Erdoğan ve farklı kimliklere saygı meselesi

BAŞBAKAN ve Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen salı akşamı NTV’de yaptığı ve Ermenilikle ilişkilendirilmesini “çirkinlik” olarak nitelendiren sözlerine, kendisi böyle bir beyanda ilk kez bulunmuş gibi gösterilen tepkileri anlamak biraz güç.

Haberin Devamı

Erdoğan’ın bu konudaki sözleri ve bunu söyleyiş tarzı hiç de yeni değil.
Ancak bunu ortaya koymadan önce Erdoğan’ın NTV’deki sözlerini kayda geçirelim:
“Ben köken itibarıyla Rizeliyim, doğma büyüme İstanbulluyum, bu kadar... Benim için mesela neler söylediler. ‘Gürcü’dür’ diyen oldu. Çıktı bir tanesi, affedersin, çok daha çirkin şeylerle, ‘Ermeni’ diyen oldu. Ben dedemden de babamdan da hepsinden öğrendiğim şey, ben Türk’üm. Olay bu kadar basit.”

* * *

Başbakan’ın özellikle Ermenilikle ilişkilendirilmesini “affedersiniz” diyerek geri çevirmesi, daha önceki bir seçim kampanyasında da başvurduğu bir siyasi egzersizdir.
Erdoğan, 10 Haziran 2011 tarihinde yani üç yıl önceki genel seçimden tam bir gün önce ve yine NTV’de çıktığı bir programda kendisi ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında yazılan bazı kitaplara atıf yaparak şöyle demişti:
“Bu kitaplar içinde ne Yahudiliğimiz ne Ermeniliğimiz ne affedersiniz Rumluğumuz hiçbir şeyimiz kalmadı...”
Her iki açıklamanın da büyük ölçüde örtüştüğünü söylemek mümkün. Bu sözler Müslüman olmayan inanç gruplarına dönük aşağılayıcı, ötekileştirici, yukarıdan bir bakışın tipik yansımasıdır.
Bu zihniyet açısından Rumluk ya da Ermenilikle (ya da Yahudilikle) ilişkilendirilmek, ancak “affedersiniz” diyerek üstünüzden atacağınız kötü bir yakıştırmadır.

* * *

Haberin Devamı

Erdoğan’ın NTV’deki mülakatının dikkat çekici noktalarından biri, “Ben Türk’üm” diyerek yaptığı kimlik açıklamasıdır. Başbakan’ın etnik düzlemde kimliğini Türk olarak tanımlamasının pek karşılaşılan bir durum olmadığını bir dipnot olarak belirtelim.
Şimdi Erdoğan’ın son dönemdeki tartışmalı ikinci ifadesine geçelim. Başbakan’ın yalnızca Müslüman olmayan azınlıkları değil, Alevi ve Zaza kimliklerini gündeme getirmiş olması da Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının en çok hatırlanacak olaylarından biri olarak kayda geçmiştir şimdiden.
Erdoğan, geçen pazar günü İstanbul’daki mitingde yaptığı konuşmada CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi olduğunu belirterek, kendisini mezhepsel kimliğini açıklamaya davet etmiştir. Başbakan, aynı konuşmada BDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş hakkında da “Kendisi Zaza ama Kürt kardeşlerimi aldatıyor...” şeklinde bir ifade kullanmıştır.
Erdoğan, bir kez daha siyasi rakiplerinin etnik ya da mezhepsel kimliklerini seçim meydanlarına taşımakta bir beis görmemektedir. Gerek Alevilik gerek Kürtlük/Zazalıkla ilgili toplumdaki yerleşik önyargılar dikkate alındığında, Erdoğan’ın tutumu açıkça rakiplerini baskın Türk ve Sünni çoğunluk karşısında zora sokacak niteliktedir. Özellikle Demirtaş’ın durumunda kendi aidiyet grubuna dönük bir taktik hamle de söz konusu.

* * *

Haberin Devamı

Başbakan’ın özellikle Kılıçdaroğlu’nun Aleviliğini diline dolaması hiç de yeni bir tutum değildir. Geriye dönüp baktığımızda, Erdoğan’ın 2011 seçimi öncesinde pek çok mitinginde CHP liderinin Alevi kimliğini sistematik bir kampanya şeklinde gündeme getirdiğini hatırlatabiliriz. Bazı mitinglerde Alevilik hatırlatmasını miting meydanını dolduran topluluklardan yükselen toplu yuhalamaların izlemesi 2011 seçiminin en nahoş olaylarından biriydi
Bundan hareketle, Kılıçdaroğlu’nun mezhepsel kimliğiyle ilgili bu sözlerinin Erdoğan’ın ağzından tesadüfen çıkmadığını, aslında her kritik seçimde rakibini geriletmek amacıyla bilinçli bir şekilde mezhep kartına başvurduğunu görüyoruz.
Tabii mezhepçilikten söz açılmışken, Başbakan’ın 12 Mart 2014 tarihinde Kanal 24’te Gülen cemaatini eleştirirken, hem Türkiye’de (Caferiler) hem de bütün Ortadoğu’da Şiilik inancına mensup insanları rencide eden şu açıklamasını da hatırlatabiliriz:
“Bunlarda takiye var, bunlarda yalan var, bunlarda iftira var. Üçünün neticesi fitne var, fesat var. Yani böyle çok rahat takiye yapıyorlar. Şiayı falan geçmiş vaziyetteler. Şia bunların eline su dökemez.”

* * *

Haberin Devamı

Bu yazımızı bir soruyla kapatalım. Bilin bakalım, aşağıdaki paragraf hangi cumhurbaşkanı adayının seçim bildirgesinden alınmıştır:
“Hepimiz Osmanlı’nın yan yana yaşayan farklılıklara sahip topluluklarından geliyoruz. Yirminci yüzyılın tüm farklılıkları bir potada eritmeye çalışan tekçi anlayışları ve bunların önümüze koyduğu sorunlar artık geride kalıyor. Farklılıklarımızın zaaf değil güç olduğu bilinci yaygınlaşıyor. Yeter ki o farklılıklara saygı gösterilsin, o çeşitliliğin kıymeti bilinsin.
Bu ülkenin her farklı din, mezhep ve etnik köken mensubu ferdi (...) bizim için eşittir ve bu ülkenin asli sahibidir. Nihai ortak payda vatandaşlık aidiyetidir.”
Pardon, saygı mı demiştiniz?

Yazarın Tüm Yazıları