Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bir panik atak projesi: Q-7

Bizim yönetici sıkıştı mı transfer sancağını açar.

“Laf anlamaz ormancı” kıvamına gelen taraftarın gazını böyle alır. Transferin zaman içinde işe yaraması önemli değildir. Günü kurtarması yeterlidir. Hesap doğru olmasına doğru ama astronomik maliyetler olmasa.


El adamı, ‘bizim takımı’ sahasında kıstırmış. Yeşilçam filmlerindeki zengin oğlunun, güzel hizmetçiyi konağın tenha köşesinde kıstırması gibi, ıhtırmak için üzerine çökmüş. Bizimkileri perişan etmiş.
Eski zamanın spor haberlerindeki gibi ‘sıfıra karşı sekiz gol’ ile galip gelmiş.
Gavurun adamında iman olmadığından, alınları secde görmediğinden, vicdanları da yokmuş gibi durur. Yedi gol atarlar. “Yetti gayri, biraz eğlenelim de maç bitsin” demezler. Sekizinci golün peşinden giderler.
***
Bizimkilere de aynı tarife yapmışlar. Başkan bu sonuç üzerine panik atak olmuş. O vakitler henüz hidayete ermediğinden günde iki üç şişe votka içiyor, her vakit ‘namaza duramayacak kadar’ esrik hallerde geziniyor.
O sekizlik maçtan önce de ‘zihnim açılsın’ fikrinden gidip iki büyük şişe Simirnof votka içmiş. Maç bitmiş. Üçüncü şişe de önünde yarım duruyor.
Misafir edildikleri locada sessizlik hakim, çıt çıkmıyor. Yardımcısı da yanı başında “Dur bakalım ne olacak” tevekkülünde bekliyor.
Başkan hikmetini yumurtlamış.
“Kalk” demiş yardımcısına, “İskoçya’ya gidiyoruz!”


ÇARE TRANSFER


Yahu başkan, ne İskoçyası, ne seyahati? Cevap kısa ve net: “İki futbolcu alacağız” diyor. Sanki İskoçya’da futbolcu bostanları var. Gidip, karpuz seçer gibi futbolcu seçiyorsun, alıp getiriyorsun.
“Başkan nasıl alacağız futbolcuyu?” diyorlar, “Alırız” deyip, atarlanıyor. “Transfer dönemi bitti” diyorlar, “Yeniden açarız” diye yükseliyor.
İki buçuk şişe votkanın içinde ne kadar vitamin varsa başkanın kafa-sının içinde. Deli fikirler beyninde uçuşuyor.
8-0 üzerine iki futbolcu transfer etmek de dönüşte İstanbul’a ‘kazasız belasız girebilmenin bileti’ oluyor. Bereket versin, votkanın vitamini kalıcı değil. Zaten uyku da gelmiş.
Oteline götürüp yatırıyorlar, ertesi gün ‘transferin teknik imkânsızlığı’ konusunda ikna edip geri götürüyorlar.
***
Bizde yönetici kısmı, futbol kulüplerinin başına parası sayesinde musallat olur. Hiçbir marifet, zekâ, beceri, başarı aranmaz. Parası varsa baş tacı edilir.
Tabii işin burasında ‘yönetici parasını yemek’ gibi alenen dillendirilmeyen bir şark kurnazlığı da var. Zaten yönetici adayı da bunu bilir. Seçilirse varını yoğunu kulübün üzerine yapacakmış havası yayar.
O sayede ‘at sineği’ gibi, gelir. Gözüne kestirdiği takımın gerisine kovar. Ondan sonra kov kovabilirsen.


SANCAK-I ŞERİF


Transfer hamlesi de takımın başına musallat olan başkan veya muktedir yönetici için ‘sancak-ı şerif’ gibidir. Hani sıkışılınca ‘cihat var’ deyip açılan, davul zurna ile gezdirilip, ahaliyi gaza getiren bayrak.
Kulüp başkanı veya yöneticisi de sıkıştıkça ‘transfer sancağı’nı açar, davul zurnayı medyaya çaldırıp, taraftarını o bayrağın altında gezdirir.
‘Transfer sancağı’nın açılması için bir musibet şartı da yoktur. Başkanın ruh hali paniklemenin eşiğine geldiğinde o sancak illa ki açılır.
Beşiktaş, tıpkı zaman zaman diğer kulüplerimiz gibi böyle bir panik atak yaşadı. Quaresma namında dünyaca şöhretli bir topçuyu alıp getirdi.
Bizim Uğur Vardan’ın yazmasına göre, bu oğlan piya-saya Ronaldo ile birlikte çıkmış. Diğeri, yani Ronaldo diye tanınanı Ferguson’un rahle-i tedrisinden geçip dünya markası olurken, bizimki ‘başaltında güreşen’ köy pehlivanı gibi takım dolaşmaya başlamış.
Nihayetinde yolu bizim memlekete kadar düşmüş.
Beşiktaş taraftarı ‘arıza’ topçuyu sever. Bu çerçevede Quaresma’nın da sevilmesi normaldi. Oğlan ne işe yaradığı belli olmayan ‘trivela’ vuruşlar yapıyordu. Gerçi o vuruşlardan gol ürettiğini gören olmamıştı ama tribünler sallanıyordu ya, o kadarı herkese yetiyordu.
Yöneticiler bir Quaresma’nın maliyetine, bir de verdiği süte baktılar. Q-7 diye kodladıkları çocuğu geri yolladılar.
***
Sonra ne olduysa oldu. Fener ile Cimbom, hayrını görüp görmeye-
cekleri belirsiz iki üç adam aldı, Beşiktaş yine panik atak yaşadı. Hooop! Quaresma yeniden Türkiye’de.
Bu kez Q-7 transferini yapan Beşiktaş yönetiminin elinde Mustafa Denizli’den alınma İSO 19011 belgesi var.
Belgede şöyle yazıyormuş:
“Ulemadan Mustafa Denizli’ye soruldu. Q-7 getirilse nice olur? El cevap: Beşiktaş’ı uçurur!”
Önümüzdeki sezon göreceğiz. Quaresma takımı havaya mı uçuracak yoksa, “Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur” darb-ı meselindeki gibi aşağıya doğru mu?
Eh Mustafa Denizli! Dua et Q-7’nin bir iki trivela vuruşu işe yarasın. Yaramazsa dilime bir düşersin ki!

X