"Sahrap Soysal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sahrap Soysal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sahrap Soysal

Memleketimden ödül aldım

Memleketim Gümüşhane’ye, “9. Lames Şenliği”nin davetlisi olarak gittim. Zigana Köyü’nde düzenlenen bu şenlikte bir de “Gümüşhane’nin ilham veren kadını” ödülünü aldım.

Gümüşhane’nin Zigana Köyü’nde düzenlenen 9. Lames Şenliği’nin davetlisiydim. Trabzon uçağına binmek üzere yola koyulduğumda, bir gece öncesinin yorgunluğunu hissediyordum. Büyük oğlumun nişan törenini ve kutlamasını yapıp ertesi sabah saat 06.30’da yollara düşmüştüm. Böylesine tatlı bir telaş, yorgunluk ve heyecanın ardından hemen seyahate gideceğimi söyleseler ben bile inanmazdım.
Çok sevdiğim Zigana Dağı, Hamsiköy, sütlaç, lemis, yayla hayalleriyle doluydum. Sevgili hemşehrilerim Savaş Aydın ve Türk Hukukçu Kadınlar Derneği Başkanı Süreyya Turan’ın davetini geri çeviremezdim.
Trabzon Havalimanı’nda gördüğüm Ortadoğulu turistlerin yoğunluğu, yol boyunca devam etti. Çok şaşırmıştım, taa o uzak coğrafyalardan, çöllerden kalkıp benim yaylalarıma, dağlarıma geliyorlardı.
Bu güzel coğrafyanın turizme hazırlıklı olmayan altyapı eksiklikleri nedeniyle bu işlerin altından nasıl kalkacağını düşünerek yola koyulduk.

Memleketimden ödül aldım

FINDIK ZAMANI

Tam fındık zamanıydı. Yeşil yani yaş fındık yeni yeni toplanıyordu. Karadeniz’de fındık hasat zamanı çok eğlencelidir.
Diğer şehirlerde yaşayan Karadenizliler bir araya gelir, çoluk çocuk fındık toplarlar.
Tam bir şenlik zamanıdır.
Zigana yolu boyunca yollarda yaş fındık satanlar sıra sıra dizilmişlerdi. Her ailenin 1 ton, 3 ton, 5 ton gibi fındığı çıkar, bunlarla tüm yıl geçimlerini sağlar. Ayrıca başka şehirlerde memur-işçi olarak çalışan Karadenizli’nin de ek geliridir fındık. Son derece çetin, zor ve sarp arazilerden toplanan fındık, bu yörenin en önemli geçim kaynağıdır.
Ama ben yol boyunca fındık ağaçlarının arasına serpilmiş karayemişleri gözüme kestirmiştim.
Çocukluğumda uzun boylu, güçlü bir amca bulur, rica ederdik. Karayemiş ağacının dallarını eğerek biz çocukların boyuna indirirdi.
Biz de onları toplamak için bir yarışırdık. Zaten yol boyunca ya çocukları ya da çalışkan Karadeniz kadınını sık sık görebilirsiniz.
Karayemiş toplar, yabani otları seçer, koparır eve götürürler. Otları kavurur, akşam yemeği yaparlar, karayemişten de reçel kaynatırlar. Karadeniz’in bu meşhur karayemişine, taflan derler bazı yörelerde.
Özellikle Giresun-Tirebolu’da bu kiraz ile vişne arası görünümlü meyveyle turşu bile kurarlar.
Kış aylarında soğanla kavurur yanına da mısır ekmeğini katık edip yerler. Müthiş lezzetli olur, tadına doyulmaz.

Memleketimden ödül aldım

ŞENLİĞİN SİMGESİ KÖY OKULU

Hamsiköy’ü geçer geçmez, tünele varmadan Pervanoğlu’nda bir mola verip sütlaç yemek istedim.
Fındığı azdı ama lezzeti yerindeydi.
Tekrar yola çıktığımızda yol yapım çalışmalarının tozu toprağı biraz tadımızı kaçırmıştı.
Zigana Tüneli’ni geçerken, çıkışta çok farklı bir havanın bizi beklediğini biliyordum.
Tünelin ucunda durduk, ben memleketimin kuru ve sıcak havasını hemen hissettim.
Ama sanki dağların zirvesindeki karlar çok
azalmıştı.
Eh ne de olsa küresel ısınma tüm dünyayı etkisi altına almıştı.
Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik ve güzeller güzeli Zigana Köyü’ne vardık.
Neredeyse 2 bin 500 metrede konumlanmış 1928 tarihli bir köy okulu bu şenliğinin simgesiydi.
Sanat merkezi olarak hizmet veren okulun tavanındaki ahşap mertekler, bana Kelkit’teki dedemin evini hatırlattı.
Bu yöresel mimari yapı bana hep yuva sıcaklığını hissettirirdi.
Etrafımız yaşadıkları şehir ve kasabalardan kalkıp memleketlerine gelmiş heyecanlı, mutlu ve güleryüzlü insanlarla doluydu.
Bir tarafta lemis dediğimiz patatesli, peynirli gözlemeler yapılıyordu.
Benim en sevdiğim ıspanaklı lemistir ama lezzet yine de müthişti.
Şöyle çam ormanlarına, sarı çiçeklere, yaylalara bakarak lemis yiyip çay içmenin zevki bambaşkaydı.
Üzerine bir de Gümüşhane’nin “ilham veren kadını” seçilip ödül almak kaymaklı ekmek kadayıfı yemek gibiydi.
Gece 3 bin metredeki kayak merkezinde mısır unu kuymağı, turşu kavurmasını efil efil esen rüzgar eşliğinde yedik.
Dönerken mutluluktan uçan, hiç yorgunluk hissetmeyen, Ata dedelerimin topraklarını ziyaret etmenin verdiği sevinçle keyiflenen ve yenilenen Sahrap oluvermiştim.

Sahrap Soysal'ın nefis yemek tarifleri için bizi takip etmeye devam edin.

X