"Rıza Özel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Rıza Özel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Rıza Özel

Başkentli yanım çok kıskandı...

Yolum Ankara’yla kesişeli 15 yıl oldu. Azda olsa Ankaralı sayacak kadar bu kente ait hissediyorum kendimi.

Başkentli yanım çok kıskandı...

Geçtiğimiz günlerde Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin kongresi için doğduğum kente gittim. Turistik kentte Ara Güler’in Antalya Kültür Sanat’ta açılan fotoğraf sergisini ziyaret etmeden dönmek olmazdı. Ara Hoca’nın fotoğrafları bir yana Antalya Kültür Sanat’ı bir başkentli olarak kıskançlıkla gezdim.

ANKARA’DA NEDEN YAPILAMIYOR?


Antalya Kültür Sanat’la kentin sanayisine ve ticaretine yön veren isimler, sanata da sahip çıkmıştı. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) çatısı altında hayata geçirilen Antalya Kültür Sanat ile kentin merkezinde dev bir sanat merkezi inşaa edilmişti. Ekonomiye yön veren bir sivil toplum örgütünün imzasını taşıyan Antalya Kültür Sanat (AKS), farklı galerilerde Ara Güler’in yanı sıra Türkiye’de İstanbul’dan sonra ikinci kez Picasso sergisi ağırlıyordu. Tüm bu sergileri farklı dillerde konuşan onlarca turistle birlikte gezerken kendini aynı zamanda Ankaralı sayan biri olarak kıskançlık yaşamamak imkansızdı. Antalya’da bu yapılabiliyorsa, keşke Türkiye’nin en büyük sanayicilerini barındıran, ticaretin ikinci büyük merkezi, Türkiye’nin kalbinin attığı Ankara’da da bu yapılabilseydi. Aynı zamanda sivil toplum örgütü olan üstelik Türkiye ekonomisinin ritmini belirleyen kuruluşlar az da olsa başkentte sanata yatırım yapabilseydi. Kongre merkezleri, alış veriş festivalleri, moda haftaları gibi ticari projelerin yanına keşke kent yaşamına da kalıcı katkı sağlayacak böyle bir proje eklenebilseydi.

YOLUNUZ DÜŞERSE MUTLAKA GEZİN

Antalya’ya yolu düşenlerin mutlaka AKS’yi gezmesini tavsiye ediyorum. Büyük ustanın “Işık ve Tarih: Ara Güler’in Gözüyle Antalya” sergisi ise 28 Eylül’e kadar açık kalacak. Genel olarak son dönem fotoğraflarından oluşan sergide 40’a yakın kare sunuluyor. Sergide Ara Güler arşivinden Antalya ve yakın çevresinden, Kaş, Patara, Xanthos, Myra, Pınara, Side ve Perge’den kareler var. Kendin “foto muhabiri” olarak tanımlayan Ara Güler, uzun yıllar Time Life, Paris Match, Stern gibi uluslararası dergilere ve fotoğraf ajanslarına çalışırken Nemrut Dağı’nı ve heykellerini dünyaya tanıtan, Aphrodisias Antik Kenti’nin yeniden keşfedilmesini ve dünyaca tanınmasını sağladı.

O TAŞLARIN İÇİNDE HAYAT VAR

Uzun meslek yaşamı boyunca pek çok kez kente gelen Ara Hoca’nın anlattıklarıysa turistik kent için burukluk yaşatıyor. Antalya’ya ilk kez Hayat dergisinde çalıştığı yıllarda bir röportaj için geldiğini söyleyen Ara Güler, o dönemde kentte havalimanı bile olmadığını hatırlıyor. “Antalya’nın ışığı hem tatlıdır, hem de sıcaktır. Antalya’nın özelliklerinden en mühim olanı etrafındaki harabelerdir, ama diyeceksin ki alt tarafı harabedir onlar. Hayır, onlar sadece harabe değillerdir. Onlar insanlarla konuşur; Bizans’tan beri, Roma’dan beri... O taşlar içinde bir hayat var. Akan bir su varsa sana bir şey mırıldanıyor” sözleriyle buraya duyduğu sempatiyi aktaran Ara Güler, turistik kentin şimdiki halinden hoşnutsuzluğunu ise “Beni en çok Antalya’nın bozulması etkilemiştir. Şimdi gördüğün Antalya, Antalya değildir. Kaybedilmiş bir Antalya’dır. Eğer benim resimlerimin içinde eskiden kalma birkaç tane varsa işte onlar kalmıştır” diyerek aktarıyor.

O TAŞ DÜŞECEK SANIRSIN

Ara Hoca fotoğraflarındaki Antalya’yı ise şu sözlerle aktarıyor:
“Aspendos, dünyanın en büyük amfi tiyatrolarından biridir. Halen kullanılmakta. Bunun gibi bir de Aphrodisias’ta vardır. Perge’de bir taş vardır, kocaman bir sütunu tutar. Beklersin ki düşsün taş, halbuki düşmez yıllardır tutar. Maalesef şimdi Perge tamirat altındadır. Şimdi İngilizler Xanthos’u bulunca büyük bir hazineye kondular. Çünkü Xanthos Likya’nın en eski bölgesidir. Ortasında kocaman, yıkık bir tiyatro vardır. O yıkılan suratlar yerde sana bakar. Bir şey söylemek ister fakat söyleyemez. Hatta o kadar söyleyememişlerdir ki, İngilizler bundan cesaret alarak bize orijinalleri geri vereceklerine kopyalarını vermişlerdir. Böylelikle zaman içinde tarih önemini kaybetmiştir.”

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI