"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Yargı reformundan hapisteki Cumhuriyetçilere iyi haber var

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, meseleyi şöyle anlatıyor:

Diyelim ki, aynı dosyada sanık(lardan) bir kısım istinafta, bir kısım Yargıtay’a gidiyor. Diyelim ki, Yargıtay’da inceleme yapıldı, Yargıtay dosyayı bozdu, yani ‘Suç yok’ dedi... Bu arada istinafta (cezaları) kesinleşen kişiler cezaevine girdiler. İki yıl sürdü Yargıtay. (İki yıl) cezaevinde yattılar. Yargıtay dedi ki, ya burada bir suç yok...

Gül, ardından şöyle soruyor: “O zaman istinafta kesinleşenlerin günahı ne? Onlar içeride yatınca ne oluyor?

Bu alıntıyı Gül’ün 31 Mayıs tarihinde Habertürk’te Didem Arslan’a verdiği mülakatın video kaydından satırı satırına aktarıyorum.

Didem Arslan da “Kamu vicdanı bu rahatsızlığı nasıl giderecek” diye karşı soruyu yöneltiyor.

Adalet Bakanı, şöyle yanıtlıyor:

Burada bizim düşüncemiz, istinaf ve aynı dosyada Yargıtay’a giden sanıklar bakımından, dosya Yargıtay’a gittiyse ‘bekletici mesele’ olsun, Yargıtay sonucunu beklesin. Yargıtay bunu onaylarsa o zaman infaz olsun diye düzenleme ihtiyacı olduğunu vurguladık.”

Bakan, daha sonra TBMM’ye sunulacak yargı reformu paketinde bu düzenlemenin yer alacağını belirterek, “Adalet onu gerektirir” şeklinde konuşuyor.

*

Gül’ün açıklamalarında gündeme gelen konu Cumhuriyet gazetesi davası nedeniyle halen Kandıra Cezaevi’nde hapiste yatmakta olan altı arkadaşımızın durumunu yakından ilgilendiriyor.

Tartışmanın temelinde Ceza Mahkemesi Kanunu’nun 286’ncı maddesinin öngördüğü cezaların Yargıtay’da temyizine ilişkin ‘beş yıl sınırı’ yatıyor. Buna göre, birinci derece mahkemesinin verdiği beş yıl ve altındaki cezalar istinaf mahkemesinde onaylanırsa hüküm kesinleşmiş kabul ediliyor. Kesinleştiği için de sanıklara cezaevi yolu görünüyor.

Aynı maddeyle göre istinafta onaylanan ceza beş yılın üstündeyse ‘kesinleşmemiş’ kabul ediliyor ve dosya Yargıtay’da temyize gidiyor. Bu takdirde Yargıtay’daki temyiz süreci bekleneceği için sanıkların cezaevine girmesi gibi bir durum yaşanmıyor.

Sonuçta davada mahkûm olan Cumhuriyeti mensubu 14 sanıktan altısı cezaları beş yılın üstünde olduğundan Yargıtay’da temyiz hakkını kazandı ve hapse girmekten kurtuldu. Ancak sanıklardan sekizine verilen cezalar beş yıl sınırının altında olduğu için onların mahkûmiyetleri kesinleşmiş oldu. Bunlardan altısı (Musa Kart, Güray Öz, Önder Çelik, Hakan Kara, Mustafa Kemal Güngör, Emre İper) 25 Nisan tarihinde ikinci kez cezaevine girdi. (Bu gruptakiler daha önce dokuz ay kadar hapis yatıp tahliye olmuştu.)

*

Aynı davada yüksek ceza alanların dışarıda kalması, daha az ceza alanların hapse girmesinin yarattığı tuhaf durum aylardır kamuoyunu ve aynı zamanda yargı çevrelerini meşgul ediyor.

Adalet Bakanı Gül, söz konusu çelişkiyle ilgili bir sorumuz üzerine yaptığı ve 15 Mart tarihinde bu köşede yayımlanan açıklamasında, istinaf sistemini gözden geçirdiklerini belirterek, uygulamada görülen eksikliklerin hazırlanmakta olan yargı reformu paketinde düzenlenebileceği mesajını vermişti.

Bakanın bu taahhüdünün ardından 30 Mayıs tarihinde açıklanan yargı reformu paketinde bu konuda spesifik bir düzenleme yer alıyor. Metnin “Hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi” başlıklı birinci bölümünde aynen şöyle deniliyor:

Bölge adliye mahkemelerince istinaf incelemesi sonucunda verilen kararların kesinlik sınırının ifade özgürlüğünü ilgilendiren maddeler açısından yeniden belirlenmesi öngörülmektedir.

*

Belgedeki ifadeyi bakanın açıklaması çerçevesinde değerlendirdiğimizde şunu anlamamız gerekiyor: Mevcut yasaya göre cezaları istinafta kesinleştiği için hapse girmek durumunda olan gazetecilerin -aynı davanın diğer sanıkları hakkındaki Yargıtay süreci sonuçlanıncaya kadar- cezaevine girmeden bu kararı beklemeleri mümkün olacaktır.

Bu durumda meslektaşlarımızın Kandıra Cezaevi’nden ne zaman çıkacakları TBMM’nin getirilecek düzenlemeyi ne kadar süratle geçireceğine bağlıdır. Gül, Bu konu Meclis’in gündeminde ve bir an önce gelmesi gerektiğini düşünüyoruz. Umarız çok geç olmadan kanunlaşır, reformun önemli adımlarından birisi gerçekleşmiş olur” diye konuşuyor.

Biz de TBMM’nin elini çabuk tutmasını diliyoruz.

X