"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Soçi Mutabakatı’nın bir yılı: Uygulaması sorunlu, vazgeçilmesi zor

ÜÇLÜ Ankara zirvesinin hemen sonrasına rastlayan geçen salı günü, 17 Eylül 2018 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in Soçi kentinde İdlib’de ateşkes rejimi uygulanmasına ilişkin 10 maddelik mutabakat metnini imzalamalarının tam birinci yıldönümüydü.

Bu vesileyle Soçi Mutabakatı’nın bir yıllık uygulamasının genel bir değerlendirmesini yaparsak bardağın hem boş hem de dolu taraflarının olduğunu söylememiz gerekiyor.

Boş tarafından başlarsak, mutabakatın bazı kilit maddelerinin uygulamaya konamadığını belirtmeliyiz. Örneğin, belgenin İdlib ‘gerilimi azaltma bölgesi’nin iç çeperinde 15-20 kilometrelik bir ‘silahsızlanma bölgesi’nin kurulmasının ardından, radikal terörist grupların ve ağır silahların bu bölgeden çıkartılmasını öngören maddeleri (5. ve 6. maddeler) hayata geçirilememiştir. Geride bıraktığımız aylarda İdlib’in güneyinde yaşanan çatışmalarda silahlı muhalif grupların –Han Şeyhun’u kaybetseler de- silahsızlanma bölgesinin içinden Suriye ordusuna kafa tutabilecek bir askeri yeteneğe sahip olduklarına hep birlikte tanıklık ettik.

Keza, hedeflenen çatışmasızlığın sağlanmasıyla birlikte Halep’i Şam’a bağlayacak M5 ve Halep’i Akdeniz kıyısındaki Lazkiye’ye bağlayacak M4 otoyollarının trafiğe açılması (8. madde) mümkün olmamıştır.

*

Söz konusu maddelerin hayata geçirilmesi önemli ölçüde Türkiye’nin üzerine düşen bir sorumluluktu.

Buna karşılık, mutabakatın Moskova’nın sorumluluğuna giren “Rusya’nın İdlib’de askeri operasyonlar ve saldırılardan kaçınılması için gerekli önlemleri alacağı ve mevcut statükonun korunacağı” yolundaki maddesinin sahaya yansıması da çok sorunludur. Bu madde, başlangıç döneminde pekâlâ uygulanmış, ancak sonradan gevşemiş, bazı dönemlerde -örneğin geçen mayıs ayından sonraki hadiselerde görüldüğü gibi- hiç uygulanmamıştır. Hatta Rusya, Esad ordusunun İdlib’in güneyinde gerçekleştirdiği harekâta savaş uçaklarıyla kuvvetli bir destek vermiştir.

Görülmüştür ki, Rusya istediği zaman Suriye’yi pekâlâ frenliyebilmekte, bazen de serbest bırakabilmektedir. Bu noktada vahim olan, Rus ve Suriye hava kuvvetlerinin İdlib’de hastane ve okul gibi çatışma dışı bırakılması gereken pek çok yeri de bombalamış olmalarıdır.

*

Tabii bu mutabakatı değerlendirirken İmzalanmasaydı İdlib’de ne olurdu” diye sormak da gerekir. Kabul edelim ki, bu belge geçen yıl Erdoğan ve Putin tarafından imzalandığında bir insani felaketin yaşanması ihtimalini bertaraf ettiği düşüncesiyle uluslararası alanda büyük bir rahatlama getirmiş, herkes derin bir nefes almıştı.

Bugün de uygulamadaki ciddi sorunlara rağmen uluslararası camianın geniş bir kesimi bu anlaşmanın masadan kalkmasını göze alamıyor. Çünkü masadan kalktığı takdirde, İdlib’in kaotik bir ortama sahne olması kuvvetle muhtemeldir. Geçen ayın sonundaki çatışmalarda İdlib’in güneyinden ağırlıklı olarak kuzeye doğru 600 bin kişinin göç etmek zorunda kalması yeterince göz açıcı olmalıdır. Bu nedenle herkes, uygulamadan dolayı hoşnutsuzluk belirtse de mutabakatın uygulanması gereğini vurgulamaktan da vazgeçmiyor. Uluslararası camianın İdlib’de patlak verebilecek felaket senaryolarını caydırabilmek için elindeki tek araç yine bu anlaşmadır. Ankara’da geçen pazar günü yapılan üçlü zirveden sonra da bu mutabakatın “hayata geçirilmesi kararlılığı” bir kez daha vurgulanmıştır.

