"Reşat Kutucular" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Reşat Kutucular" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Reşat Kutucular

RES'ler yeniden


Yaklaşık iki yıl önce “Temiz Enerji Pisleşiyor mu?”diye rüzgar enerji santrallerine dikkat çeken bir yazı yazmıştım.


Sonra konuya bir kaç kez daha değindim. Son olarak da geçen yıl bugünlerde meselenin artı ve eksilerini “RES’ler Candır Ama…” başlığı altında toparladım.


O gün bugün Yarımada’da rüzgar gülleri hızla çoğaldı, çoğaldıkça da kamuoyu tepkisi güçlendi.


Şimdilerde RES’lere karşı kampanyalar düzenleniyor. İnternette heyecan yüksek… RES’ler ciddi bir tehdit olarak gösteriliyor.


Sürdürülebilir enerji olarak rüzgarın geldiği noktaya bakar mısınız? Yeni bir eksik iletişim vakası…


Zamanında yeterince ve güvenilir biçimde bilgilendirilmeyen kamuoyu yaşayarak gördü. Olanı sevmedi. Daha da önemlisi gidişe güvenmiyor. Güçlü bir tepki veriyor. Bundan sonra insanları ikna etmek daha da zor…


Tamam, enerji açığı olan bir ülkeyiz. Dışa bağımlıyız. Ege bölgesinin rüzgar ekolojisi oldukça cazip. Yenilenebilir ve temiz enerji olması önemli. Hazine araziyi tahsis ediyor. Rüzgar gülleri dikiliyor. Döndükçe ülke döviz tasarruf ediyor, dışa bağımlılık azalıyor.


İyi de RES’leri sadece bu tasarruf ve bağımsızlık üzerinden izah edemezsiniz. Doğrudur ama yetmez! İzah etseniz de ikna edemezsiniz.


Kamuoyu gülleri estetik olarak sevmeyebilir… Yatırımcının gizli ajandası olduğunu düşünebilir… Mikro klimadan, kuşlardan, gürültüden dem vurabilir… Giderek yaygınlaşan ihlallerden, tacizlerden biri olarak algılayabilir bu gülleri…
İnsanların bu dayatmacı ve yayılmacı anlayışa tahammülleri kalmadı. Rüzgar gülü şeklinde iyi niyetle, temiz temiz gelseler bile. RES’lerin sıkı bir halkla ilişkilere ihtiyacı var.


*****

RESler yeniden

OKULLAR AÇILIRKEN


Dünya basketbol şampiyonasında 5,5 milyon nüfuslu Finlandiya’yı mucizevi bir şekilde yenmeyi başardık. Ancak Finlandiya iki hayati konuda bizi yıllardır yeniyor. Sadece bizi de değil, dünyanın çoğunu eziyor aslında.
Biri hukukun üstünlüğü… Biri eğitim… Meraklıları için belirtelim Finlandiya’da kişi başı gelir 45 bin dolara yakın.


Bizim “her şeyin başı eğitim” tekerlememiz aslında çok zor bir soru barındırır içinde. Nasıl bir eğitim? Öyle ya çocukları şekillendirmenin pek çok yolu var. Finliler kararlarını vermişler ve dünyadaki en özgün eğitim sistemini kararlılıkla yürütüyorlar.


Biz ise hala daha nasıl çocuklar yetiştireceğimizi bilemiyoruz. Bilişim ve iletişim çağını neresinden yakalayacağımız belli değil. Son 12 yıldır da orasından burasından çekiştirilen bir eğitim sistemimiz var.


Hadi Fin örneği kendine has çok özel bir örnek diyelim. Dönüp İngiltere’ye bakalım.


Geçenlerde Radikal’de Güven Sak yazdı. İngilizler 5 yaşındaki çocuklara algoritma kavramını ve algoritma yazmayı öğreteceklermiş. Çok da şaşılacak bir şey değil aslında. Teknoloji ikliminde büyüyen ve yaşayan çocuklar bu iklime uygun eğitimi bugün değilse bile yarın talep edecekler. Aksi tuhaf olur.


Düşünsenize bizim Sevgili Ahmet Büke’nin henüz 1 yaşındaki Zeyno’su annesinin akıllı telefonunda Siri uygulamasını kendi kendine keşfetmiş. Ses çıkararak sağı solu arıyormuş…


Eğitim sistemi Zeyno’lara cevap verebilecek şekle gelmek durumunda. Yoksa bu iktidarın o iddialı ekonomik hedefleri masal olur!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI