İki kelimeyle Mustafa Koç

ÖNCEKİ gün Amerikan Hastanesi’ne ilk girdiğimde karşıma Bülent Eczacıbaşı çıkıyor.

Haberin Devamı

Yorgun, üzgün... Kelimeler boğazına düğümleniyor, sadece birkaç kelime edebiliyoruz birbirimize.

 

Kalabalığa doğru devam ediyorum, gözleri yaşlı Ümit Boyner ve Cem Boyner ile selamlaşıyoruz, Sedat Aloğlu bir kenarda, uzaktan Suzan Sabancı Dinçer’i, Arzuhan Doğan Yalçındağ’ı görüyorum.

 

İş dünyası çaresiz, hastaneye akıyor. Herkes birbirini teselli çabasında.

 

Sokak dolu, Nişantaşı trafiği hastaneye koşanlar nedeniyle kilit. Taksici ‘Hastaneden mi geldiniz.

 

Mustafa Koç da buradaymış.

 

Abi çok üzüldüm, iyi insandı’ diyor.

 

Haberin Devamı

Restorandaki garson, sokaktaki adam, sitedeki güvenlik, gazetedeki meslektaşım, telefondaki annem herkes hemfikir...

 

İyi insandı...


Rastladıklarım, konuştuklarım mı yoksa halkın geneli mi böyle düşünüyor diyorum kendi kendime.

 

Cevabı için hurriyet.com.tr’de yayınlanan ‘Acı haber Türkiye’yi birleştirdi’ haberine bakmam ve Mustafa Koç için yazılan yüzlerce yorumu okumam yetiyor.

 

Halktan gelen mesajlar, Mustafa Koç’u her kesimden insanın ne kadar sevdiğinin kanıtı olarak artık arşivlere kazınmış durumda.


Biz ekonomi gazetecilerine gelince...

 

6 ayda bir buluşurduk Mustafa Koç ile. Her şey arkadaşım Ercan İnan ile Mustafa Koç’un girdiği bir kur tahmini iddiasıyla başlamıştı.

 

İddiada kaybeden Mustafa Koç, Ercan’a borcunu ödemek için verdiği yemeğe diğer ekonomi müdürlerini de davet etmiş, sonra da bu olayı gelenekselleştirmişti.


Bazı bölümleri bizde saklı, çok hoş sohbetler etmiştik.

 

En ciddi zor soruları gülerek cevaplar, bazılarını ustaca savuştururdu. Usulca, ‘Yine iyi kıvırdınız Mustafa Bey’ diye takılırdım, yüzüne yayılan tebessümle, ‘Çaktırmaaaa’ cevabını verirdi.

Haberin Devamı


Çaktırmadan gitti aramızdan.


Biz ekonomi gazetecileri severdik Mustafa Koç’u, mütevazılığını, beyefendiliğini, esprilerini, sohbetini.


En son bir Güney Afrika seyahatinde hep beraber buluşmuştuk.


Koç Grubu onun zamanında iyice dışa açıldı.

 

Özellikle Arçelik ve Beko Türkiye’nin dış yüzü haline geldi.

 

Avrupa’da bugün birçok ülkede en çok satılan ilk üç beyaz eşyadan birinde Koç imzası var.

 

Oysa babası Rahmi Bey’in ardından grubun direksiyonuna geçtiğinde Mustafa Koç’u işaret eden pek çok kimse, “Dede kurar, baba büyütür, torun batırır” demişti.


Hiç de öyle olmadı.


Koç Grubu 10 milyar liralık cirodan 60 milyar liranın üzerine çıktı. Çalışan sayısı 100 bine dayandı.

Haberin Devamı


Şirketlerle ilgili radikal kararlar onun döneminde alındı. Dede yadigarı Migros 2008’de satıldı.

 

Ama Tüpraş gibi bir dev 2005’te gruba katıldı. Bazı sektörler terk edildi, bazılarına yelken açıldı.


Kardeşleri ve çalışanlarıyla Koç Grubu’na kazandırdıkları dışında hayalleri de büyüktü Mustafa Koç’un...

 

Güney Afrika seyahatimizden aklımda şu sözleri kaldı:


“Arçelik Grubu’nun ana pazarı olan Avrupa, Ortadoğu ve Afrika (EMEA) coğrafyası, dünya beyaz eşya pazarının yüzde 46’sını oluşturuyor.

 

Arçelik de bu pazarda beş yılda beşincilikten ikinci sıraya yükseldi. Peki durumdan memnun muyum, global oyunculukta istediğimiz yerde miyiz?

 

Hayır. Hedefimiz Uzak Asya. Uzakdoğu müjdesini daha sonra vereceğiz.

 

Haberin Devamı

Malezya, Tayland, Vietnam, Filipinler. Endonezya’yı bölgenin politik olarak etkili ve en büyük İslam ülkesi olarak görürseniz, çok ciddi potansiyel arz ediyor.”


Hakikaten de öyle oldu.

 

Arçelik ardından Tayland’da bir buzdolabı fabrikası kurdu.

 

Ekonomi gazetecileri mart ayında Mustafa Koç’un davetlisi olarak bu kez Tayland’a gidecek, o fabrikanın açılış törenine katılacaktık.

 

Mustafa Bey’in şirketiyle, çalışanıyla en önemlisi de ülkesiyle ilgili yaşadığı gurura eşlik edecek, söylediklerini bu sütunlarda sizlerle paylaşacaktık.


Ne yazık ki nasip olmadı...


Her ne kadar aile şirketi olsa da Koç Grubu kendi prensiplerini ortaya koymuş, profesyonelce yönetilen bir şirket.

 

Haberin Devamı

Mustafa Koç’tan bayrağı devralacak isimler de eminim ki çıtayı daha da yükseğe koyacak ve şirketi o hedefe taşıyacak.


Pazar günü Türkiye’nin uğurlamaya hazırlandığı Mustafa Koç’un ardından söylenen, yazılan ve yazılacak binlerce kelime var.

 

Arkadaşım, foto editörümüz Sebati Karakurt, dün Hürriyet’in birinci sayfasında da yer alan Cansu Çamlıbel’in röportajı için çektiği fotoğrafı sosyal medyada paylaşıp her şeyi iki kelimeyle özetlemiş:

 

GÜZEL İNSAN...


Nur içinde yat, güzel insan...

 İki kelimeyle Mustafa Koç


Fotoğraf: Sebati Karakurt

Yazarın Tüm Yazıları