COVID-19’la mücadelede büyüyen tehdide dikkat

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca “Bu gece sizi ve bütün halkımızı gerçekten üzen bir haberi, aynı üzüntüyü hissederek bildireceğim. Bu cümleyi bu toplumun Sağlık Bakanı olmak yanında bir hekim olarak da kurmak istiyorum. Koronavirüsle mücadelemizde bugün ilk kez bir hastamı kaybettim” açıklamasını yaptığında bundan tam altı ay öncesiydi.

Haberin Devamı

Koca’nın 17 Mart günü gece geç saatlerde düzenlediği bu basın toplantısında Türk kamuoyu ülkedeki COVID-19 kaynaklı ilk ölüm haberini duydu. Beklenen o kötü haber sonunda gelmişti. Ölümcül dev bir dalganın yavaş yavaş Türkiye’nin üzerini kaplamaya başlamış olduğunu hissettik o akşam.

Aradan altı ay geçtikten sonra Türkiye hâlâ bu büyük dalgayla boğuşmaya devam etmektedir. Bu dalga nedeniyle önceki gün itibarıyla 7 bin 249 vatandaşımız bugün hayatta değildir.

İLK DALGAYLA MÜCADELEDE YAŞANAN FARKLILIK

Geçen altı ayın genel bir değerlendirmesini yaptığımızda, Türkiye’nin ilk dönemde COVID-19 salgınının sarsıcı sonuçlarını birçok Batı Avrupa ülkesine kıyasla çok daha düşük bir yoğunlukta atlattığını, bu mücadeleden daha az kayıpla çıktığını söylemek mümkündür. Salgının gecikmeli gelişi Türkiye’ye mücadeleye hazırlanabilmesi açısından değerli bir zaman kazandırmıştır. Başvurulan kitlesel kısıtlayıcı önlemler, uygulanan tedavi politikaları, aynı zamanda sağlık sistemindeki altyapının göreceli olarak yenilenmiş olması da dahil birçok faktör bu sonuçta rol oynamıştır.

Haberin Devamı

Ancak kabul edelim ki, yaratılan caydırıcılığın sonucu toplumun geniş bir kesimine hâkim olan dikkatli, disiplinli hareket tarzının da önemli bir etkisi olmuştur alınan bu sonuçta. Vatandaşların çoğu, COVID-19 endişesiyle atacağı her adımı bir değil, iki, hatta üç kez düşünmüştür.

Salgın dalgası nisan ayında zirve yapmıştır. En yüksek günlük yeni vaka sayısı 11 Nisan tarihinde kaydedilmiştir: 5 bin 138... Yaklaşık bir hafta sonra 19 Nisan’da bir gün içindeki en yüksek ölüm sayısı kayda geçmiştir: 127...

Rakamların en yüksek eşiklere çıktığı bu tarihlerden sonra vaka ve ölümlerde uzun süre düzenli bir düşüş eğrisi gözledik. Örneğin, 1 Haziran’da bugüne dek kaydedilen en düşük günlük vaka eşiği olan 786 sayısıyla karşılaşılmıştır.

NORMALLEŞMEYE GEÇİŞLE EĞRİ YÖN DEĞİŞTİRDİ

1 Haziran, aynı zamanda Türkiye’de normalleşmeye geçişin resmi başlama vuruşunun yapıldığı gündür. Öncesinde mayıs ayının ortasında AVM’lerin kontrollü bir şekilde açılması kararıyla önemli bir psikolojik eşik zaten geride bırakılmıştı.

Haberin Devamı

Bunu haziran sonrasında birbiri ardına atılan adımlar izlemiştir. Ekonominin çarklarının döndürülmesi mülahazası, turizm sezonunun kaçırılmaması arayışları, şehirler arasında hareketliliğin serbest kalması, yurtdışı uçak seferlerinin başlaması, asker uğurlamaları, düğünler, taziyeler derken pek çok faktörün bir araya gelmesiyle birlikte salgın dalgası yeniden zemin kazanmaya başlamıştır.

Toplumun azımsanmayacak bir kesiminde gözlenen normalleşme yönündeki aceleciliği, bunun getirdiği gevşemeyi de kayda değer bir faktör olarak belirtmeliyiz. İlk dönemde yaratılmış olan caydırıcılık belli ölçülerde kaybedilmiştir.

Sonuçta, haziran-temmuz arası dönemde yeni vaka sayılarını gösteren eğride belli iniş çıkışlar gözlenmekle birlikte, yukarıda sıraladığımız bütün faktörlerin bir bileşkesi olarak özellikle ağustos ayının başından itibaren düzenli bir yükselme yönelişi gözlenmiştir.

Haberin Devamı

Ancak altını çizmemiz gereken bir nokta, burada karşılaşılan durumun yalnızca Türkiye’ye özgü olmayıp Batı dünyasında pek çok ülkede birebir yaşanmakta oluşudur.

