"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Trump'ın kararı... Geçen yılki öyküyle benzeyen ve benzemeyen noktalar

Beyaz Saray’ın dün “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine uzun zamandır planladığı harekâtı yakında başlatacağını” duyurduğu ve aynı zamanda ABD’nin Suriye’den çekileceği mesajını verdiği açıklaması ile Başkan Donald Trump’ın ünlü 18 Aralık 2018 tarihli “Suriye’den çıkıyoruz” açıklaması ilk bakışta büyük benzerlik taşıyor. Ancak çok önemli farklar da var bu iki açıklama arasında.

Hatırlayalım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen yıl aralık ayı başından itibaren Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda askeri harekata girişeceğini sıkça vurgulamış, harekâtın 'birkaç günde' başlayabileceğini belirtmiş ve bu ısrarlı beyanlarının yarattığı baskı Amerikan tarafında bir alarm havasına yol açmıştı. ABD’nin güvenlik ve dış politika bürokrasisi, Türkiye’yi durdurabilmek için son çare Trump’ı devreye sokmuştu. Oyun planı, Trump’ın Erdoğan’ı telefonda arayarak kendisini harekattan caydırmasıydı.

Görüşme 14 Aralık 2018 tarihinde gerçekleşti ve hiç hesapta olmayan bir sonuç doğurdu. Çünkü görüşmede Trump, Erdoğan’a Suriye’den askerlerini çekme niyetini açmış, Erdoğan kendisinin bu niyetini desteklemiş, ayrıca ABD Başkanı’nın sorusu üzerine Türkiye’nin DEAŞ’la mücadelede sorumluluk alabileceğini de kayda geçirmişti. Trump, bu görüşme sonrasındaki süreçte Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde 20 mil (32 kilometre) derinliğinde bir ‘güvenli bölge’ kuracağını da açıklamıştı.

Trump’ın Erdoğan’la mutabakat halinde açıkladığı ‘çekilme’ kararı, o tarihte Amerikan sistemi için büyük bir şok olmuştu. Ancak Türkiye, Trump’ın verdiği 'çekilme ve güvenli bölge' sözüne dayanarak, Fırat’ın doğusuna dönük bir adım atmaktan da kaçınmıştı.                                 

*

ABD cephesinde geçen 10 ayın Suriye öyküsü, Trump’ın bu ülkeden çekilme niyetinin ABD ‘müesses nizamı’nın muazzam bir direnciyle karşılaşmasının özetidir. Kendisi de emekli bir orgeneral olan Savunma Bakanı James Mattis, Trump’ın kararını protesto etmek üzere istifa etmiş, bölgedeki komutanlar, Dışişleri, istihbarat camiası kuvvetli itirazlarda bulunurken, ABD Kongresi'nde ve kanaat önderleri arasında da ciddi bir muhalefet dalgası ortaya çıkmıştır.

Sonuçta Amerikan sistemi ağır ve sıkıntılı bir şekilde de olsa Başkan’ı bu kararında frenleyebilmiştir. Toplam 2 bin olan asker sayısında bine yakın bir indirime gidilse bile, son tahlilde ABD askeri Suriye’de sahada kaldığı ve Fırat’ın doğusunda hava sahasını da kontrol etmeye devam ettiği için, bu coğrafyada ABD’nin PKK uzantısı PYD-YPG ile askeri ittifakına dayanan statüko aynen devam etmiş ve Trump’ın Erdoğan’a söz verdiği ‘güvenli bölge’ de hayata geçirilememiştir.

*

Ve neredeyse 10 ay kadar sonra Trump bir kez daha sahnede ve bir kez daha Suriye’den çekileceğini açıklıyor. Ve bir kez daha projektörler Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye sınırındaki hareketlerine çevrilmiş durumda.

Her şey benzer gözükse de 10 ay öncesine kıyasla iki önemli değişiklik var. Geçen yıl yaşanan tecrübede Trump Türkiye’nin harekatını bir şekilde frenleyebilmişken, bu kez harekata açıkça ‘yeşil ışık’ yakmış bulunuyor. 

