"Savaş Özbey" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Savaş Özbey" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Savaş Özbey

En ‘baba’ isimler’ neden eksik baba olurlar?

Herkes, “Bak beyim” diye başlayan ve “Ben tüccar değil, eğitimciyim” diye biten repliklerini sever. Bunlar elbette ki epik ama... Ben Münir Özkul’un en çok...“Neşeli Günler” filminde, kızlarının düğün masrafları boyunu aşınca...Saçını elleriyle öne tarayan “çaresiz baba” halini sevdim.

Bu hafta kaybettiğimiz iki ünlü babayla ilgili, iki çarpıcı hikâye okuduk Hürriyet Pazar’da.
Yazılardan biri yeni, kayıp eski: Ayşe Arman bir buçuk yıl önce kaybettiğimiz Asım Can Gündüz’ün oğlu Evrencan Gündüz’le konuştu...
Diğerinde kayıp taze, yazı eski: Dört gün önce vefat eden Münir Özkul’un kızı Güner Özkul’un, 2005’te babası hakkında yazdığı bir yazı....
Her evlat da...
Hiç suçlamadan, hiç saldırmadan hatta büyük bir tevekkülle...
Sanatçı çocuğu olmanın aslında ne kadar zor olduğundan dem vurmuştu bu yazılarda.

Gitarlara fısıldayan adam Asım Can Gündüz’ün oğlu, babası için “Benimki iyi bir insandı ama iyi bir baba değildi” demiş.
Münir Özkul’un kızı Güner Özkul ise babasının gerçek hayatta ne kadar hercai, çapkın, keyifçi hatta biraz sorumsuz biri olduğunu anlatıyordu yazıda.
Öz evlatları için nasıl olamadıklarını, nasıl eksik kaldıklarını anlatan yazılar...

Sanatın kişiyi bireyleştirici ve özgürleştirici bir doğası var, kabul.
Mesela Asım Can Gündüz, baba olduğu halde kafasına estiği anda, atlayıp ilk otobüsle Ege’ye gitmiş...
Münir Özkul, gönül işlerinden kafa kaldırıp kızına hijyenik bir ortam bile sunamamış.
İnsan merak ediyor: Sanatını icra ederken avantaj sağlayan o “başına buyrukluk”, iş aile, çoluk çocuk gibi sorumluluklara gelince sarpa mı sarıyor?
Sanatçıların eşleri ve çocuklarının özel hayatları, ister istemez düzenle verilen bir savaşın cephesi haline mi geliyor?
Acaba bütün sanatçı çocukları böyle biraz buruk/kırık mı büyürler?

İşin içinden tek başıma çıkamayınca, sarıldım telefona karşınızda psikiyatr ve yazar Alper Hasanoğlu var:
“Hepsini aynı kefeye koyup genellemek doğru olmaz ama sanatçı kişiliklerin çocukluklarından getirdiği “görülüp/onaylanmak” isteği vardır.
Ben edebiyatı ve sanatı çok severim ama bu yaratıcılık için belli ölçüde bencillik gerekiyor.
Bu durum da geleneksel rollerin yerine getirilmesinde bazı aksamalar ortaya çıkarabiliyor” diyor, “Sanırım anlamaya çalıştığın bu...”
Evet, tam da bu.
Tek mesele...
Benimki sanat da yapmıyordu...

KUMANDAMIN UCUNDA

Meteorolog fırçası
Son zamanlarda hiç hava durumu izlediniz mi? Yeni bir akım var: Çevreci meteorologlar.
Yok efendim, küreyi çok ısıtmışız, iklimi değiştirmişiz, o yüzden sel beklenmesi doğalmış, bu dalgalanmaları hak etmişmişiz...
Bu trendin başını da CNNTürk’teki arkadaşımız Bünyamin Sürmeli çekiyor. İlahi Bünyamin, sanki her önün gelen azarlamıyormuş gibi bir de siz başladınız bize fırça atmaya.

Genel Komutanlık’tan harita kararı
Okulda, sınıfta, cepte, internette gördüğümüz haritaların gerçeği yansıtmadığını, birçok ülkenin olduğundan büyük, birçoğunun da olduğundan küçük çizildiğini yazdım geçen hafta. Mesela Hindistan, İskandinavya’nın üç misli yüzölçümüne sahip olmasına rağmen, haritalarda daha küçük.
İngiltere, Tunus’tan küçük olmasına rağmen, açın bakın, daha büyük...
Mesele yerküreyi iki boyutlu haritaya aktarırken, kullanılan ölçekten kaynaklanıyor. Yazıyla ilgili çoğunluğu olumlu onlarca geri dönüş aldım.
Ama en pozitif reaksiyon Harita Genel Komutanlığı’ndan geldi.
Tuğgeneral Osman Alp, tam da şu sıra bu konuyu işleyen bir çalışma yaptıklarını, çok yakında komutanlığın internet sitesinde yayımlanacağı bilgisini verdi.
Harita Genel Komutanlığı’nın sitesine girenler bundan sonra haritalarda zorunlu bir sapma olduğunu ve bunun neden kaynaklandığını öğrenecekler. Darısı lüzumlu-lüzumsuz binlerce bilginin verildiği coğrafya kitaplarımızın başına.
42 yaşıma kadar Grönland’ı Afrika’dan büyük sanarak geldim.

X