"Sahrap Soysal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sahrap Soysal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sahrap Soysal

Aşk yemeği keşkek

Bu yıl 11-15 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Frankfurt Kitap Fuarı’na davet edildim. Fuarda hem Türk mutfağını tanıttım hem de geleneksel yemeğimiz olan ‘keşkek’i pişirdim. Merak edenler için keşkeğin aşk yemeği olmasının hikayesini de anlattım.

Frankfurt Kitap Fuarı’nın bu yılki konsepti 30 ülke ile 30 yöresel mutfağı anlatmak ve tanıtmaktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk mutfağının tanıtımı için beni aradığında “mutlaka keşkek pişirmeliyim” diye düşündüm.
Çok kültürlü Anadolu mutfağının en zengin, en lezzetli yemeklerinden biridir keşkek.
Pişirilmesi her ne kadar çok zahmetli de olsa hikayesi, anlamı ve niteliği bir o kadar da etkileyicidir.
5 yıl önce de yine Frankfurt Kitap Fuarı’nda 150 kişiye keşkek pişirmiştim ve tüm yabancılar hem tadına hem de hikayesine bayılmıştı.
Ancak bir gece önceden buğdayı ıslatacak, kuzu eti pişirecek bir mutfak lazımdı.
Neyse ki Hürriyet Frankfurt Tesisleri’nin mutfağı ve aşçısı sevgili Ercüment Bey’in (İşleyen) yardımlarıyla bu sorunu da aşabildik.
Frankfurt’a öğlen saatlerinde vardığımda beni karşılayan minibüsün bagajında aşurelik buğdaylar, etler, soğanlar hazırdı.
Hemen Hürriyet Tesisleri’ne gidip, kolları sıvayıp 200 kişilik keşkek hazırlığına başladık.
Ben otele giderken vakit gece yarısı olmuş, et ve soğan kokuları da iyiden iyiye üzerime sinmişti.
Annemin deyişiyle Frankfurt’ta mıyım, yoksa Gümüşhane’de miyim hiç farkında değildim.

Aşk yemeği keşkek


ALMAN ŞEFLER KORKTU

Sabah erkenden kocaman tencerelere doldurduğumuz haşlanmış et ve buğdayları fuar alanına taşıdık.
Fuar alanının bir kısmında devasa mutfaklar kurulmuş, her ülkenin temsilcisi şefler ya da yemek yazarları harıl harıl yemek yapıyorlardı.
Heyecanlanmadım değil ama neticede çok iyi bildiğim bir işi yapacaktım, yani yemek pişirecektim.
Hazırlık mutfağındaki Alman şefler bizim devasa tencerelerimizi görünce önce bir korktular. Onlara bunun sevinçli kutlamalar için yapılan bir tören yemeği olduğunu söylediğimde rahatladılar.
İzleyicilerin karşısına geçtiğimde kendimi çok iyi hissettim. Çünkü onlara anlatacak şahane bir aşk hikayem ve yedireceğim farklı bir lezzet vardı. Üstelik 2011 yılında UNESCO tarafından somut olmayan kültürel miras listesine alınmış tarihi bir yemek pişirecektim.

Aşk yemeği keşkek

KEŞKEK YAPIMI KONDİSYON İSTER

Anadolu’da günlerce süren geleneksel düğünlerimizin en sevilen törensel yemeği olan keşkek, kadınla erkeğin ortaklaşa pişirdiği bir aşk yemeğidir aynı zamanda.
Bir gece önceden etleri hazırlayıp, buğdayı ıslatan kadınlar ertesi sabah köy meydanına kurulan kazanlara malzemeleri koyarlar.
Sonra erkeklerin sırası gelir.
Ocağın altını yakıp ellerine aldıkları ağaç kepçelerle et ve buğdayı dövmeye başlarlar. Oldukça yüksek bir kondisyon gücü isteyen ve saatlerce süren bu dövme, ezme işlemi erkeklere aittir.
Kadınlarsa neşeyle gülerek onları seyreder ve ara sıra tadına bakarak kıvamını kontrol ederler.
Buğdayla etin dövülerek macun kıvamına getirilmesi aşamasını en güzel Mevlana anlatmıştır.
Mevlana, keşkeğin son halini, Allah aşkıyla pişmiş, benliğini yitirerek birbirinden farkı kalmamış, neredeyse tek bir vücut olmuş sufilere benzetir. “Herkes heriseye (keşkeğe) dönmüştür. Hiçbiri öbüründen farklı değildir. Ama bu birliğe birlikte gark olmayan bilmez de, fark etmez de.”
Birçok yemeğe, yiyeceğe sevgi dolu yaklaşan ve onları yücelten Mevlana ne güzel anlatmış değil mi?

Aşk yemeği keşkek

ANADOLU YEMEKLERİNİN TUTKUNUYUM

İşte ben Anadolu yemeklerinin bu yüzden de tutkunuyum. Çünkü hemen hemen bir yemeğin bir hikayesi vardır. Destanları, kulaktan kulağa aktarılan hikayeleri çok seven Anadolu insanı yemeği de hikayesiyle, anısıyla, manisi ve şiiriyle anlatmayı pek sever.
35 yıl önceki ODTÜ İngilizcem, fazlaca kullandığım beden dilim ve yüzlerce kişiye yedirdiğim keşkeğimle herkes pek mutlu olmuştu.
Bense ülkemi temsil etmekten mutlu, ellerim kollarım soğan kokulu bir vaziyette otele doğru dönerken galiba yemek pişirmek hep benim kaderim diye düşünüyordum. Ne mutlu bana ki, insanları yedirip, içirip memnun edebilme yeteneğine sahibim.

X