Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hamza Hoca’m acele etme!

Biz “Memlekette hukuk yok” diyoruz. Hamza Hoca, çıkmış “Savcının pantolonu ütüsüzdü” diye sızlanıyor. Eğer hakemler hakkında konuşacaksa, Hamza Hoca’nın önce Osmanlıspor-Torku Konya maçını banttan seyretmesi lazım.

LİG TV’nin maçlardan sonra ekrana gelen, haftanın olaylarını derleyip toplayan Maraton adlı bir programı var...

Bana göre ihtiyaç gideren bir program. Ama her sene, isimlerini TV ekranlarında okutmak isteyen üniversitelerin ilan ettiği gibi, ‘memleketin bir numaralı spor programı’ değil.

Maç görüntülerini kim tekeline alırsa iyi program o olur.

Bu sene biraz performansı düştü. Ben sadece Tümer Metin’in yorumlarını dikkatle dinliyorum. Bilgili bir insan olan Ersun Hoca daha ekran acemisi, o yüzden ikinci planda kalıyor.

PARTİ TAKIMI

O Maraton programında üç büyük takımdan biri yere düştüğü zaman, kuyruk sokumu yani Hacı Hasan Kemiği zarar gördü mü görmedi mi 20 dakika tartışılır. Ona bir de Şansal Büyüka duayenimizin yavaş cümleleri ile Türkçe’yi el freni gibi kullanmasını da ekleyin.

Maraton bitmek bilmiyor.

Pazar gecesi 170’inci dakikaya gelindiğinde hâlâ Torku Konyaspor-Osmanlıspor maçı oynatılmamıştı. O yüzden konu benim elime kaldı.

Yazdığım yazılardan birinde, “Kötü niyetinden kuşkulandığım tek hakem var” demiştim. Diğerlerinin yaptığı hataların tamamen insani olduğunu ve bu yüzden kafaya takılmayacağını yazmıştım.

O yargımı düzeltiyorum.

Şimdi “Bizim üst ligde bilerek ters kararlar alan hakem sayısı meğer ikiymiş” diyorum. Birincisinin adı bende saklı, ikincisini ise Konyaspor ile Osmanlıspor takımı arasındaki maçı seyreden herkes gördü.

***

Anladık, Ankara’nın iki takımından biri olan Osmanlıspor, fiilen iktidar takımı yapılmış. Federasyon da hakem camiası da bunu böylece kabul etmiş... En başta da maçın hakemi Çağatay Şahan bunun böyle olduğuna iman etmiş.

Konya’nın takımı maçı 1-0 mağlubiyetten 1-2 galibiyete getirmiş. Bir şeyler yapmak lazım, duygusuna kapılan Çağatay Şahan maçın içinde resmen aranıyor.

Aradığını bir korner atışında buluyor. Konya kalesi önündeki kargaşada futbolculardan biri topu can havliyle uzaklaştırırken hem yere düşüyor, hem de önündeki ev sahibi takımın oyuncusuna temas ediyor.

O basit faul durumundan bir de kırmızı kart çıkınca Konya, 10 kişi kalıyor ama ev sahibi psikolojik olarak bitik, gol atacak hali yok. Zaten maç 1-2 olmuş.

İLAHİ ADALET

Eh! Maçın bitmesine bir çeyrek kalmış. “Bu kadarı da olsun canım, koskoca iktidar takımı” diyeceksiniz.

Çağatay Şahan, ev sahibi takımın gol atacak potansiyelinde olmadığını, maçtan psikolojik olarak koptuğunu görüyor ve ikinci hamlesini yapıyor.

Konya kalesi önünde, yerden iki metre havadan dışarıya giden bir topa hem ev sahibi takımın forveti hem de kaleci Serkan hamle yapıyor.

Top ikisine de değmeden dışarıya gidiyor.

Serkan’ın eli rakibe değdi mi değmedi mi belli değil.

Topa yetişemeyen Osman-lısporlu futbolcu kendini Çanakkale cephesinde Anzak kurşunu yemiş gibi yerlere atıp, kıvranmaya başlıyor.

Sahnenin inandırıcı olmaması önemli değil. Çağatay Şahan penaltıyı yapıştırıyor.

İlahi adalet hükmü bozunca, penaltı kaçıyor.

Hamza Hoca’nın hakeme isyan ettiği maçta Tita’nın Selçuk’un beline yapışması vardı. Sonu tepik ve iki kırmızı kartla bitmişti.

O eylemin aynısını Torje, Konyalı futbolcuya yaptı. Yağlı güreşte rakibin arkasına dolanırsın ya! Bire bir aynısıydı. Kart çıkmadı. Konyalı futbolcu maçın sonuna doğru Osmanlı ceza sahasında resmen tepelendi.

Onu tepeleyen futbolcunun, yere düşen rakip forvetin üzerinde bir step dansı yapmadığı kaldı. Çağatay Şahan‘dan yine çıt yoktu. Benim dilimin içeri kaçtığı son sahne budur.

***

Futbolu siyaset için kullanırsan, büyük şehirlerin takımlarından birer ‘il teşkilatı’ yaratırsan sonuç böyle olur işte.

Seyirci kaçar.

Koca Fenerbahçe, pazar günü Kasımpaşa ile oynadı. Taksim meydanına bir kilometre mesafedeki stadyuma 4 bin 600 seyirci geldi.

Bir zamanlar kendi arasındaki idman maçına 10 bin taraftar bulan Fenerbahçe, şimdi Metro ile gidilen Taksim deplasmanına(!) 2 bin kişi götüremiyor.

Dört buçuk ay görev yapan bir siyasetçinin adını bu lige veren federasyon gurur duysun.

X