doğal olarak kitabı fark etmedi. Çünkü o sırada Ahmet Davutoğlu hocamızın “Stratejik Derinlik” adlı eseriyle meşguldü. Daniel Yergin’in sekiz yüz küsur sayfada zor anlattığı petrol meselesini, Ahmet Davutoğlu hocamız “derin eserinde” bir buçuk sayfada halletmişti.
Sekiz yüz sayfaya karşılık bir buçuk sayfa, ahalimiz de doğal olarak kısasını tercih etmişti.


* * *


Daniel Yergin o kitabında, bugün burunlarından kıl aldırmayan o kralların, emirlerin meteliğe nasıl kurşun attığını anlatır.
Kuveyt emirlerinden biri, ülkesinin petrol haklarını yılda 75 beş bin sterlin karşılığı devretmeye hazırdı.
İngiltere o emire, 25 bin sterlin verdi. Bir de Rolls Royce otomobil hediye etti işi bitirdi.
O tarihte Amerika ile para için çekişip duran Suudi Arabistan Kralı Abdülaziz El Suud da eşine dostuna “Bana 1 milyon sterlin verseler bütün petrol haklarını devrederim” diyerek söyleniyordu.

VİZYON SAHİBİ GEREKLİYDİ

Başımızda gerçekten vizyon sahibi biri olsa Türkiye o petrol zenginlerinin çoğunu parayla kendine bağlar, dünyanın da en büyük petrol üreticisi haline gelirdi.
Tek Parti yönetimi, başında fes ile gezinen Mısır Büyükelçisi ile uğraşmaktan Ortadoğu’ya bakmaya vakit bulamadı. Menderes için de Ortadoğu ülkeleri “İki alay asker gönderildiğinde” altı üstüne getirilecek yerlerdi.
Süleyman Demirel’in “Osmanlı Arabistan’ı bir manga askerle idare etmişti” diye övündüğü zamanlar, gerçekten güzel zamanlarmış.
1950’lere gelene kadar da etliye sütlüye karışmadan geçinip gidiyorduk. Şimdiki Ürdün Kralı Abdullah’ın dedesi Tallal’ın kafası, kayış koptuğundan boş dönüyordu. Tallal’ı getirdiler İstanbul’da tedavi ve muhafaza altına aldılar.
Kendini hâlâ kral zannettiğinden hastanenin balkonuna çıkıp bayrak törenine katılan Tallal’ın haline bakıp kendimizi hâlâ Ortadoğu’nun efendisi zannediyorduk.


* * *


Ortadoğu ile romantik ilişkilerimizin sona ermesi Mısır’da Nasır’ın kralı deviren cuntanın başına geçmesiyle başlar. Devrik Kral Faruk ülkesinden kovulup Roma’ya para yemeye gitti. Bizim Büyükelçi de Nasır’ın kafasını bozduğu için kovulup Ankara’ya gönderildi.
Araplarla aramızda bin yıllık mesele olduğunu ilk o zaman hissettik.
O günden bu yana Ankara’nın Ortadoğu’ya dair doğru düzgün bir politika ürettiğine şahit olmadım. Olan varsa buyursun dinleyelim.
Başbakan Davutoğlu, sınır ötesi hava harekâtını anlatırken, televizyondaki sıfatına boş boş bakmam, bu yüzdendir.

X