"Sefer Levent" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sefer Levent" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sefer Levent

‘O röportajda ne dediysem o'

Hürriyet’te yayınlanan sözleri günlerdir tartışılan TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer, “TÜSİAD’ın eleştirilerinin ve politika önerilerinin muhatabı elbette ki hükümettir. Kurumsal muhataplık ilişkisi cumhurbaşkanı ile değildir. Paralel devlet ciddi bir iddiadır. Ortaya çıkarılması gerekir” diye konuştu.

CUMA gecesi gazetelerin ekonomi müdürlerinin katıldığı Sabancı Center’daki toplantıda, yaklaşık 10 gün sonraki genel kurulda görevini bırakması beklenen Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Haluk Dinçer’i dinliyoruz. Geride bıraktığımız 15 günde Türkiye’nin en çok tartışılan isimlerinden biri oldu kendisi. Dinçer, Hürriyet’te yayınlanan Cansu Çamlıbel’in röportajında söylediği “Muhatabımız Başbakan’dır” ve “Paralel devlet görmüyorum” sözleriyle hem Cumhurbaşkanı hem de Başbakan’dan tepki almıştı. Dinçer önce TÜSİAD’ın iktisadi tespitleri ve beklentilerinden oluşan 21 maddeyi aktarıyor. Ekonomi basını ise sözün siyasete gelmesi için sabırsızlanıyor. “Şimdi soruları alabilirim” dediği anda ilk soru hemen siyasetten geliyor: “Eylül ayında TÜSİAD YİK Başkanı Erkut Yücaoğlu ‘Bir hukuk devletinin kendi içinde, bir paralel devletin oluşmasına izin vermesi mümkün değildir’ demişti. Siz röportajda ‘Ben bir paralel devlet görmüyorum’ dediniz. Ne değişti?”


İŞTE O RÖPORTAJ: MUHATABIMIZ CUMHURBAŞKANI DEĞİL BAŞBAKAN

PARALEL CİDDİ İDDİA


Başkan Dinçer, “Gelin benim ne dediğime birlikte bakalım” diyor ve röportajdan aynen okuyor. Ben özetliyorum: “Paralel devlet çok ciddi bir iddiadır. Sayın Cumhurbaşkanı ifade ettiğine göre bunun ortaya çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Gerçekleri ortaya çıkaracak olan yargıdır. Bu anlamda, ortada somut bir şey olmadığını düşünüyorum. Usulsüz dinleme yaptığı iddia edilen birkaç kişinin yakalanmasıyla devlet içinde bir paralel devlet ortaya çıkmadı. İki cemaat arasında bir mücadele olmuş olabilir ama ben bir paralel devlet görmüyorum.”
Arkasından Dinçer devam etti:
“Röportajda sorulan soru ‘Paralel devlet konusunda TÜSİAD’ın bir misyonu var mı?’ sorusuydu. Ben de ‘Bunu MİT, yargı, devlet ortaya çıkaracak’ dedim. Oradaki manşet sizi yanıltıyor. ‘Ortaya çıkmış paralel devlet görmüyorum’ lafı ‘paralel devlet yok’ anlamına gelmiyor. Erkut Bey’in 18 Eylül’deki YİK toplantısındaki söylediği söze yüzde 100 imzamı atarım... Tabii ki bir devlet kendi içinde paralel devlete izin veremez. Paralel bir devlet varsa tabii ki TÜSİAD bunun ortaya çıkarılmasını ister.”
Bu konuda hiçbir TÜSİAD üyesinin başka fikri olamayacağına dikkat çeken Haluk Dinçer, “Bunu iyi okumak lazım. Dinlemeler, ‘Ergenekon’, eşzamanlı servis edilen tapeler vs. bunun arkasında organize iş olduğunu gösteriyor. Bunun ortaya çıkarılması lazım. Ben Ergenekon’a inandım, Balyoz’a da inandım. Ama bugün neredeyiz inanın bilmiyorum. Bekliyorum şu anda her şeyin ortaya çıkarılmasını istiyorum. Yargının ortaya çıkarmasını bekliyorum” dedi.


