"Savaş Özbey" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Savaş Özbey" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Savaş Özbey

WhatsApp’ta grup kurmanın da bir adabı var

Ayıp olan istemeden dahil edildiğiniz gruptan çıkmak değil, insanları düşüncesizce gruplara dahil etmek. Bırakınız ayrılsınlar, bırakınız çıksınlar...

Teknoloji geliştikçe yeni nezaket kuralları oluşuyor ve bunları bilmeyenler fena halde ofsayta düşüyor.
Mesela WhatsApp.
Daha bayram yeni bitti. Eminim, o samimiyetsiz, basmakalıp, listesindeki herkese tek tuşla, aynı anda gönderilen bayram tebriklerinden size de gelmiştir.
Bedava ya, bas yolla fihristindeki herkese. Madem gönlün bu kadar geniş, hadi herkese ücretiyle SMS gönder de görelim.
Hiç gönderilmemiş sayıyor, cevap bile vermiyorum.
WhatsApp ile ilgili bir başka nezaket kuralı da “grup kurma”...
Bir bakıyorsunuz, biri eften püften bir başlıkla sizi gruba eklemiş.
Şak diye hemen çıksaan... Acaba ayıp olur mu diye düşünüyorsun.
Yok kalsaan... Millet abuk sabuk geyik yapıyor, çın çın çınn ötüyor.
Sessize de alamıyorsun çünkü beklediğin, gerçekten önemli mesajlar oluyor.
Ama artık bu konuda da bir adabı muaşeret kuralı oluştu.
Rencide etmemek için şimdi burada ismini vermeyelim ama birinin yeni mekanının açılış partisi için kurduğu gruptan “filanca ayrıldı”, “falanca ayrıldı” diye kitle halinde çıkıldı.
Bırakınız ayrılsınlar, bırakınız çıksınlar...
Yani artık ayıp olanın gruptan çıkmak değil, insanları düşüncesizce gruplara dahil etmenin olduğu fikri oturmuş durumda.
Siz de gönül rahatlığıyla, açıklama bile yapmadan çıkabilirsiniz.
Belki bu sayede grubu kuran kişiler de ne yaptığını anlamış olur.

Bizde bu altın düşkünlüğü olduktan sonra...

Altın madenlerine karşı sosyal medyada, şurada burada yapılan itirazlara siz de denk geliyorsunuzdur.
Doğanın korunması için gösterilen bu hassasiyet güzel tabii.
Ama bence daha derinde başka bir sorun var: Halk olarak altın takılara düşkünlüğümüz.
Yabancı bir arkadaşıma Kapalıçarşı’yı gezdirmiştim; “Altından sokak gördüm” diye memleketine telefon açmıştı.
Türkiye yılda ortalama 160 ton altın ithal ediyormuş.
Sistemi besleyen de işte çoğu yastık altına giden bu altın açgözlülüğü aslında.
Altın madenine karşı çıkıp birikimini her ay çeyrek altınla yapan arkadaşım var.
Bu doymak bilmeyen altın talebimizi azalt-madığımız sürece ne kendi ülkemizi ne de dünyayı koruyabiliriz.
Yoksa söylediğimiz, en özet haliyle “Benim ülkeme dokunma da git dünyanın neresini talan edersen et, bana küpemi, kolyemi, bileziğimi getir” demekten öteye gitmez.
İklim krizi gibi küresel sorunların karşısında artık “hattı müdafaa” yok, “sathı müdafaa” var.
O satıh da bütün gezegen.
Bunun bence kürkten farkı yok: Altın almayın/istemeyin/hediye etmeyin.

X