Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Quaresma mı Ronaldo mu?

Spordaki atalarımın yaptığını yapmayacağım. Sezonu üç beş golle geçiştiren Arda ile yetmiş golü aşmış bir Messi’yi kıyaslayıp bizimkini galip ilan etmeyeceğim. Sadece, Ronaldo senede 90 milyon kazanırken Quaresma niye dört milyonun altında kalıyor, onu merak ettim.

BU hafta iki güzel maç seyrettik.

Biri Galatasaray ile Gençlerbirliği arasında, diğeri Beşiktaş ile Çaykur Rizespor arasında oynandı.

İkincisi, yani Beşiktaş’ın maçı tempo, kalite ve heyecan olarak daha yüksekti.

Çünkü Beşiktaş’ın bu özelliklerdeki oyununa birebir karşılık veren bir rakibi vardı.

Takımı bu seviyeye getirdiği için Hikmet Hoca’yı kutlamak lazım.

Beşiktaş-Rize maçını seyrederken gözüm ilk devre Gomez ve Gökhan’ın üzerindeydi.

Gomez ayağına geçen her topta karşısında üç kişi buldu.

Keza Gökhan topu aldığında da aynısı yaşandı. Beşiktaş’ın resmen kilitlendiğini gördük.

*

İkinci devre oyuna Quaresma alınmıştı.

Herkes gibi ne yapacağını ben de merak ediyordum.

Attığı gol çok şıktı, hayat kurtardı.

Ancak onun dışında bir iki ‘gösteriye dönük’ hareket çekti, o kadar.

Spor basınımız ‘ilah yaratma’ refleksini işletti. Seyirci tapınmaya zaten hazırdı.

Bu arada daha efektif ve şık hareketler kim vurduya gitti.

Gomez’in altı pasa kadar sokup “Bunu da atamazsanız” diye arkadaşlarına verdiği paslar gibi.

MOLLA KASIMLIK

Yıllar önce yapıyordum, artık yapmıyorum.

Spora dair yazdığım zaman ona buna akıl veriyordum.

Zaman içinde öğrendim ki birinci ligin en vasat hocasının bile ‘futboldan gelmeyen’ spor yazarına karşı fersah fersah üstünlüğü vardır.

O yüzden Yunus Emre’yi şiirleri yüzünden sığaya çeken softanın yaptığını yapmıyorum.

Profesyonellere “Onu niye oynattın, bunu niye oynatmadın” diye, kafa tutmuyorum.

Uzun lafın tasarruflusu, kimseye karşı Molla Kasımlık yapmıyorum.

Lakin benim de bir çift ‘seyirci gözüm’ var.

Bana zevk vereni vermeyeni ayırabilen, sahadakilere bakıp bu daha faydalı dedirtebilen bir çift göz.

Dünkü Beşiktaş maçını banttan bir kez daha izledim. Yargım değişmedi. Bu Quaresma taraftarına çok saç baş yoldurur.

İki kez gol pozisyonu buldu. Daha müsait durumdaki arkadaşlarına pas vermeyip, kendini mutlu etti.

O toplar uçup gitti.

Aynı maçın içinde Gomez de iki kez pozisyona girdi.

Quaresma’dan çok daha müsaitken topa kendisi vurmadı, birini Oğuzhan’a verdi.

Gol olan topa ofsayt işlemi yapıldı. Diğerini Quaresma’ya verdi, o da vurdu ama çizgiden çıkardılar.

Şimdi kendinizi Şenol Güneş’in yerine koyun.

Tercih etme durumunda kalsanız hangisini seçersiniz?

*

Rivayet teee Portekiz’den geliyor.

Quaresma futbola başladığında şimdiki dünya yıldızı Ronaldo da gençler kategorisinde yandan yandan topa vuruyormuş.

Basın ve futbol adamlarınca önce keşfedilen Quaresma olmuş. Ronaldo’yu da görmüşler ama umutlarını Quaresma’ya bağlamışlar.

“Bir dünya yıldızı geliyor” demişler.

“Bu Eusebio’dan da iyi” diye kafa sallamışlar.

Beklemişler ki Quaresma patlamasını yapsın, ortalığı yıkıp geçsin.

O YILDIZ NEREDE?

Niye olmadığını, niye Ronaldo’dan bu kadar geri kaldığını sonraya bırakalım.

Bugün dünya yıldızı olarak muamele gören iki kişiden biri Ronaldo.

Yılda kazandığı para, reklam ve sponsorluk gelirleriyle beraber 90 milyon Euro’nun altına düşmüyor.

Seneye Avrupa Şampiyonası var.

Bu 120 milyon Euro’yu rahat geçecek demektir.

Quaresma ise, Beşiktaş’ta iş bulduğu için mutlu.

Aradaki fark yetenekte değil, kafada.

Takımı 1-0 galip durumda ama ayağına aldığı top burnundan geliyor.

Taş gibi Rize, bir ek yerini bulsa puanı alıp gidecek.

Quaresma ise, bir gol atmış, başı bulutlara değmiş.

Arkadaşlarına maçı koparacak gol için pas vermiyor.

Yandan gelen sıradan bir topu, havaya zıplayıp ayak içi ile beş metre ileriye atarken, arkadaşlarına rol modeli oluyor.

Nitekim Gökhan onu taklit edeyim derken bir top kaptırdı, o top gol olmadıysa şansındandır.

Quaresma, sahada kimseye faydası olmayan ‘şık hareketler’ yapıp kendini tatmin ettikçe, ben de oturduğum yerden “Sebebi buymuş işte” diyordum.

Bu çocuk Ronaldo’dan dört kat daha yetenekli olsa yine Ronaldo kadar olamazdı.

Dünyanın dev takımları bunu biliyorlardı ki yakasını bıraktılar.

*

Quaresma, bundan iyi olmaz.

Bundan kötü de olmaz. “Yemişin kurusuna kurt girmez” demişler.

Pazar günü yaptığı gibi, yedi sekiz maçta bir şık işler yapar, milletin ağzını açık bırakır.

Biz de bir sonraki haftayı iple çekeriz.

X