"Sahrap Soysal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sahrap Soysal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sahrap Soysal

Milli Mücadele ve Kütahya mutfağı

Kanal D ekibiyle beraber “Anadolu Lezzetleri” programımız için Kütahya’ya gittik. Şehre vardığımda aklıma ilk gelen dedem Gazi Mustafa Ataman’dan dinlediğim Kurtuluş Savaşı hatıraları oldu.

“İstiklal Savaşı başlamıştı. Memleketimin dört bir yanında düşmanla muharebe vardı. 1921’de Garp Cephesi’ne katılmak üzere yürüyerek Gümüşhane’den Trabzon’a ulaştık. Vapurla Samsun’a çıkıp Havza’ya geldik. 140 mevcutlu istihkam bölüğünü oluşturup Ankara’ya doğru yola çıktık.
Ankara’dan Afyon’a hareket emri verildiğinde kış başlarıydı. 16. fırka kumandanı Miralay Aşır Bey ve Erkan-ı Harp Dairesi Başkanı Şevket Beyler, bizi Afyon Bolvadin’in Maçaklı Köyü’ne yerleştirdiler.
Kış aylarını geçirdikten sonra 1922’nin ağustos ayında Dumlupınar cephesine doğru hareket ettik.
Düşman kuvvetleri yolda bizi yoğun bir top ateşine tuttu.
Günler geceler boyunca süren Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni biz kazanmış ve Yunan kuvvetlerini geri püskürtmeyi başarmıştık...”
Çocukluğumun en güzel anıları arasında dedem Gazi Mustafa Ataman’ın anlattığı Kurtuluş Savaşı hatıraları vardır.
Gümüşhane’ye gider gitmez onun dizinin dibinde oturur, zaman zaman yaşla dolan bal rengi gözlerine bakarak kahramanlık hikayelerini dinlerdim.
İstiklal madalyasını ceketinin yakasına takmasına yardım eder, elinden tutar ve çarşıya doğru onunla beraber gururla yürürdüm.
Kanal D ekibiyle beraber Zafer Havaalanı’ndan çıkıp Kütahya’ya doğru yola koyulduğumuzda, Dumlupınar Meydan Savaşı’nın gerçekleştiği düz ovaya ve tepelere baktım.
Dedemin bu topraklarda düşmanla kahramanca savaşmasını hayal ettim.
Kütahya merkeze geldiğimizde ise tekrar mutfak dünyasına geri dönüp, ertesi gün pişireceğimiz yemeklerin hayalini kurmaya başladım.
Kütahya, aynı zamanda 1300’lü yıllarda Germiyanoğlu Devleti’nin başkenti olmuş güçlü bir Anadolu beyliğiymiş.
1380’lerde Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid’le Germiyanoğlu beyinin kızı Devlet Hatun evlenmiş.

Milli Mücadele ve Kütahya mutfağı

BURANIN HANIMLARI BiRBiRiNi KISKANMIYOR

Kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayı sevmeyen, sakin insanların yaşadığı Kütahya’da günün en başta gelen etkinliği yemektir.
“Hamur işi veya etli yemekleri severiz, sebzeden pek hoşlanmayız” diyen Hatice Hanım’ın cevizli, peynirli su böreğinin namı İstanbul’a kadar ulaşmış.
Tanışıp konuştuğum Kütahyalı hanımlar, yemek marifetleriyle pek övünüyorlardı.
Ama aralarında hiç kıskançlık olmuyor, çünkü herkes farklı bir konuda uzmanlaşmış.
Kimisi çok iyi dolma sarıyor, birisi çok iyi su böreği yapıyor, bir diğeri ise gözleme uzmanı...
Aralarındaki sohbeti ve yöresel şivelerini dinlemek ise işin en eğlenceli kısmıydı.
Ege bölgesine, özellikle Denizli’ye çok benzeyen konuşmalarına bayılıyorum.
“Hadi gari, pişiriverem, tuzunu az gatam, çay getiriveren, nasıl baken, nereye gidiveren, nereden geliveren...”
Aklımda kalan, en beğendiğim sözcükler oldu.

Milli Mücadele ve Kütahya mutfağı

Kütahya’ya özgü hamur işlerinin arasında en ünlüsü “cimcik”.
Bir tür mantı olup her evde mutlaka sıklıkla pişirilir. Her yemeğe yoğurt katmayı çok sevdikleri için cimciği de bol yoğurtla sunarlar.
Etli tirit ana yemek kategorisinde sayılır.
Şehirde gezerken onlarca tiritlik yufka satan dükkanla karşılaşabilirsiniz.
Tarhana çorbası, Kütahya güveci, oğmaç, soğan dolması, ılıbıdı dolması, nuska mantısı, su böreği, cendere tatlısı, sakala çarpan pilavı, nişasta helvası ilk aklıma gelenler.
Ama benim için Kütahya mutfağının alametifarikası; sıkıcık çorbası ile tosunum dedikleri haşhaşlı mercimekli börekleridir.
Doğum, nişan, sünnet, düğün gibi özel davetlerinde sundukları sıra yemeklerinin en sonunda verdikleri yaprak sarmasına “acı haber” diyorlar.
Böylece davetlilere yemek bitti, haberiniz ola demek istiyorlar.
Çini diyarı Kütahya’nın en sevdiğim sözlerinden biriyle size veda etmek isterim: “Ev sahibi evde misen, evde değil damda misen, damda yılanlar kışlasın, Allah oğlunuzu bağışlasın.”

Milli Mücadele ve Kütahya mutfağı

KÜTAHYALILAR GELİNLERİNİ ÇOK SEVERMİŞ

Kütahya ve çevresi Osmanlı Devleti’ne Devlet Hatun’un çeyizi olarak verilmiş. Bu yüzden şehzadeler şehri olarak da anılan Kütahya’nın Osmanlı mutfak geleneğinden kalan yoğurtlu çevirme çorbası, sütlacı, börekleri ve helvası çok lezzetlidir.
Televizyon çekimi için evine gittiğimiz sevgili Hatice Ebeler bize bugüne değin hiç görmediğimiz, duymadığımız çok farklı bir hamur işi yaptı.
“Su böreği tiridi” veya “konak tiridi” de denilen bu hamur işinde en alta serilen yufkaya “gömlek”, en üste koyulan yufkaya ise “duvak” adını vermişler. Lahana dolmasının üzerine serdikleri lahana yaprağına bile duvak diyen Kütahyalıların gelinlerini çok sevdikleri rivayet edilir.

X