Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İnternet marifetiyle bir dünya yıldızı yaratmak

Kendi kendimize yeni bir mesele icat ettik. Atletico Madrid’de oynayan futbolcumuz Arda Turan’ı Avrupa’nın en iyileri arasına sokmak. Eski zamanların tarifiyle “Avrupa Karmasına” seçtirmek. Allah bize akıl fikir versin.

Eskiden bu işi Avrupa’nın futbolda itibarlı insanlarından oluşan bir jüri seçerdi. Seçilen takımı herkese ilân ederdi. O futbolcular bazen bir hayır için yan yana getirilip, özel bir maçta seyirci huzuruna çıkarılırlardı.
Galatasaray’ın “kadife” lakaplı bir sol açığı vardı. Uğur Kökten.
Yürür gibi, kendini zorlamadan adam geçtiği için kendisine basın tarafından bu lakap takılmıştı. O zamanlar lakap takmak modaydı.
Taçsız Kral Metin, Sinyor Can Bartu, Rüzgârın Oğlu Zeynel, Ordinaryüs Lefter, Çengel Hüseyin gibi. Bir de bol miktarda “baba” vardı. Otuzunu geçip de futbol oynamakta ısrar edenler bu “babalık” sıfatını hak ederlerdi.
Aklımda kaldığı kadarıyla Galatasaraylı Kadife Uğur da Avrupa Karması’na seçilen ilk futbolcumuzdu.


SUAT DA SEÇiLMiŞTi


Belki de hafızam beni yanıltıyordur. Galatasaraylı Suat Mamat da aynı yıl seçilmiş olabilir. Belki de bir yıl sonra.
Çocuktum. Nasıl gururlanmıştım. Nasıl sevinmiştim.
Çocuk aklıma bu işin içinde başka bir iş olabileceği hiç gelmemişti. İstanbul’un dışına çıkamamış, toprak sahalarda top oynatan bir futbol düzeni nasıl olur da Avrupa Karması’na adam verir, sorusu kimsenin aklına gelmiyordu.
Herkes çocuklarımızın bu unvanı hak ettiğine inanıyordu. “Elimizde kele sürülecek kaliteli katran vardı, müşterisi teee Selanik’ten geliyordu...”
Ne zaman ki Fenerbahçeli İsa durduk yerde Dünya Karması’na seçildi, o zaman gözümüz açıldı. İhtimâl Ali Şen “İsa’yı o karmaya ben seçtirdim” diye bu kadar övünmese, onun da farkına varmayacaktık.
İsa sayesinde Avrupa veya Dünya Karması denen düzeneklerin bir ciddiyeti olmadığı, gecikmeli olarak kafamıza dank etti.

* * *

Aynı şey şimdi de Arda Turan adaylığı ile başımızda.
Dünya üçüncüsü olduk, UEFA şampiyonu olduk. Elin adamı, elimizin altında “Bulunmaz Hint kumaşı” değerinde cevher çıkaran bir futbol madeni bulunduğunu sandı.
“Sonuçlara bakılırsa Türklerin bu futbolcuları birer dünya harikası olmalı, biz anlamıyoruz zahir” diye düşünen Avrupalı yöneticiler, bizim çocukları transfer edip, takımlarına götürdü.
Götürmeleri ile birlikte geri göndermeleri bir oldu.
Kaşık sert gelmiş, sahanın kalayı sıyrılmış, altındaki bakır görünmüştü. Yani tabak gümüş değildi.


SIRADA ARDA VAR


“Pahalılıkta” Avrupa altıncısı olan, ancak kalitede kimsenin itibar etmediği futbolumuz çıkara çıkara bir Arda Turan çıkardı, onu ite kaka Avrupa’ya gönderdi.
O şimdi İspanya Ligi’nin ortanın biraz üzerindeki futbolcularından biri.
İyi futbolcu mu vasat mı hâlâ tartışılanlardan. Gövdesi oransız, bacakları kısa, deparı olmayan ancak bileklerine hakim bir futbolcu. Bizden olduğu için “iyi futbolcu” diyebiliriz ama bir dünya markası değil,
Internet üzerinden düzenlenen UEFA patentli “Avrupa Karması Seçimi” de ciddi bir şey değil. Lakin Lig TV bu işi çok ciddiye aldı.
“Aman Arda’yı seçtirelim” çağrıları ile cihat bayrağı açıp, futbol seferberliği ilân etti. Nasıl dövüşeceğiz? Internet’ten UEFA sitesine girip Arda’ya oy vererek.
Her gün oy vereceğiz. Bıkmadan usanmadan oy vereceğiz.
Arda bizim abanmamızla karmaya seçilirse, oturduğumuz yerden tepineceğiz. Oley be!

* * *

Dünya’nın en saygın siyasi haber dergilerinden biri olan TIMES milenyuma girildiğinde “Yüz Yılın Lideri” temalı bir anket düzenledi. Bizim ahali öyle bir yüklendi ki Atatürk birinci çıktı.
Adamlar anladılar ki internetten oy vermeye dayandığı bu tür anketler sağlıklı değil. Duygusallığa açık. Misal Türkiye istese “Yüzyılın Adamı Budur” deyip bir zamanların ünlü komedyeni Dümbüllü İsmail’i bile seçtirebilir.
Rusya’nın inatlaşmasından da Rasputin yüzyılın adamı olarak çıkabilir. Arda’nın adaylığına sahip çıkmak da böyle bir refleks.
Kökeni “Batı bizi beğensin de..” şeklindeki 1960’lı yılların garibanlık kompleksine dayanıyor.
Bu devirde böyle çocukça işlere girip, kendi kendimizi kandırmaya hiç gerek yok.

X