"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

FETÖ’den mahkûm olan tuğgeneralin masumiyeti anlaşılınca

15 Temmuz darbe girişimi olduğunda ailesiyle Side’de tatildeydi dönemin Tokat Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Adnan Arslan. Darbe söylentilerinin yayılması üzerine karargâhını aradı.

Konuştuğu subay, Genelkurmay Başkanlığı’ndan gelen ve ülkede sıkıyönetim ilan edildiğini duyuran mesaj emrini aktardı. Gelen mesaj emrine ek görevlendirme listesinde, kendisi Tokat Sıkıyönetim Komutanlığı’na atanmış görünüyordu.

Tuğgeneral Arslan, telefonda bu emre uyulmaması talimatını verdi. Ardından komutası altındaki Tokat, Çorum, Amasya ve Sivas il jandarma komutanlarını arayarak, darbe faaliyetine destek verilmemesi, sokağa araç çıkartılmaması, birliklere hâkim olunması yolunda bir dizi emir verdi.

Ancak darbecilerin hazırladıkları görevlendirme belgesinde adının karşısına ‘Tokat Sıkıyönetim Komutanı’ olarak yazılmış olması başını büyük sorunların içine sokacaktı. Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 Temmuz sabahı, bu belgeye dayanarak, darbede görev aldığı gerekçesiyle Tuğgeneral Arslan hakkında gözaltı kararı çıkarttı. Karar kendisine telefonda tebliğ edilince, Arslan hemen Manavgat’taki Cumhuriyet Savcılığı’na giderek teslim oldu. Buradan Tokat’a nakledildi.

Tokat’ta ifadesini alan savcı, darbe suçlamasıyla tutuklanmasını talep etti. Nöbetçi sulh ceza hâkimi, bu talebe katılarak tutuklanmasına karar verdi. Tuğgeneral Arslan, 17 Temmuz 2016 günü kendisini Tokat Çamlıbel’deki T tipi hapishanede tek kişilik bir hücrede buldu.

Bunun ardından çıkartılan bir kanun hükmünde kararname ile Jandarma Komutanlığı’ndan ihraç edildi.

FETÖ’den mahkûm olan tuğgeneralin masumiyeti anlaşılınca

Bunu soruşturma süreci izledi. İddianamenin hazırlanması 10 Ocak 2017 tarihinde sonuçlandı ve darbe suçlamasıyla tam üç kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi hakkında. Ayrıca, terör örgütü (FETÖ) üyeliğinden de cezalandırılması isteniyordu.

Mahkemenin başlamasından sonra 24 Temmuz 2017 tarihinde tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Bir yıl süren tutukluluğun ardından serbest kalınca doğruca memleketi Adana’nın Karaisalı ilçesine gitti. Kasabasında davul-zurnayla karşılandı.

Tokat Birinci Ağır Ceza Mahkemesi, kararını 25 Ekim 2017 tarihinde açıkladı. Mahkeme, Arslan’ın darbe faaliyetine katıldığını gösterir herhangi bir eyleminin bulunmadığına kanaat getirerek, darbe suçundan mahkûm etmedi. Bununla birlikte, darbe girişimde kendisine görev verilmiş olmasının örgüte üyeliğini ve sadakatini gösterdiğini belirterek, Arslan’ı örgüt üyeliğinden 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı.

Böylelikle darbeye ilişkin ‘görevlendirme listesi’, örgüt üyeliğinin delili olarak değerlendirilmiş oldu mahkeme tarafından.

Mahkûmiyet kararını temyiz süreci izledi. Samsun’daki istinaf mahkemesi, dosyayı inceledikten sonra 19 Ocak 2018 tarihinde oybirliğiyle Arslan’ın beraatına karar verdi ve bir hayli ayrıntılı bir gerekçe yazdı bu kararına. Savcılık, bu karara Yargıtay nezdinde itiraz etti.

Ve sonunda dosya Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin önüne geldi. Daire, geçen 26 Ekim’de tarihinde istinaf mahkemesinin kararını onadı. Böylelikle, Arslan’ın masumiyeti tam iki yıl üç ay süren sancılı bir sürecin sonunda yargı kararıyla tescil edilmiş oldu.

Yargıtay, kararında Arslan’ın “Darbeye kalkışan örgütsel yapıyla hiyerarşik ilişkide bulunduğuna ilişkin delil elde edilemediğini” vurguluyor. Kararda, darbecilik suçlaması da değerlendirilerek, “Kendisinin talimat doğrultusunda hareket etmediğine, emrindeki birliklere darbeye iştirak edilmemesi ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınması talimatını verdiğine” dikkat çekiliyor.

Kararın en çarpıcı noktası şu cümle: “Sadece sıkıyönetim komutanı olarak görevlendirilmesinin suçun sübutu için yeterli delil olarak kabul edilemeyeceğinden....beraate ilişkin hükmün onanmasına oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay, bu kararıyla birlikte FETÖ’nün darbe planları çerçevesinde hazırladığı listelerde herhangi bir general ya da subay için görev verilmiş olmasının tek başına bir delil olarak görülemeyeceği yolundaki içtihadını iyice kuvvetlendirmiş bulunuyor.

Dün Arslan’ın iki yılı aşan hukuk mücadelesini birlikte yürüttüğü avukatı Süleyman Kaya ile konuştum. Kaya, “Biz müvekkilimizin masumiyetinin ispatlanmasından sonra itibarının iade edilmesini bekliyoruz. Yeniden görevine dönebilmesi için gerekli hukuki ve idari başvuruları yapmış bulunuyoruz. Kendisinin de zaten geçen bu süre zarfında devlete karşı herhangi bir şikâyet başvurusu, açtığı bir dava olmamıştır. Devlete bir küskünlüğü de söz konusu değildir. Biz bu noktada artık haksızlığın giderilmesini bekliyoruz” diye konuştu.

Tuğgeneral Arslan’ın başvurusunun nasıl sonuçlanacağı 15 Temmuz sonrasındaki hukuki süreçler açısından ilginç bir emsal oluşturmaya adaydır.

Bu arada durumu Arslan’ın içinden geçtiği süreci çağrıştıran ve görevlendirme listelerinde isimleri geçtiği gerekçesiyle özgürlüğünden yoksun kalan, mahkûm olan başka TSK mensuplarının da bulunduğunu bu vesileyle belirtelim. Darbe davalarının temyiz süreci önümüzdeki dönemde bu bakımdan özellikle önem kazanıyor.

 

X