*

Soçi Mutabakatı’nın temelinde açmaz şurada yatıyor. Belge, “Suriye’de terörizmle kararlılıkla mücadele edilmesini” de bir hedef olarak gösteriyor. (10. madde)İdlib’de özellikle geçen ocak ayından sonra alan hâkimiyeti büyük ölçüde, BM Güvenlik Konseyi’nin ‘terörist’ kategorisinde tanımladığı, El Kaide’nin uzantısı olan Hayat Tahrir üş Şam (HTŞ) örgütünde bulunuyor.

İşin kilitlendiği noktada şu soru var: Ateşkes uygulanması arzulanan coğrafyada alan kontrolü bir terör örgütünde olursa ve ateşkes düzenlemesi aynı zamanda terörle mücadele yükümlülüğü de taşırsa o bölgede çatışmasızlık nasıl sağlanacaktır?

Ayrıca, HTŞ de silahsızlanma bölgesinden geri çekilmeyerek ve rejim hedeflerine ve Rusların Lazkiye’nin hemen güneyindeki Hmeymim hava üssüne sıkça saldırılar düzenleyerek, taciz atışları yaparak karşı tarafı üstüne çekmek konusunda sıkça davetiye çıkartmıştır. Her seferinde çatışmalar alevlendiğinde arada sıkışan, 12 gözlem noktasıyla İdlib’de önemli bir askeri varlık gösteren ve büyük bir göç dalgası ihtimalini caydırmaya çalışan Türkiye olmaktadır.

Birinci yıldönümünde Soçi Mutabakatı’nın üzerinde asılı duran kilit soru İdlib’de sahayı kontrol eden HTŞ’nin buradaki varlığıyla yola nasıl devam edileceği, bu örgütün başka bir yapıya dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğidir. Soruyu daha geniş bir çerçevede Suriye’nin geleceğinde silahlı cihatçı grupların durumuna nasıl bir formül bulunacağı meselesi şeklinde de ele alabiliriz. Söz konusu gruplar Türkiye sınırına doğru sıkışmakta oldukları için bu soruların yanıtları Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor.

*

Soçi mutabakatının uygulanmasında bu bağlamda karşılaşılan sıkıntı önceki gün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde farklı bir şekilde karşımıza çıkmıştır. Almanya, Kuveyt ve Belçika’nın sundukları, İdlib’de ateşkes uygulanmasını öngören karar tasarısı 12 lehte ve bir çekimser oya karşılık, Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin vetosuyla engellenmiştir.

Tasarıda, Suriye’de (İdlib’de) teröre karşı harekâtların uluslararası insani hukuka uygun bir şekilde yürütülmesi, orantılılık ve ihtiyatlı hareket etme ilkelerine saygı gösterilmesi, sivil nüfus ile savaşan taraflar arasında ayrım gözetilmesi talep ediliyordu.

Rusya, tasarıda BM’nin ‘terörist’ olarak tanımladığı grupların hedeflenebilmesi için istisna getirilmediği gerekçesiyle bu tasarıyı veto ettiğini açıklamıştır. Rusya ve Çin, daha sonra bu istisnayı içeren kendi tasarılarını sunduklarında, bu metin de 9 aleyhte ve 4 çekimser oyla geçmemiştir.

İdlib’de yaşayan 3 milyon insanın yüzde 51’i çocuk ve yüzde 25’i kadınlardan oluşuyor. BM Güvenlik Konseyi, savaşta en korumasız olan bu insanlara bir umut ışığı olamamıştır. Sonuçta masada yine Soçi Mutabakatı durmaktadır.  

X