Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Rambo Irak’ta sahaya iniyor

NASIL ki her yüz Amerikalıdan otuz beşi “uzaylıların aramızda yaşadığına” inanıyorsa, her yüz Amerikalıdan doksan beşi de Saddam’ı devirmek için oraya gidenlerin Irak’ta muazzam bir güçle savaştığına inanır.
İkinci Körfez Savaşı beş gün bile sürmemişti.
Ne var ki Hollywood’un çektiği “Irak Savaşı” temalı filmlerin uzunluğu, saat toplamı olarak, altı ayı aştı.
Hollywood’un senaristleri kendilerini biraz daha sıksa, beş günlük Irak savaşı yarattığı şiddet açısından altı yıl süren İkinci Dünya Savaşı’nı bile geçecekti.


* * *


Hollywood işi o boyutlara vardırdı ki sonunda Rambo diye bildiğimiz yiğit kişi, duruma bizzat müdahale etmek ihtiyacını hissetti.
Gazetelerin yalancısıyım, Rambo namıyla maruf Sylvester Stallone adlı aktör Irak’a gidecekmiş. Boynuna hafif makineli tüfeğinin mermi şeridini dolayıp, kara bayraklı IŞİD üzerine mermi saçacakmış.
Kürtlerin silahlı teşkilatı PYD ile Barzani’ye bağlı Peşmergeler de arkadan biraz destek verirse, Rambo bu işin sonunu getirecekmiş.

SENARYO TAMAM

İkinci Körfez Savaşı düdük çalınmadan başladıydı. Amerika’nın başını çektiği müttefikler harekete geçtiğinde Hitler’in SS’lerine benzetilen Saddam’ın Cumhuriyet Tümenleri ortadan yok oldu.
Daha savaşın üçüncü gününde yatsı ezanı okunmamıştı ki ortada direniş neyim kalmadı.
Bir yerden on bir ölü haberi geldiydi. O işin aslı da fos çıktı. Meğer düşmansızlıktan coşup birbirlerini gaza getiren Amerikan askerleri, yarattıkları kargaşanın kurbanı olmuş. Kazara birbirlerini vurmuşlar.
Haa! Bir de zırhlı araç devrilmişti, içinden dört ölü çıkardılardı.
Yoklukları “Sanki yer yarıldı, yerin içine girdiler” diye tarif edilen Cumhuriyet Tümenleri’nin gerçekten yerin altına girdiği sonradan anlaşıldı. Nasıl mı? Saddam’ı, saklandığı yeraltındaki deliğinden çıkardıkları zaman.
Biz, Sivas ile Kayseri arasında oynanan futbol maçında kırk ölü vermiş bir millet olarak, o savaşın savaş olmadığını çoktan anlamıştık. Saadet beldesi İstanbul’un seçkin semtleri Etiler ve Ulus’taki oto galerilerinde, senede en az iki kez, mafya temalı kavga çıkar.
Şiddeti ölçü alırsanız, bizim çocukların birbirine verdiği hasar, İkinci Körfez Savaşı’nda Amerikalılara verdirilen hasarı geçer.


* * *


Şimdi işler değişti. Yöneticiliği döneminde yüz binden fazla Iraklıyı kafa keserek idam eden Emevi Valisi Haccac-ı Zalim’den beter bir IŞİD türedi.
Tıpkı onun gibi “Ey ehli Irak! El-Nifak vel Şikak!” deyip, ahalinin arasına daldı. Ne Kürt’ünü, ne Türkmen’ini, ne Ezidi’sini, ne Şii Arap’ını, ne Süryani’sini, ne Avrupa milletlerinden turisti bıraktı.
O kadar ki kafa kesmekten usandıkları için şimdi infazlarını çoluk çocuğa yaptırarak zevkleniyorlar. Dünya da hop oturup hop kalkıyor.

RAMBO NE YAPAR?

Allah, IŞİD’in hakkından gelmek gibi mübarek bir işe soyunan Sylvester Stallone’ye kuvvet versin diyeceğim ama vereceği kuvvetin o vücuda faydası olur mu kestiremiyorum.
Adamın adaleli vücudu zamanaşımına uğradığından, ırgat yorganına dönmüş. İstanbul’a göç etmeye karar veren ırgat makulesi “içine pamuk tıkılmış, astarsız yorganını” sırtına vurup öyle gelirdi. O yorgana da “mitil” denirdi.
İçindeki pamuğu, yünü oransız dağıldığından yorganın bir yeri şiş, diğer yeri inik olurdu. Rambo’nun vücudu da işte o mitil gibi olmuş.
Kol kasını şişiriyor, vücut karnının bir yerinde bombe yapıyor.
Surat desen, geçirdiği estetik ameliyatları yüzünden delik deşik halde. Etamin denilen, delikli kumaş gibi duruyor. Sanki cerrahı “Bunun yüzüne ileride çiçek motifi işler, yastık yüzü yaparız” diye düşünüp suratını o halde bırakmış. Ya da elinden bir şey gelmemiş.
Burnu da asıl yerinde değil. Stallone bir gerdirme ameliyatı daha geçirse “Hollywood’un alnından nefes alan ilk aktörü” olacak.


* * *


Aynada kendine bakıp “Görüntüm dahi IŞİD’in yüreğine korku salar” diye düşünen Stallone’nin filmini Irak’ta çekme ısrarı da ilginç. Vietnamlıların hakkından gelirken Florida’da arazileri kullanmışlardı.
Rambo bu kez bizzat sahaya iniyor.
İnmesine insin de peki ya Rambo, IŞİD’in eline düşerse ne olur? İşte o zaman yüzde yüz gerçekçi, inandırıcı bir Irak filmi ortaya çıkar. Biz de boğazına infaz bıçağı dayanmış Rambo’nun baskıya ne kadar dirençli olduğunu görürüz.
Olmaz, demeyin!
Bu işi bayramda iyice düşünün. Herkese iyi bayramlar!

X