"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Suriye’de ABD’ye karşı Türk-Rus ittifakı

RUSYA Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un geçen cuma akşamı yaptığı açıklama, ‘Fırat’ın doğusu’ ve buradaki ABD-YPG işbirliği meselesinin, ABD ile Rusya arasında küresel ölçekteki rekabete de yansıyan ciddi bir çekişme konusu haline geldiğini gösteriyor.

Lavrov aynen şunları söylüyor:

“Suriye’nin toprak bütünlüğüne dönük ana tehdit, ülkenin doğusundaki bölgelerden, ABD’nin doğrudan kontrolü altında bağımsız özerk yapıların fiilen kurulmakta olduğu Fırat’ın doğusundan gelmektedir.”

Rusya Dışişleri Bakanı, “Bu yasadışı faaliyetlere son verilmesi için ısrarlı olacağız. Bunu ifade etmeye devam ediyoruz; hem doğrudan Amerikalılara, hem de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde söylüyoruz” diye ekliyor.

*

Lavrov’un sözlerinde, ABD’nin Fırat’ın doğusunda PKK’nın Suriye uzantısı olan PYD/YPG ile yürütmekte olduğu askeri işbirliğinden Rusya’nın duyduğu rahatsızlığın boyutlarını görmek mümkün.

Rusya bu çıkışla, ABD’nin PYD/YPG ile işbirliğini Suriye’deki DEAŞ hedeflerine karşı mücadeleyle sınırlı bir çaba olarak görmediğini ortaya koyuyor. Kremlin, bu işbirliğinin arkasında, DEAŞ’ın çok ötesine geçen, ABD’nin kendi nüfuzu altında bağımsız bir Kürt yapılanmasını Fırat’ın doğusundaki geniş coğrafyaya yerleştirme niyeti gördüğünü vurguluyor.

Rusya, kendi zaviyesinden ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde kalıcı olma hesaplarını dizginlemeye çalışıyor.

*

Rusya Dışişleri Bakanı’nın sözlerinin önemli bir yönü, Türkiye’nin bu bölgeye dönük Amerikan stratejisini hedef alan resmi eleştirel söylemi ile büyük ölçüde örtüşmesidir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta pazartesi günü Soçi’de Rusya ile varılan İdlib mutabakatını açıklarken “Suriye’nin toprak bütünlüğüne kasteden ve Türkiye’nin milli güvenliğini de tehdit eden asıl yapı PYD-YPG’dir... Suriye’nin geleceğine yönelik en büyük tehdit İdlib’den ziyade Fırat’ın doğusundaki bu terör yuvalarından kaynaklanmaktadır” diye konuşmuştu.

Erdoğan, önceki gün New York’a giderken Şu an Suriyenin geleceği için en büyük sorun, Fıratın doğusunda kimi müttefiklerimizin himayesinde büyüyen terör bataklığıdırdiyerek, bu durumdan açıkça ABD’yi sorumlu tutmuştur.

Keza, Rusya’da yayımlanan ‘Kommerstant’ gazetesinde yayımlanan makalesinde, Cumhurbaşkanı, konuyu yine Fırat’ın doğusuna getirerek, ABD’nin PYD/YPG’ye sağladığı “olağanüstü desteğe” dikkat çekmiş, “Rusya’nın da özellikle PKK, PYD, YPG gibi terör odaklarına karşı Türkiye’nin mücadelesine destek vermesini bekliyoruz” demiştir.

*

Bu açıdan bakıldığında, Lavrov’un açıklaması, belli ölçülerde Erdoğan’ın Moskova’dan beklentilerine bir yanıt niteliği taşıyor. Buradaki söylem birliği Türkiye ile Rusya arasında varılan Soçi mutabakatının İki taraf da Suriye’deki terörizmin her şekli ve tezahürüyle mücadele etmek konusundaki kararlılıklarını yinelemişlerdir” şeklindeki 10. maddesiyle uyum içindedir.

Bir bu kadar önem taşıyan nokta, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin eylül başında Tahran’daki üçlü Astana zirvesi sırasında kayda geçen çıkışıdır. Ruhani’nin “Fırat’ın doğusunun düğümünü çözelim, Amerika’yı oradan çıkmaya zorlayalım. Çünkü bu krizin devam etmesinin arkasındaki en önemli etken Amerika’dır” şeklindeki açıklaması, Türkiye-Rusya cephesinden gelen ABD karşıtı bu eleştirel hamleleri tamamlayıcı niteliktedir.

Sonuçta, ABD’nin Fırat’ın doğusundaki niyet ve hareketlerine karşı Türkiye, Rusya ve İran arasında üçlü bir ittifak, kuvvetli bir yöneliş halinde giderek kuvveden fiile çıkmaktadır.

*

Kuşkusuz Lavrov’un bu beyanından sonra Moskova’daki PYD temsilciliğinin durumunun ne olacağı merak konusudur. Ayrıca, Afrin’e sınırdaş Rusya’nın kontrolündeki Tel Rifat bölgesinde PYD unsurlarının varlığı hakkında Moskova’nın yeni dönemde nasıl bir tutum alacağı bir diğer sıkıntılı mevzudur.

Bu çerçevede gündeme gelebilecek muhtemel bir diğer başlık, Rusya’nın bir süre önce yeni Suriye anayasasına ilişkin üzerinde çalıştığı taslakta Kürtler için ‘kültürel özerlik’ fikrine yeşil ışık yakmış olmasıdır.

Bu sorular önümüzdeki günlerde Türkiye ile Rusya arasındaki diyaloğun hassas başlıkları olarak belirmeye adaydır.  

X