Türkiye'nin koronavirüs önlemleri (2) - Tehdidin geliş seyri Türkiye’ye ek zaman kazandırdı

Türkiye’nin koronavirüs kategorisindeki ‘COVID-19’ ile tanışması, test sonuçları üzerinden yapılan tespitleri esas aldığımızda, dünyanın pek çok ülkesine kıyasla gecikmeli bir şekilde ortaya çıktı. Türkiye’deki bir laboratuvarda yapılan COVID-19 testinde ilk pozitif sonucun alınması 10 Mart tarihine rastlıyor. O gün itibarıyla dünyada bu virüs tespit edilmiş olan ülke sayısı 114’e ulaşmıştı.

Haberin Devamı

10 Mart tarihindeki ilk koronavirüs tanısı Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından ertesi günü 11 Mart tarihinde kamuoyuna duyurulmuştur. Bu virüsten kaynaklanan ilk ölüm olayı da 17 Mart’ta gerçekleşmiştir. Buna karşılık, ilk ölümden tam bir ay sonra dün akşam itibarıyla açıklanan kayıp sayısı 1.643’e çıkmış, vakaların toplamı da 74 bin 193’e ulaşmıştır.

Türkiye’nin COVID-19’a karşı verdiği mücadeleyi değerlendirirken, öncelikle bu virüsle karşılaştığında felaketin küresel düzeyde ne kadar yayılmış ve nasıl bir görüntü kazanmış olduğunu da kısaca hatırlamakta yarar var.

KOMŞULARIN ÇOĞUNDA TÜRKİYE’DEN ÖNCE GÖRÜLDÜ

Türkiye’de ilk koronavirüs teşhisinin konduğu 10 Mart tarihinde salgının o sırada Avrupa’da en ölümcül bir çizgide seyretmekte olduğu İtalya’daki vakalarda 10 bin eşiği aşılmış, ölü sayısı da 631’e yükselmişti. İtalya kayıplarda bin eşiğini 12 Mart’ta geçmiştir. Salgının daha kontrollü bir şekilde seyrettiği Almanya’da ise bu tarihte 1.460 vakaya karşılık yalnızca iki ölüm olayı kayda geçmişti. Aynı tarihte Fransa için 1.783 vaka ve 33 insan kaybı söz konusudur. Birleşik Krallık’ta ise aynı başlıklarda 384 ve 6 rakamlarıyla karşılaşıyoruz.

Haberin Devamı

Bu arada, koronavirüs Türkiye’yi komşuları üzerinden de kuşatmaya başlamıştı. Virüs, Çin Halk Cumhuriyeti’nden sonra patlama yaptığı ikinci ülke olan İran’da şubat ayının ortalarından itibaren önce Kum kentinde, ardından da Meşhed’de yaygın bir salgına dönüşme eğilimine girmişti.

İlk vakanın şubat ayı sonunda görüldüğü Irak’ta ise 10 Mart tarihi itibarıyla 70 vaka tespit edilirken, 8 ölüm raporlanmıştı. İlk pozitif test sonucunun 26 Şubat tarihinde alındığı Yunanistan’da 10 Mart tarihine gelindiğinde vaka sayısı 89’a çıkmış, ancak henüz bir kayıp yaşanmamıştı. Yunanistan’daki ilk ölüm vakası 12 Mart tarihinde kayda geçmiştir.

Buna karşılık, Bulgaristan’da 10 Mart tarihinde kayda girmiş 6 pozitif test sonucu var. Keza Gürcistan’a baktığımızda 10 Mart itibarıyla tanı konmuş 7 vakaya rastlıyoruz. Bu tarih itibarıyla Türkiye’nin henüz koronavirüs vakası rapor etmemiş olan tek komşusu Suriye’dir. Bu ülkede virüse rastlandığına ilişkin ilk resmi açıklama 22 Mart tarihlidir.

Haberin Devamı

KOCA AVRUPA’DAN  ENDİŞELİYDİ

Burada altını çizmemiz gereken bir nokta, Avrupa’da başlangıç dönemindeki vakaların önemli ölçüde Çin kaynaklı olmasıdır. İlk vakaların öykülerine bakıldığında, virüsün ana çizgi olarak Çin’den İtalya’ya ve oradan diğer Avrupa ülkelerine ya da Çin’den doğrudan Avrupa ülkelerine sıçraması şeklinde bir kalıp karşımıza çıkıyor.

