Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İki ünlemli demokrasimiz!

BATI dünyasından meraklının biri çıksa, başka soracak adam kalmamış gibi bana “Sizin memleketin siyasi rejimi nedir?” diye sorsa hiç düşünmeden “İki ünlemli demokrasidir” cevabını veririm.
Gerisini de tane tane, anlayabileceği dilden açıklarım.
Bizim demokrasiye geçişimiz “gönülden” bir geçiş olmadığından sistemi kendimize göre yorumladığımızı anlatırım.
Büyüklerimizin “demokrasinin iyi yanlarını” aldığını, Batı’nın yaptığı gibi “kuvvetleri ayırıp” rejimi güçsüz düşürmediklerini, tam tersine kuvvetleri birbirine yapıştırarak güçlendirdiklerini izah ederim.
Bağımsız yargı, basın özgürlüğü, Meclis denetimi gibi boş işleri kurcaladığında ise şiddet uygularım.

İKİ ÜNLEMLİ DEMOKRASİMİZ

Daha literatüre geçmedi ama bizim memleketin cari rejimi için “iki ünlemli demokrasi” demek mümkündür.
Düşünce tamamen orijinaldir, o sebepten organiktir. Pratiği ise yaratıcılığımızla beslenmektedir.
Demokrasimizin temel direği sayhalardan birincisi “Eyyy!” ünlemi, diğeri de “Yaa!” ünlemidir. İkisinin de kullanım hakları Ak Saraylı Büyük Usta’nın tekelindedir.
Peki, başkası bu ünlemleri kullanamaz mı? Kullanmasına kullanır ama Ak Saraylı Büyük Usta’nın yaptığı gibi tınısını kıvamında veremez. Başka bir deyişle, herkes tahta kaşık yontar ama herkes sapını orta yere denk getiremez.
Bizdeki siyasetin barometresi, bu ünlemlerin kullanıldığı sıradaki “tını şiddetine” göre inip çıkar. Ak Saraylı Büyük Usta, kürsüdeyken elini kulağına koyup da “kayabaşı söyler gibi” uzun bir “Eyyy!” çektiğinde biliriz ki birileri kafasını bozmuştur. “Eyyy!” diye başlayan şikâyetler anlık öfkelerin alametidir.


* * *


Temsil Obama bir aykırılık yaptı, siyasi kimyamızı bozdu. “Eyyy!” sayhası böyle bir durumda kullanılır. Kendisine “Eyyy!” çekilen Obama’nın hal ve davranışlarına dikkat etmesi beklenir.
Dikkat etmezse bir “Eyyy!” daha gelir, üstelik bu sefer onu muhtarların önünde yiyecektir.
Demokrasimizi ayakta tutan dayanaklardan ikincisi “Yaa!” ünlemidir ve kullanıldığı yerler farklıdır.

“YAA!” ÜNLEMİ DAHA GÜÇLÜ

“Eyyy!” ünlemi nasıl ki anlık kızgınlık ifade ederse “Yaa!” ünlemi de kalıcı bir kırgınlık ifade eder. Bazı akademisyenler “Yaa!” ünleminin tınısında “üstü örtülü bir aşağılama” bulunduğunun altını çizmişlerdir.
Kendisine “Yaa!” diye seslenilen kişinin kendisini aşağılanmış hissettiğini söylemişlerdir. Daha sonra yapılan araştırmalar bunların özde değil, sözde akademisyen olduklarını göstermiştir.
Nitekim demokrasimizin denetçileri olan muhtarların önünde yapılan bir konuşmada, kendilerine “Yaa!” diye seslenilmesini hak etmişlerdir.
Bir oturuşta otuz beşlik rakıyı götürüp “Oh!” bile demeyen, üzerine de yarım paket sigarayı tüttüren bu sözde profesörlerin ipliği pazara çıkarıldığından, bundan sonra demokrasimize ayar vermeleri beklenemez.
“Ak Saray işi” demokrasimizde “Eyyy!” ve “Yaa!” ünlemlerinin etkilerinin farklı oldukları akademik çalışma ile belirlenmiştir.
Hafızlık yetenekleri yüksek, beş vakit namazında olan özde akademisyenlerimiz “Yaa!” sayhasının “Eyyy!” sayhasından daha etkili olduğunu ortaya çıkarmışlardır.
Haddini bilmez Amerikalı romancı Paul Auster üzerine yapılan çalışmalar, söz konusu yazarın “Sen kimsin yaa!” seslenişinden sonra tamamen paralize olduğunu, dilinin içeriye kaçtığını, bu yüzden bir daha ağzını açamadığını göstermiştir.


* * *


7 Haziran seçimleri sonrası yapılan araştırmalar ise “Eyyy!” sayhasının yerli yersiz kullanılmasının yan etkilerine işaret eder.
Hiç münasebeti olmadığı halde kullanılan “Eyyy!” ünlemi, demokrasilerde kepek sorunu yaratmakta, istenmeyen kılların çoğalmasına imkân vermektedir.
Bu ünlemlerin kısa boylu kişilerde ters etki yarattığı da başka bir gerçektir. Kısa boylu kişilerin yerli yersiz “Eyyy!” yahut “Yaa!” diye naralanması “Temsili Ödemiş Zeybeği” efekti yarattığından seçmene inandırıcı gelmez.
Ampul Partisi’nin son seçimde uğradığı oy kaybında bu gerçeğin payı inkâr edilemez. Eden de sözde okurdur.

X