SÖZLERİM ORTADA


İkinci soru da beklendiği gibi ‘muhatap’ meselesinden geliyor. Haluk Dinçer’e “Muhatabımız Başbakan’dır” sözlerine Cumhurbaşkanı ve Başbakan’dan gelen tepkilere rağmen bir açıklama yapmadıkları hatırlatılıyor. Cumhurbaşkanından doğrudan tepki gelmediğine dikkat çeken Dinçer TÜSİAD’ın bağımsız bir sivil toplum kuruluşu olduğunu, siyasi parti olmadığı için her eleştiriye cevap vermediğini belirtiyor. Ve ekliyor:
“Röportajdaki sözlerim ortada. Yeni bir açıklamaya gerek duymadık.”
Bu aşamada Haluk Dinçer, Cansu’ Çamlıbel’in sorusunu hatırlatıyor:
“TÜSİAD’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilişkisini nasıl tanımlarsınız?”
Arkasından yine röportajdaki yanıtını okuyor. Özeti şöyle:
“Bugün itibarıyla gayet iyi tanımlarım. Bugün itibarıyla bizim Cumhurbaşkanımızla hiçbir sorunumuz yoktur. Cumhurbaşkanı devletin başıdır. TÜSİAD’ın muhatabı zaten Cumhurbaşkanı değildir, TÜSİAD’ın muhatabı Başbakan’dır. Bizim çalışma alanlarımızla ilgili bakanlardır. Bizim ilişkilerimiz artık, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden devletin başı ve Türkiye’nin özgür, bağımsız, etkili bir iş dünyası örgütü ilişkisidir. Herhangi bir eleştiride, bir politika önerisinde ya da bir raporda muhatabımız Sayın Cumhurbaşkanı değildir, hükümettir.”


BUNDAN TANIMIYORUZ ANLAMI ÇIKMAZ


Arkasından ekliyor: “Röportajdaki sözlerim bunlar. Bu sözlerden Sayın Cumhurbaşkanı’nı ‘tanımıyoruz’ gibi anlam çıkmaz. Bu bahsettiğimiz muhataplık konusunun gündeme getirilmesi ve eleştiriler yöneltilmesi hiç anlamlı değildir. Cumhurbaşkanı devletin başıdır, cumhurbaşkanı Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil etmektedir. TÜSİAD’ın eleştirilerinin ve politika önerilerinin muhatabı elbette ki hükümettir. Kurumsal muhataplık ilişkisi Cumhurbaşkanı ile değildir. Başbakanladır, bakanlarladır. Hem muhataplık, hem paralel yapı ile ilgili eleştirilerin hiçbirini anlamlı kabul etmiyorum.”

SERMAYEDAR DEĞİL PROFESYONELİM

HALUK Dinçer’in başkanlığı bırakacağı kulislere yansıyınca TÜSİAD’da ‘profesyonel yöneticiler’ döneminin başlayacağı iddia edilmiş, başkan adayı olarak da Cansen Başaran Symes’ın adı ön plana çıkmıştı. Bu durum hatırlatılıp Genel Kurul’da aday olup olmayacağı sorulunca Dinçer şunları söyledi: “TÜSİAD’da profesyonel yöneticiler geçmişte de vardı. Beni sermayedar mı görüyorsunuz? Ben kendimi de profesyonel görüyorum. İsteyen aday olabilir. Ben görevimi iyi yaptığımı zannediyorum.”

AĞZIMIZDAN ÇIKAN DİNLENİR

Haluk Dinçer’e neden TÜSİAD’ın muhalefet güdüsüyle hareket ettiği de soruldu.
Dinçer, “Türkiye’de üretim, istihdam ile yatırımın en önemli pay sahibiyiz. Ödenen verginin de yüzde 85’ini TÜSİAD üyeleri ödüyor. TÜSİAD, Türkiye’nin etkili ama en önemlisi bağımsız sivil toplum örgütüdür. Aynı zamanda TÜSİAD, Türkiye’de üretimin, istihdamın, yatırımın, dış ticaretin çok büyük bölümünü yapan ve aynı zamanda Türkiye’deki verginin yüzde 85’ini ödeyen insanların birlikteliğidir. Ağzımızdan çıkan doğal olarak Türkiye’de dinlenir” diye konuştu.


BÜTÇE AÇIĞINI ARTIRALIM!


Dinçer, Türkiye’nin bütçe dengesinin 12 yıl önceye göre daha sağlam olduğuna dikkat çekerek, “Kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 30’larda. Bütçe açığı yüzde 1’lerde. Acaba bütçe açığı yüzde 2-3 seviyesine çıkarılsa, oradan sağlanacak kaynak eğitime, Ar-Ge’ye ya da başka alanlara mı dağıtılsa ve uzun vadeli kalkınma sağlansa diye bir formül bulunabilir diyoruz” dedi.

X