Zaten Sağlık Bakanı Koca’nın mart ayından itibaren açıklamalarına baktığımızda, Türkiye’nin Çin ve İran’a kapılarını sırasıyla ocak ve şubat ayları sonunda kapatmasından sonra virüsün muhtemel yayılma güzergâhı olarak daha çok Avrupa’dan kaygılandığını görüyoruz. Koca, örneğin 5 Mart tarihindeki açıklamasında “Avrupa’da her geçen gün ağırdan alınan tedbirler giderek bizi, ülkemizi risk altına sokmakta” diyerek şikâyetçi de oluyor.

Haberin Devamı

9 MART’A DEK 2 BİN TEST  NEGATİF ÇIKMIŞTI

Bu arada, Suriye hariç bütün komşularında koronavirüse Türkiye’den önce rastlanmış olduğunu belirtirken önemli bir noktanın da altını çizmeliyiz. Türkiye’de başlangıçta uzun bir süre pozitif test gözlenmemesi, bu süre içinde ülkede koronavirüs vakalarının yaşanmadığı, bu hastalıktan kaynaklanan ölümler olmadığı anlamına gelmiyor.

Özellikle başlangıç döneminde virüsün yeterince tanınmadığı, test kapasitesinin de sınırlı olduğu dikkate alınırsa, hastalığın fark edilmeden yaşandığı, hatta bunların bir bölümünün ölümle sonuçlandığı birçok vakanın gerçekleşmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman’ın ölümü bu açıdan ilginç bir örnektir. Rahatsızlığı sırasında kendisine yapılan koronavirüs testi ‘negatif’ çıkan Yalman, 15 Mart’ta vefat ettiğinde hastanede ölüm raporuna ‘zatürre’ tanısı yazılmıştı. Ancak şüphe üzerine eşi Belma Yalman’da yapılan koronavirüs testi pozitif çıkınca kendisinin ölüm nedenine ilişkin tespit COVID-19’a çevrilmişti. Belma Yalman, bu hastalıktan 8 Nisan’da vefat etmiştir.

Haberin Devamı

Dolayısıyla değindiğimiz ihtimali göz ardı etmemek gerekiyor. Bununla birlikte, şubat ayından itibaren ilk dönemde yapılan birçok testin negatif çıktığı da vurgulanmalıdır. Sağlık Bakanı Koca’nın 9 Mart tarihli açıklamasına bakılırsa, bu tarih itibarıyla Türkiye’de yapılan testlerde 2 bin rakamı geçilmiş, ancak hepsi de negatif çıkmıştır.

TÜRKİYE BİR AY EK ZAMAN KAZANDI

 Her halükârda, salgının Avrupa ülkeleri ve komşularına kıyasla gövdesini gecikmeli bir şekilde göstermiş olması, Türkiye’ye yaklaşan koronavirüs tehdidine karşı hazırlık yapabilmek, oyun planını kurmak, gerekli organizasyon ve altyapıyı oluşturmak, bu çerçevede ilaç ve tedavide kullanılacak diğer tıbbi malzemeyi temin ederek stoklamak açısından değerli bir zaman süresi tanımıştır.

Haberin Devamı

Kuşkusuz bu süre, diğer ülkelerde yaşanan vakalarla ortaya çıkan tıp literatürü üzerinden virüsün özelliklerinin öğrenilmesi ve tıbben nasıl bir tedavi tarzının izlenmesi gerektiğine ilişkin bilgi ve tecrübe birikiminden yararlanılması bakımından da Türkiye’nin lehine bir faktör olmuştur.

Belli başlı Avrupa ülkeleri ilk vakalarla genellikle ocak ayı sonundan itibaren, ilk ölüm olaylarıyla ise şubat ayının ortalarından karşılaşmaya başlamıştır. Bu açıdan bakıldığında vakalarla yüz yüze gelmek anlamında COVID-19 denklemine mart ayı ortasından itibaren giren Türkiye’nin yaklaşık bir ay gibi ek bir hazırlık zamanı olmuştur.

Bu süre içinde atılan adımları ayrıca değerlendireceğiz.

Yazarın Tüm Yazıları