"Murat Güloğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Murat Güloğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Murat Güloğlu

Hey gidi Galatasaray, hey!

Durum ciddi arkadaşlar!Yav daha lig başlamadan, daha Temmuz Ayı’nın sıcağını yaşarken köy takımına elenerek Avrupa Kupaları’na veda etmiş bir Galatasaray var karşımızda.

Daha rakipleri tatilden dönmemişken üstelik! Avrupa kuralarındaki rakip takımlara ‘aman bize Galatasaray çıkmasın’ diye bacaklarını zangır zangır titreterek, dua üstüne dua ettiren Cim Bom ’dan hiç eser kalmamış ne yazık ki! Sanki bu takım Avrupa’yı zamanında sallamadı. Sanki her yurtdışı çıkışımızda elin Alman’ına, Fransız’ına, İngiliz’ine ezberden en az 5 futbolcusunu saydırtmadık.

Hey gidi Galatasaray, hey

Biz bunları da gördük, duyduk, yaşadık. Nerede o Galatasaray peki? Yok. Maçlarını, gollerini izleyip Fenerli’sine, Beşiktaşlı’sına bile gurur üstüne gurur yaşatan  ‘Avrupa Fatihi’ diye kıskançlıkla, gıptayla, gururla beraber izlediğimiz o şahane arslan, 10 numara 5 yıldız takımdan geldik bak nerelere. Karşı takım taraftar ve yöneticileri Dursun Özbek yönetimine fazlasıyla sempati duyuyor olabilir ama twitterda açılan hastaglere bakarsanız daha şimdiden, lig başlamadan üstelik camia fazlasıyla fokurdamaya başladı. Çok yazık. Ronaldo’lu Real Madrid’i 3-2 ‘yle geçen Drogba’lı, Sneijder’li Galatasaray’dan bugünlere. Vay bee!!! Belli ki bir IQ sorunu var bu işte. Bu kötü gidişe ivedilikle el konulmazsa kaybeden Galatasaray’dan ziyade Türk Futbolu olacak ne yazık ki. Umarız bir an önce düzene girerler.
  

Gir kanıma, müptelayım sana!

Liseliliğimizin en fırlama, en hayta, en ergen tabii ki en aşık zamanlarıydı. Tarkan’ın Kıl Oldum’u, Kenan Doğulu’nun Roma’yı yakması, Burak Kut’un Benimle Oynama’sı kasıp kavuruyordu bizlerin dünyasını. Ciddi bir pop patlaması vardı anlayacağınız. “Yav kardeşim n’oluyo, nasıl türüyor bu popçular?” demeye kalmadan bir başkası elinde kasetiyle ekranda, radyoda beliriveriyordu. Mustafa Sandal’ın kazak ördürmeleri, Yonca Evcimik’in abonesi derken kahve-sarı, kıvırcık saçlı, iyi kalpli, kuzeyli tipiyle dikkat çeken bir abi daha vardı. Harun Kolçak’tı o. ‘Beni Affet’ ilk albümüydü.

Hey gidi Galatasaray, hey

Patlaması da şahane oldu. Gir kanıma, bana ellerini ver, müptelayım sana derken biz ergenlerin duygularını ondan daha iyi anlatanı bulamadık açıkçası. Öyle ki yatılı okuduğum lise yıllarında etüt sonrası yatakhanelere girilip, ışıklar kapandıktan sonra kasetçaların hoparlörü makul bir seste açılır, kasette Harun Kolçak, karanlıkta o duygusal, şahane şarkıları dinlenir öyle uykuya dalınırdı. Abartısız bütün koğuş birilerine platonik aşıktık çünkü. Tamam Tarkan’ı, Kenan’ı, Mustafa’sı da şahaneydi ama Harun abimiz bir başka yazıyor, daha bir kalbe dokunuyor öyle söylüyordu şarkıları. Sadece pop değildi o çünkü. Başta o dönemin efsanevi aktörü Eşref Kolçak’ın oğlu diye çıktı sahneye, Harun Kolçak olarak kendini ispat etti ve öyle de ayrıldı bu dünyadan. Babasının gölgesinde kalmayıp öyle bir depar attı ki çizdiği yolda 5. Vites bastı gitti. Çok da iyi yaptı. Geriye de benim gibi ‘gençliğimizin romantik abisiydi, Allah gani gani rahmet eylesin’ diyen Harun Kolçakçılar kaldı işte. Nihayetinde, güzel adamdı vesselam.

X