MAYIS AYI BAŞI RAKAMLARINA DÖNÜYORUZ

Böyle de olsa biz önce kendi halimize bakmak durumundayız. Nerede durduğumuzu somut rakamlarla gösterelim.

Virüsün bulaşma yönelişi belirgin bir şekilde ve belli bir ivmeyle devam etmektedir. Geçen hafta açıklanan günlük yeni vakaların ortalaması 1.622 idi. İçinde bulunduğumuz haftaya ise 1.700’lü basamaklarda girdik. Pazartesi, salı, çarşamba günleri 1.716, 1.742 ve 1.771 rakamlarını gördük.

Peki geçmişte bu sayılara en yakın vaka ortalamasına ne zaman rastlamıştık? Dört buçuk ay önce 4 Mayıs’ta başlayan hafta içinde vaka ortalaması 1.801’di.

Haberin Devamı

Bir de vefat sayılarına bakalım. Yine bu hafta günlük ölüm raporlarında 60’lı sayılara çıkmış bulunuyoruz. Pazartesi, salı, çarşamba günleri 63, 67, 63 sayılarını gördük. Geçen hafta açıklanan günlük vefat sayılarının ortalaması ise 54’tü. Sağlık Bakanlığı’nın rakamlarına bakılırsa, buna en yakın vefat ortalaması 4 Mayıs’ta başlayan hafta karşımıza çıkıyor: 55...

Özetle, her iki göstergede de mayıs ayı başına dönülmüştür. Salgının ilk döneminde zirveyi nisan ayının ortasında gördüğümüzü hatırlarsak, mevcut yöneliş dizginlenemediği takdirde o noktaya doğru adım adım yaklaşmakta olduğumuzu gerçekçi bir şekilde teslim etmeliyiz.

AĞIR VAKALARDA CİDDİ ARTIŞ VAR

Haberin Devamı

Önemli gördüğüm bir başka verinin daha altını çizmek istiyorum. Bilindiği gibi, Sağlık Bakanlığı temmuz ayının sonundan itibaren yoğun bakımda tutulan ve entübe edilen hastaların sayılarını kamuoyuyla paylaşmıyor. Dolayısıyla bu göstergeler üzerinden bir karşılaştırma yapabilme imkânından mahrumuz.

Ancak bakanlık 29 Temmuz tarihinden bu yana yeni bir gösterge olarak ‘ağır hasta’ sayısını paylaşıyor. Bu verinin seyrini incelediğimizde de durum iç açıcı değil. İlk açıklandığı 29 Temmuz’da ağır hastaların sayısı 542 idi. Önceki gün yapılan açıklamada bu sayı 1.351’e yükselmişti. Bir buçuk aydan biraz fazla bir zaman kesiti içinde ağır hastaların sayısı yaklaşık 2.5 kat artmıştır.

Genel ‘aktif vakalar’a baktığımızda da şunu görüyoruz: Önceki gün Türkiye’de 296 bin 391 toplam vaka sayısı açıklanmıştı. Aynı gün itibarıyla iyileşenlerin toplamı 262 bin 602 idi. Vefat toplamı ise 7 bin 249. İyileşenler ve vefat sayısını vaka toplamından çıkarttığımızda COVID-19 teşhisi konmuş aktif vaka sayısı olan 26 bin 540’a ulaşıyoruz. Bu sayı halen tedavi altındaolan hastaların toplamını anlatıyor.

Aynı hesaplamayı 1 Eylül tarihi için yaptığımızda 19 bin 359 sayısıyla karşılaşıyoruz. İki hafta içinde aktif vaka sayısındaki bu artış endişe vericidir.

YENİ DÖNEMİN EN ÖNEMLİ SINAMALARI

Bu tespitleri, açıklanmış resmi sayılarla ilgili çekincelerimi saklı tutarak belirtiyorum. Her halükârda bütün bu verileri yan yana getirdiğimizde karşımızdaki tablonun gösterdiği sıkıntı yeteri kadar açıktır.

Salgında ikinci dönemi göğüslerken temel sınamalardan biri, sağlık sisteminin altyapısının giderek ağırlaşmakta olan bu tablonun yaratmaya başladığı baskıya nasıl karşılık vereceği sorusudur. Türkiye ilk dönemi bu açıdan kısmen az problemli bir şekilde atlatmıştı.

Ancak çok daha önemlisi, tam altı aydır olağanüstü bir özveri ile canları pahasına salgınla mücadele etmekte olan sağlık personelinin içinde bulunduğu durumdur. Onlara sahip çıkıldığını gösterecek, sorunlarına çözüm getirecek kuvvetli adımlara, jestlere ihtiyaç var.

Yazarın Tüm Yazıları