Türkiye-İran-Rusya - Dünyanın en nevi şahsına münhasır işbirliği formatı: Astana

Türkiye, Rusya ve İran’ın cumhurbaşkanları Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin ve Hasan Ruhani’nin yarın Soçi’de ‘Dördüncü Astana Zirvesi’nde bir araya gelecek olmaları 2017 yılı ocak ayında başlayan Astana sürecinin üçüncü yılına girerken artık kurumsallaşmaya başladığını gösteriyor.

Haberin Devamı

Formal bir organizasyona dayanmayan esnek formatı ve çalışma yöntemleri ile uluslararası ilişkilerde pek benzeri bulunmayan, kendine özgü bir işbirliği modeli söz konusu Astana sürecinde. 

Astana mekanizmasının kurumsal işleyişini incelediğimizde bugüne dek cumhurbaşkanları düzeyinde üç zirve, dışişleri bakanları düzeyinde üç buluşma ve siyasi direktörler düzeyinde de 11 toplantı yapıldığını görüyoruz. Burada önem taşıyan nokta, Suriye’de son iki yıl içinde ülkenin batısında -sahada- meydana gelen gelişmelerin, bunun dışında siyasi çözüme dönük arayışların önemli ölçüde bu toplantılarda şekillenen, olgunlaşan fikirlerin, önerilerin uzantısı olmasıdır.

Örneğin, 2016 sonunda ilan edilen ateşkesin tahkim edilmesi için muhalefetin kontrolünde olan dört bölgenin (İdlib, Dera/Kunetra, Humus’un kuzeyi ve Doğu Guta) ‘gerilimi düşürme bölgesi’ ilan edilmesi Astana’nın başlıca hedeflerinden biriydi. İdlib dışındaki üç bölge bugün Esad rejimine geçmiştir.

Haberin Devamı

Rejimin kontrölü dışındaki İdlib’in büyük bir bölümü ise bugün bir terör örgütünün (HTŞ) hakimiyetindedir. Türkiye’nin İdlib’de çatışmasızlığı izlemek üzere 12 askeri gözlem noktası kurmuş olması yine Astana toplantılarında alınan kararların bir uzantısıdır.

Suriye sorununa nihai çözüm bulmak amacıyla çalışacak Anayasa Komitesi’nin çerçevesini oluşturmak üzere 2018 Ocak ayında muhalefet ile rejimi bir araya getiren Soçi’deki Ulusal Diyalog Kongresi de yine Astana sürecinin türevlerinden biridir. Bu kongrede üzerinde mutabakata varılan ilke ve esaslar Anayasa Komitesi’nin oluşumunu belirleyecektir.

Aslında bu yönüne bakıldığında Astana mekanizması siyasi çözüm çalışmaları açısından BM sürecinin de önüne geçmiş ve bu durum bazı Batılı çevrelerde rahatsızlık yaratmıştır. Geçen yıl ABD, Fransa, İngiltere ve Almanya’nın Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün’ü yanlarına alarak Suriye’yi görüşmek üzere ‘Küçük Grup’u oluşturmaları, Astana’nın tetiklediği rekabet duygusunun bir sonucudur.

Buna karşılık Astana ortaklarının kendi aralarındaki rekabet de az değildir. Galiba Astana mekanizmasını ilginç kılan da bu yönü, yani temelinde ciddi çelişkilerin yarattığı bir paradoksa dayanmasıdır. Çünkü, iç savaşta Beşar Esad’ı ayakta tutmak isteyen ve ona her türlü desteği veren Rusya ve İran gibi iki ülke ile Esad’ı devirmek için bütün ağırlığını koyan Türkiye işbirliği yapmak üzere bir araya gelmektedir.

Haberin Devamı

Tabii, ABD’nin Fırat’ın doğusunda bağımsız bir Kürt devletinin altyapısını hazırladığı yolundaki ortak tehdit değerlendirmelerinin yakın zamana kadar bu üç ülkeyi birbirine yaklaştırmakta bir tutkal işlevi gördüğü de söylenebilir.

Sonuçta, her üç ülke de Astana’daki işbirliği sonucu Suriye’de zemin kazanarak kârlı çıkmıştır. Moskova’daki en prestijli düşünce kuruluşlarından Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi’nin yöneticilerinden Fyodor Lukyanov’un geçen 28 Aralık’ta Al Monitor’da çıkan analizinde Astana konusunda yaptığı şu tespit yeteri kadar açıklayıcıdır:

Astana formatı kendi içinde bir mucizedir. Çünkü, büyük ölçüde birbirlerine güven duymayan ve pek çok alanda farklı çıkarları olan devletler arasındaki bir işbirliğine tanıklık etmektedir. Rusya-Türkiye-İran üçgeni yeni bir ortaklık türünü gösteriyor. Tarafları bir araya getiren, ortak bir hedefe ulaşma değil, her birinin kendi hedefini gerçekleştirme arzusudur. Ancak taraflardan her biri bunun diğer ikisiyle birlikte mümkün olabileceğini kavramaktadır.”

Haberin Devamı

Bir başka anlatımla, Rusya, Suriye ile 911 kilometre sınırı bulunan, muhalefet üzerinde nüfuz sahibi Türkiye ile işbirliği içinde olursa mı Suriye’de daha çok etkili olabilir yoksa onu karşısına alırsa mı? Keza Türkiye, Suriye’deki başat aktör Rusya ile yakın bir diyaloğa girerse mi Suriye’deki hedeflerini gerçekleştirebilir, yoksa bu ülkeyle çatışırsa mı? Benzer mülahazalar İran açısından da ileri sürülebilir.

Gelgelelim bu işbirliği şimdi önemli bir sınama ile karşı karşıya. Üç ülkenin Astana sürecindeki işbirliği sahadaki sonuçları bakımından yakın zamana kadar büyük ölçüde Fırat’ın batısındaki coğrafyaya dönüktü. Buna karşılık, yeni dönemde en kritik soru bu üçlü işbirliğinin ABD’nin askerlerini çekeceği Fırat’ın doğusunda nasıl şekilleneceğidir. Taraflar, kendi hedefleri birbirinden farklılık gösterebilse de, yine de bir ortak paydada, hareket tarzında buluşabilecekler midir?

Haberin Devamı

Yarın Soçi’de düzenlenecek olan dördüncü zirve, Astana formatı içinde bu sorunun yanıtının aranacağı ilk zemin yoklaması olacaktır. 

Yazarın Tüm Yazıları