"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Suriye’de herkesin kazandığı tuhaf bir sonuç

ÇİZİLEN bütün felaket senaryolarının ardından ortaya çıkan sonuç her şeye rağmen sağduyunun ağır bastığını gösterdi. Şu nedenlerle:

Birincisi, “Hazır ol Rusya, güzel, yeni akıllı füzeler geliyor” tehdidiyle bütün dünyayı dehşete düşüren ABD Başkanı Donald Trump’ın hem kendi ülkesindeki müesses nizam hem de uluslararası alandaki bir dizi oyuncu tarafından kısmen daha makul bir çizgiye çekilmiş olmasıdır. Suriye’ye verilecek karşığın belirlenmesi, bir ‘serseri mayın’ gibi hareket ettiği hususunda artık tereddüt kalmayan Trump’ın ‘evcilleştirilmesi’ yönünde ciddi bir egzersize sahne olmuştur.

ABD basınında okuduklarımıza bakılırsa, emekli orgeneral olan Savunma Bakanı James Mattis’in burada oynadığı rolü yabana atmamak gerekiyor. Sonuçta, sınırlı tutulmuş hedeflere dönük bir kereye mahsus bir harekât düzenlenmiştir. Çok sayıda kontrolsüz silahlı aktörün sahada cirit attığı bir Suriye coğrafyasına yapılacak daha sert ve yaygın bir askeri harekâtın, 2011’den beri iç savaşın içinde savrulan bu ülkeyi daha da içinden çıkılmaz bir hale getirebileceği uyarısının etkili olduğu anlaşılıyor.

Harekâtın önemli bir yönü, Trump’ın geçen yıl tam bu zamanlarda Suriye’yi aynı gerekçeyle tek başına vurmasından sonra bu kez Fransa ve Birleşik Krallık ile istişare ederek ve onlarla birlikte gerçekleştirmiş olmasıdır. Avrupa ile bir transatlantik işbirliğine girmesi, Trump’ın politikası bakımından yeni bir unsurdur.

Ve Esad’a verilen yanıtın sınırlı tutulmasında, Rusya lideri Vladimir Putin’in de belli ölçülerde etkisinin olduğu ileri sürülebilir. ABD’nin saygın gazetelerinden The Washington Post’a göre, aslında Esad’a çok sert bir darbe vurmak isteyen Trump’ın daha kontrollü bir tepkiye yönelmesinde Putin’in verdiği mesajlar da etkili olmuştur.

***

Çelişki gibi görünebilir ama kazanan bir diğer aktörün Suriye lideri Beşar Esad olduğuna hükmetmek hata olmaz. Çünkü Esad’ın kimyasal silah kullandığı yolundaki kuvvetli şüpheler karşısında maruz kaldığı yaptırım, masadaki askeri seçenekler içindeki en mutedil bileşim olmuştur. ABD’nin misillemesi, hiçbir şekilde Esad’ın bekasını sarsmamıştır. Esad, rejimin altyapısını, askeri imkân ve kabiliyetlerini büyük ölçüde koruduğu için muhalefet unsurlarına karşı savaşını bu olaydan etkilenmeden sürdürebilecektir.

Nitekim Şam’ın yakınlarındaki Doğu Guta’da (muhtemelen kimyasal silahların da yardımıyla) ‘işin bitirilmesinden’ sonra, Suriye ordusu, önceki gün itibarıyla mesaiye bıraktığı yerden başlamış bulunuyor. Suriye hava kuvvetleri ve topçusu, bu kez kuzeye yönelerek Humus’un kırsalında muhalefetin kontrol ettiği kasaba ve köyleri hem havadan hem de karadan vurmaya başlamıştır.

Bir başka anlatımla, Esad’ın ordusu, muhalefet unsurlarının kontrol ettikleri bölgeleri bu gruplardan adım adım arındırmaktadır. Muhtemeldir ki, Doğu Guta’nın arındırılmasından sonra bu kez Humus’taki cihatçı grupların, Astana sürecinde çatışmasızlık bölgesi olarak Türkiye’ye zimmetlenen İdlib’e ve ayrıca TSK’nın kontrolündeki Fırat Kalkanı bölgesine nakledilmeleri, hiç de şaşıracağımız bir senaryo olmayacaktır.

Buradaki düşündürücü durum şudur: Beşar Esad, sivillere karşı kimyasal silah kullandığı zaman uluslararası sistem ayağa kalkmakta ve kendisini –öldürmeyecek,
hatta kolunu kanadını kırmayacak ölçülerde- cezalandırmakta, ancak Esad kimyasal silah değil de savaş uçakları ile saldırdığı,
sivillerin de etkileneceği şekilde helikopterlerle havadan varil bombaları attığı zaman uluslararası sistem genelde tepkisiz kalmaktadır.

Şimdi kıssadan hisseye gelelim. Tanıklık ettiğimiz bütün hadise galiba bize şunu anlatıyor: Uluslararası sistemdeki kilit oyuncular, her şeye rağmen, Suriye’nin içine düştüğü büyük kaosta -Irak’ta 2003 yılında yapılan vahim tarihi hatanın ışığında- Şam’da işleyen bir devlet mekanizmasını ayakta tutmayı kendileri açısından daha uygun görmekteler. Açıkça telaffuz edilmeyen bu mutabakat, Esad rejiminin bütün günahlarına rağmen ayakta tutulması şeklinde kendisini gösteriyor.

***

Son hadisenin Türkiye’ye dönük sonuçları ne olabilir? Türkiye’nin Rusya ve İran’la arasına ‘kara kedi’ girdiği yolunda yapılan bütün yorumlara ve yaşanan açık kırılganlığa rağmen, bu üç ülkeyi Astana sürecinde bir arada tutan çıkarların ve siyasi hesapların, aralarını açan, onları ters düşüren meselelere kıyasla çok daha baskın olduğu kanaatini taşıyoruz.

X