S-400’ler, Yavuz ve Midilli ile kıyaslanabilir mi?

ABD’nin dış politika alanındaki en önemli otoritelerinden biri kabul edilen Prof. Walter Russell Mead’in 15 Temmuz tarihinde ABD’nin prestijli Wall Street Journal gazetesinde yayımlanan S-400’lere ilişkin yazısı, Osmanlı İmpartorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’na girmesine yol açan tarihi olayları anlatarak başlıyor.

Haberin Devamı

Mead, 1914 yazında Britanya tersanelerinde Osmanlı İmparatorluğu’nun siparişiyle inşa edilmekte olan iki savaş gemisine dönemin Donanma Bakanı Winston Churcill’in el koyduğunu, bunun üzerine Almanya’nın bu ikisinin yerine geçmek üzere Osmanlı’ya (adları Yavuz ve Midilli diye değiştirilen) iki savaş gemisi gönderdiğini hatırlatıyor.

Aynı yılın ekim ayına gelindiğinde Osmanlı İmparatorluğu, başını Almanya’nın çektiği ‘Mihver Devletleri’nin yanında, aralarında Britanya’nın da bulunduğu ‘İtilaf Devletleri’ne karşı savaşa girmiştir.

Rus silahları üzerinden bugün Türkiye ile yaşanmakta olan krizin de aynı derecede sonuçları olabilir” diyor ünlü ABD’li akademisyen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın S-400 füzelerini alma kararının “Batı’ya temel bir meydan okuma olduğunu” belirtiyor.

Haberin Devamı

Mead, bu arada Osmanlı’nın parasını ödediği halde el konulan iki savaş gemisini kaybetmesi gibi Türkiye’nin de muhtemelen F-35 savaş uçaklarına sahip olamayacağına dikkat çekiyor.

*

Şimdi Amerikalı otoritenin bu örneği verdikten sonra kıssadan hisse’ bugüne dönük çıkardığı sonuca bakalım. Churcill’in kararı Osmanlı’nın Almanya’nın yanında Britanya’ya karşı Birinci Dünya Savaşı’na girmesiyle sonuçlanmıştı. Buna karşılık Mead, 2019 yılında Türkiye’nin Rusya’ya yönelmesini önleyecek bir strateji öneriyor. Zaten yazısı “Türkiye’nin Rusya’nın tarafına geçmesine izin vermeyin” başlığını taşıyor.

Prof. Mead, Türkiye’nin ABD ve Avrupa ile yaşadığı sorunları anımsattıktan sonra şöyle diyor: “Buradaki anlaşmazlık Vladimir Putin için bir imkân yaratıyor. Türkiye ve müttefikleri arasındaki bağları gevşeterek Batı ittifakına ağır bir darbe indirmiş, daha cazip ticari anlaşmalara (nükleer reaktör gibi) kapıyı açmış ve Ortadoğu’daki profilini yükseltmiştir... Türkiye gibi majör bir müttefikin taraf değiştirme potansiyeli NATO açısından büyük bir sınamadır.”

Mead, Erdoğan’ın hamlesine “ciddi bir karşılık” verilmesini savunmakla birlikte, yine de “Washington ihtiyatlı bir şekilde hareket etmelidir” diyor ve ABD’nin Türkiye’ye bakarken Erdoğan liderliğinden çok “uzun vadeye odaklanmasını” öneriyor.

*

Haberin Devamı

Walter Russel Mead’in bu yazısı, ABD dış politika dünyası üzerindeki ağırlığı da dikkate alındığında, S-400’lerin parçalarını taşıyan Rus kargo uçaklarının geçen hafta Mürted üssüne inmesiyle birlikte ABD basınında çıkmaya başlayan sayısız yazı içindeki en çarpıcı metinlerden biridir.

Aslında ABD basınında S-400’ler nedeniyle son derece canlı bir tartışmanın ortaya çıktığını söylemek mümkün. Bu yazıların neredeyse hepsinde Türkiye’ye karşı tepkili bir çizgi hâkim. Ancak çok sert tepki verilmesini savunanlar da olmakla birlikte, Mead’in makalesinde görüldüğü gibi, her şeye rağmen ‘ihtiyat’ önerenler sayıca bir hayli geniş yer tutuyor.

*
Her iki bakıştan birer örnek verelim. Mead’in de belli aralıklarla yazdığı Wall Street Journal, pazar günkü başyazısında Başkan Donald Trump’ın Türkiye’ye vereceği karşılıkta işi gevşek tutması ihtimaline dikkat çekerek, “Bu takdirde Kongre Erdoğan’a bir müttefike ihanet etmenin bedelini göstermelidir” çizgisini savunuyor.

Haberin Devamı

Buna karşılık bir başka önemli ABD gazetesi Washington Post, yaptırım uygulansa da Türkiye ile bir kopmanın yaşanmaması gerektiği çizgisinde duruyor. Bu gazetede geçen çarşamba günü çıkan başyazıda, ciddi bir krizin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı iyice Rusya lideri Putin’e iteceği, Putin’in bundan büyük bir memnuniyet duyacağı belirtilerek, ABD’nin Türkiye ve bölgedeki çıkarları hatırlatılıyor ve “ABD, Türkiye ile daha geniş bir kırılmayı önlemek için çaba sarf etmelidirdeniliyor.

Keza eski NATO Başkomutanı Orgeneral James Stavridis, önceki gün Bloomberg web sitesinde çıkan yazısında, S-400’lerin gelmesine karşılık, olabilecek en kuvvetli ifadelerle Türkiye’nin yine de NATO’da tutulması gerektiğini belirtiyor ve İttifaktaki en büyük ikinci orduya sahip ülkeyi kaybetmek çok büyük bir jeopolitik hata olacaktır” diyor. Stavridis, S-400’lerin varlığına rağmen Türkiye’nin NATO’da tutulacağı yaratıcı bir formülün bulunması için çaba sarf edilmesini öneriyor.

Haberin Devamı

Bütün bu yazılar, ABD’li karar vericiler ve kanaat önderleri arasında Türkiye meselesinin öncelikli bir konu olarak gündeme geldiğini ve bu sıcak tartışmanın uzun bir süre devam edeceğini gösteriyor. Bütün tepkilere rağmen, bu tartışmada Türkiye’nin Batı dünyasında tutulması ve Rusya’nın yörüngesine girmekten alıkonulması düşüncesinin belirginleşmekte olduğunu söylemek hata olmaz.

Yazarın Tüm Yazıları