"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Güvenlik Konseyi kararı nasıl batar?

“BATSIN sizin kararınız...”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen salı günü partisinin grup konuşmasında BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye ile ilgili ateşkes kararının Doğu Guta’da uygulanmaması konusunda sarf ettiği bu tepkisel sözler dış politika söyleminin klasikleri arasına girmeye aday görünüyor.

Doğu Guta’daki gelişmeler yenilir yutulur mu? Acaba Doğu Guta’daki gelişmeler insanlığa sığar ?diye sorduktan sonra ekliyor Cumhurbaşkanı Erdoğan:

“Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde karar alıyorlar, batsın sizin kararınız... İşleme konmayan kararın insanlık için ne anlamı var? Siz insanlığı aldatıyorsunuz, kandırıyorsunuz. Biz boşu boşuna ‘Dünya beşten büyüktür’ demiyoruz. Anlamı bu...”

Erdoğan’ın bu sözlerini bir dizi eksende değerlendirebiliriz. Birincisi, bu sözler Erdoğan’ın artık kalıplaşmış olan BM Güvenlik Konseyi eleştirilerinin bir tekrarı niteliğinde. Cumhurbaşkanı, yıllardır her vesileyle Güvenlik Konseyi’nin yapısının hakkaniyete uygun olmadığını, Konsey’deki beş daimi üyeye tanınmış olan veto hakkının BM’nin kendisinden beklenen işlevleri yerine getirmesini engellediğini, BM sistemini kilitlediğini vurguluyor.

Cumhurbaşkanı, Doğu Guta vesilesiyle bu hissiyatını bir daha -bu kez çok kuvvetli bir tonda- kayda geçirmiş oluyor.

*

Güvenlik Konseyi’nin 24 Şubat tarihli kararı sonrası Esad rejiminin Doğu Guta’da bombardımanının acımasızca sürmesi, BM’nin gerçekten ciddi bir itibar kaybına uğramasına yol açıyor.

Şam’ın doğusunda 400 bin insanın yaşadığı, muhaliflerin kontrolündeki Doğu Guta, 2013’ten bu yana rejim güçleri tarafından kuşatılmış bulunuyor. Esad rejimi, Güvenlik Konseyi’nin ateşkes ilanı kararını tanımayarak, havadan uçak ve helikopterlerle, karadan topçu atışı ve füze saldırılarıyla Doğu Guta’yı yoğun bir bombardıman altında tutuyor.

BM’nin 46 kamyondan oluşan yardım konvoyu, geçen pazartesi günü kuvvetli bombardıman nedeniyle yardım sevkıyatını tamamlayamadan Doğu Guta’dan ayrılmak zorunda kaldı. Gıda yardımının yaklaşık yarısı büyük bir mağduriyet yaşayan halka ulaştırılamadı. Ayrıca, rejim güçleri konvoydaki tıbbi malzemenin bir bölümüne el koydu.

BM’nin İnsan Hakları Komiseri Ürdünlü Zeid Raad El Hüseyin, “Doğu Guta’da (Esad) hükümeti içindeki şahısların, gözüktüğü kadarıyla bazı dış destekçilerinin de tam desteğiyle kasten, planlayarak icra ettiği bir kıyamet durumu yaşanıyor” şeklinde ortaya koyuyor tepkisini.

Suriye İnsan Hakları Gözlem Merkezi’nin saptamalarına göre, Doğu Guta’da son iki hafta içinde 179’u çocuk olmak üzere 810 sivil hayatını kaybetti.

*

Peki Doğu Guta’da yaşanan insanlık dramının sorumlusu yalnızca Esad rejimi mi? BM İnsan Hakları Komiseri, “Rejimin dış destekçilerini” de aynı derecede suçluyor.

Erdoğan’ın da “Batsın sizin kararınız” diye protesto ettiği Güvenlik Konseyi kararının uygulanamamasının temel nedenlerinden biri, ateşkesi tanımayan ve sivil halkı bombalamaya devam eden Esad rejiminin arkasında Konsey’in daimi üyelerinden Rusya’nın bulunuyor olması.

Uluslararası camiada bombardımanın sürmesi nedeniyle Rusya’ya da önemli ölçüde sorumluluk atfediliyor. Buna karşılık Rusya söz konusu olduğunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batılı ülkeler, örneğin ABD karşısındaki söylemine kıyasla son derece dikkatli bir dil kullanıyor. Örneğin, önceki günkü grup konuşmasında da bu ülkeyle ilgili olarak şöyle konuştu Erdoğan:

Rusya ve İran’la anlaştığımız ve birlikte olduğumuz hususlar var. Anlaşamadığımız ve dolayısıyla karşı karşıya geldiğimiz konular da var. Türkiye’nin hiçbir ülkeye ve uluslararası kuruma karşı önyargısı yoktur. Biz herkesle konuşmaya, işbirliğine, ortak projelere varız. Yeter ki bizim hassasiyetlerimize saygı gösterilsin.”

*

Burada ilginç bir paradoks yaşanıyor. Türkiye ile Rusya çıkarlarının örtüştüğü durumlarda yakın bir işbirliğine giderken, çıkarlarının çatıştığı durumlar ortaya çıktığında, taraflar anlaşmazlıkların bu işbirliğini sekteye uğratmasına izin vermiyorlar. ‘Hem anlaşıp, hem anlaşamadıkları’ girift bir ilişkiyi bir şekilde idare ediyorlar.

Erdoğan önceki gün “Batsın sizin kararınız” derken, kuşkusuz buradaki taşların bir kısmı Rusya’ya da gidiyor. Ama önceki akşam Vladimir Putin ile mutat telefon konuşmalarından birini daha yaptıklarına bakılırsa, Rusya lideri de bu tür açıklamaları pek mesele yapma niyetinde değil.

 

X