"Reşat Kutucular" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Reşat Kutucular" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Reşat Kutucular

Yaprak dökümü

Yaşımız ilerledi tamam ama bu ne yaprak dökümüdür böyle. 

Ceran gitmiş sessiz sedasız.  Bir hafta sonra haberim oldu.  Nereden baksanız 40 yıla yayılmış bir yığın kare.  Son yıllar biraz boş olsa da…  İnsan ne ara bu kadar savrulduk demeden edemiyor, ah be diyor, henüz erkendi.

Sonra Osman’ın haberini okudum.  Ne güzel rakı masası anılarımız vardı.  Az ama öz.  Kahkahalı sohbetler… Onu da epeydir görmemiştim.

Ardından İlter Bey’in vefat haberi geldi.  Ne beyefendi bir insandı.  Yıllardır buluşacaktık da Urla’da yemek yiyecektik.  Hayat…

Haluk gitti sonra.  Yaz yaz diye gönderdiği belgeler öylece duruyor.  

Tanıdık tanımadık, eşin dostun annesi, babası, akrabası, arkadaşı hep kötü haber hep kötü haber.  Mayıs çok ölümcüldü. 

Yaşarken ölü saydıklarıma da eklemeler oldu o arada… 

Neyse Haziran daha sakin geçer diye umuyorum.

 

***

 

DİZİLER Mİ HAYATTAN ÇIKMA HAYAT MI DİZİLERDEN

Reytingler üzerinden gidecek olursak… 

Pazartesi ve Salı günü en çok izlenen diziler polis, yargı, hukuk gibi kavramların kumpasın, silahın, gayri kanuni gücün karşısında ezildiği ve bunun gayet normal sayıldığı senaryolara sahip…

Çarşamba akşamı Diriliş Ertuğrul kendi tarihsel çizgisinde bir dizi ancak gördüğüm kadarıyla o da şiddet gösterilerine yer veriyor. 

Perşembe hukukun yine arka planda kaldığı diziler var.

Cuma ve hafta sonu dizilerinde de yer yer hukukun çaresizliğine tanık oluyoruz.

Şimdi bu diziler hukuksuzluk kültürünü beslemiyor mu?  Hukuk yoluyla uzun sürer, yavaş gider, sonucu da belli olmaz, en iyisi biz bu işi “kendi yöntemlerimizle halledelim”  anlayışı beyinlere işlenmiyor mu? 

Yoksa zaten hayat bu ülkede aşağı yukarı böyle işlediği için diziler hayatın kendisini mi yansıtmış oluyor?  Sahiden bu kadar vahşi bir iklimde miyiz?

Ben eline silah alıp “sıkmanın” bu kadar kolay dillendirilmesinin, bu kadar normalleştirilmesinin sakıncaları olduğunu düşünenlerdenim.  Uzmanlık alanım değil ama şiddetin bulaşıcılığı konusunun dikkate alınması lazım.    

İzleyici bunu seviyor tamam da, hukuk herkese lazım, hukuksuzla hiçbir yere varılamaz. 

Her ne olursa olsun hukukun öncelenmesi herkesin çıkarına…   

 

***

 

HUKUK 101

Memleketle yüzleştiğimiz bir alan da sosyal medya.  Oraya gelen paylaşımlara, tepkilere, yorumlara bakınca insan “nasıl bir ülke burası, ne ara böyle oldu, yoksa zaten böyleydi de şimdi mi dışa vuruyor” diye düşünmeden edemiyor.  Hakikaten cinnet geçiriyor gibiyiz.

Hukukun h’sinden bihaber ya da hukuku asla umursamayan ve yüksek sesle bunu dillendiren acayip insanlar var mesela.   

Sanki yaşam hakkı,  adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi gibi kavramlar adaletin işleyişini sağlamlaştıran değil de yavaşlatan kavramlarmış gibi yok sayılıyor.  

Bir bakıyorsunuz savcılığa soyunmuşlar, bir bakıyorsunuz hakim kesilmişler.  Anında hüküm veriyor ve hemen de infazını istiyorlar.

Siyasetçiler de farklı değil.   “Efendim, mesele yargı sürecinde, bir şey söylemek doğru olmaz”  ancak köşeye sıkışınca başvurulan kullanışlı bir cümle.  

Hukuk devletiyiz demekle hukuk devleti olunmuyor.  Hukuk devleti olmanın yolu adaletin evrensel ilkelere göre işleyişine yardımcı olmaktan geçiyor.   Bu da dikkat gerektiriyor, özen gerektiriyor, sabır gerektiriyor.   

Hukuki kavramları kafalara ilköğretimden itibaren sokmak lazım…     

 

***

 

YİNE KÖTÜ MÜHENDİSLİK

Mayıs yağışlı ve serin geçti.  Su baskınları yaşandı. 

Bu durumların yerel idare tarafından başvurulan kullanışlı cümlesi de şudur:  “Metrekareye normalin şu kadar üzerinde yağış düştü ama!”

Tercümesini yapayım:  Doğaya meydan okurken ihale kanunundan ve başka bir takım sebeplerden dolayı kötü mühendisliğe göz yummak durumunda kaldık, artık gelecek maçlara bakacağız!

Dünyanın başka yerlerinde de bu tip baskınların yaşanması bunun aslında doğal değil insan eliyle yapılmış bir afet olduğu gerçeğini değiştirmez. 

İyi mühendislik iyi proje, düzgün imalat demektir.  İyi mühendislik gerekirse burada doğaya bu şekilde meydan okumayalım da der!    

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI