Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çinli ile Japon’u ayırma kılavuzu

BİR büyüğümüz şaka yollu “Hepsinin gözü çekik. Hangisi Japon hangisi Çinli, nasıl ayıracaksın?” diye sorduğunda, ışığa tutulmuş tavşan gibi kasılıp, bakakalmıştık ya?
İşte o incelikli soruya cevap, Türkiye’nin kayıtlara geçmiş tek filozofu, karikatür dünyasının efsane adamı Bahattin’den geldi.
Bahattin, işimizi kolaylaştıracak formülü şöyle anlatıyor:
“Çekik gözlü gördün mü elini tutacaksın. Eğer elinize yapışırsa Japon’dur. Eğer elini çektiğinizde kolu koparsa Çinlidir.”

* * *

Ak Saraylı (kalbi kırık) Büyük Usta, bir iftar yemeğinde, halkımıza verdiği üç bin yedi yüz seksen yedinci mesajının içine bu “Uygur Türklerine baskı yapılması” meselesini yerleştirdi.
Kendisini dinleyenlerin akıllarından “Aha, gayrete geldi. Şimdi, Eeeey Çinliler diye kükreyecek!” cümlesi altyazı niyetine geçerken o testten çaktı.
Dinleyenler, oruç kafa ile yanlış mı anladık, diye birbirine bakarken “Uygur Türkü haberlerinin” uydurma olduğunu, altını çizerek söyledi.
Uygur Türklerine dini baskı yapıldığı filan yok, o haberler kasıtlı deyiverdi. Günlerdir, oruç tutmak isteyen Uygur Türklerine nasıl engel olunduğunu anlatan Ak Medya’nın dili lal oldu.

HABERİN SUYUNU ÇIKARMAK

Alnı secde görmemişlerin laik medyasının içi o konuya teee en başından beri ısınmamıştı. Uygur Türkü meselesi onların gündemine çekik gözlüler familyasından birine “Bu da Çinli değilse nedir?” diyenlerce dayak atıldığında geliyordu.
Koreli yakalayıp dövdüler, Japon’u kıstırıp dövdüler, Tayland garibine denk gelip dövdüler. Çekik gözlülere yönelik şiddet tırmanınca Eskişehir’in, Polatlı’nın Tatar sakinleri korkudan sokağa çıkamaz oldu.
Ahalimiz Uygur Türklerine arka çıkma konusunda gayretli olmasına gayretliydi, lakin hedefi bir türlü tutturamıyordu.
Onlar yanlış hedef seçtikçe, gazetelerde yuvalanmış fırlama takımı, yaptıkları uydurma gırgır haberlerle kafa buluyorlardı.
“Titiz çalışma başarıyı getirdi” başlığı ile verilen haberde yaptıkları gibi.
“Çin hükümeti tarafından Uygur Türklerine uygulanan asimilasyon politikalarını protesto amacıyla başlatılan (sen de bir çekik gözlü döv) kampanyasında iyi haber, İzmir Buca’dan geldi. Kampanyanın üçüncü gününe girilirken nihayet gerçekten bir Çinli dövmeyi başaran Buca Teşkilatı, camianın da gururu oldu...”
Bir başka haber meseleyi diplomatik açıdan alıyordu:
Beklenen gelişme! Vatandaşları başta olmak üzere Türkiye’deki tüm Uzakdoğuluların tehlikede olduğunu belirten Çin hükümeti, elçisini geri çağırarak Ankara ile ilişkileri karate salonu seviyesine indirdi.”
En komiği de HDP milletvekili Ahmet Türk’ün başına temsili olarak gelenlerdi. Türkiye’de şiddete hedef olan vatandaşları için misilleme yapmak isteyen Çinliler, Ahmet Türk’ü güya “Alperen” sanıp dövmüşlerdi.
Özetlersek, herkes tahta kaşık yapabilirdi ama herkes sapını ortasına dank getiremezdi.

ADI RAMON İSE KÖTÜ ADAMDIR

Bizim ahali bir meseleyi diline doladığında, onu masal düzeyinde ele alır. Ötesi karışıktır, karmaşıktır. Dolayısı ile akla ziyandır.
Masal basittir. Kötüler kötü, iyiler iyi olduğundan birbirine karıştırılmazlar. Tarif basit olursa algı da basit olur.
Yeşilçam imalatı kovboy filmleri vardı hani ve sayıları da otuzdan fazlaydı. Emekli memurun fötr şapkası ile oyuncak tabancaların prodüksiyon zenginliği yarattığı o yerli yapım kovboy filmlerine şöyle bir bakın.
Kötü adamlarının tamamının adı “Ramon”dur.
“Ramon’un adamları kasabayı bastı” aşağı, “Ramon’un adamları barda kavga çıkardı” yukarı. Başka isim yok. Koyarsan kafa karışır.
Algısı bu düzeyde seyreden ahaliye sen gel “Bu Çinli, bu Japon” diye çeşit göster, farkını anlatmaya çalış.
Çekik gözlü de çekik gözlüdür. Dayağı yiyen Çinliyse hak ettiğini bulmuştur. Çinli değilse, güneş gözlüğü takmayı akıl edemediğinden sorumlu kendisidir. Akıl için yol birdir.

X