İkincisi daha az önemli değil. Trump, geçen yıl aralık ayında askerlerini Suriye’den çekme kararını açıklarken Beyaz Saray bunun 30 günlük bir takvim içinde gerçekleştirileceğini duyurmuştu. Bu takvim hiçbir zaman kuvveden fiile çıkmadı. Buna karşılık Trump’ın Erdoğan’la önceki akşam görüşmesinden sonra dün sabah saatlerinde sınırın hemen karşısında Tel Abyad ve Resulayn’da üslenmiş olan ABD askerleri bulundukları noktalardan çekilmeye başladılar.

Bu iki işaret birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna dönük planladığı askeri harekâtı başlatma ihtimalinin geçmişe kıyasla bu kez ciddi ölçülerde güçlendiğini söylemek mümkün.                     

*

Sınırdaki askerlerinin bir bölümünü güneye doğru kaydırmaya başlasa bile, ABD’nin nihai olarak birliklerin tümünü Suriye’den çekip çekmeyeceğini, daha doğrusu asker çekme başlığında geçen yılki öykünün tekrarlanıp tekrarlanmayacağını bu aşamada tam olarak kestiremiyoruz. ABD sisteminin benzer bir direnci bir kez daha sergilemesi şaşırtıcı olmayabilir. Daha şimdiden Cumhuriyetçi Parti’nin ağır toplarından Senatör Lindsay Graham’in yakın dostu Trump’ın planına kuvvetli bir şekilde itiraz etmiş olması, ABD Başkanı’nın Demokratlar bir tarafa, kendi partisinden de kuvvetli bir muhalefetle karşılaşacağını gösteriyor.

Trump’ın kararının uygulanabilirliği konusunda olumsuz anlamda hesaba katmamız gereken bir durum daha var. Demokratların kendisiyle ilgili ‘azil süreci’nin başlatmış olmaları nedeniyle, Trump başkanlığının en sıkıntılı dönemini yaşıyor. Ayrıca, 2020 kasım ayında yapılacak başkanlık seçimi nedeniyle ABD’de seçim kampanyası dönemi şimdiden başlamış bulunuyor. Trump yeniden aday olduğu takdirde, kendisini eskiye kıyasla çok daha kuşatılmış bir ortamda bulacaktır. Suriye’den çekilme kararının kendisine karşı kullanılması da muhtemeldir.

Burada Türkiye’nin dikkat etmesi gereken nokta, azil süreciyle seçim kampanyasının iç içe geçmesinin Amerika’daki karar alma mekanizmasını Suriye konusunda her kafadan ayrı bir sesin çıktığı kaotik bir duruma sokma ihtimalidir. Erdoğan’ın Suriye konusunda muhatap aldığı Trump’ın içte siyasi gücünün zayıflaması, alınan kararların, varılan mutabakatların uygulanması açısından sıkıntı yaratacaktır. Trump’ın dengesiz kişiliğinin yol açabileceği karambolleri de bu çerçevede gözden uzak tutmamak gerekiyor.

*

Bütün bu ihtimalleri hesaba katmakla birlikte, Türkiye’nin süratli bir şekilde hareket ederek Fırat’ın doğusundaki Tel Abyad ile Resulayn arasındaki hat üzerinden askeri harekatı başlatması halinde Suriye sahasında yeni bir durumla karşılaşacağız.

Bu takdirde, ABD‘nin kendi içindeki tartışma hangi yönde sonuçlanırsa sonuçlansın, ABD askerlerini çeksin ya da çekmeyip güneydeki bir hatta tutsun, her halükârda Suriye’de yeni bir statüko belirecektir. Bu, Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda sınır ötesi alanda ilk kez askeri varlığını tesis ettiği, TSK’nın da denklemde yer aldığı yeni bir statüko olacaktır.

X