"Refika Birgül" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Refika Birgül" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Refika Birgül

Memleketin sonbahar güzellikleri

Bu hafta size mevsimin başdöndüren lezzetlerinden kızılcıkla evde kolayca yapabileceğiniz bir tatlı tarifi veriyorum.

Bugünlerin meyveleri çok özel. Trabzon hurmaları başladı. En pişkinini yemeli; püre yapıp şampanyayla karıştırıp belliniye taş çıkarmalı; sorbe yapıp acıbademle yiyip, bu memleketin güzelliklerini dünyadaki diğer nimetlerle birleştirmeli ve dünyanın en güzel memleketlerinden birinde yaşadığımızı tekrar hissetmeli ve hissettirmeliyiz. 

Hele hünnapı, elmamsı, çağla bademimsi tadıyla lahanalı tavuklu bir salatada kullanınca nasıl efsane bir tat oluyor inanamazsınız... Kuşburnu tüm asaleti ve içe dönüküğüyle “Gel beni kullan, çay mı yaparsın marmelat mı?” diye sorar gibi.
Bunlar bu memleketin güzellikleri. Dört mevsimi olan, gören gözlere dünya üstündeki cenneti gösteren, memleketin GDO’suz meyveleri...


Düdüklüde kolay cheesecake


(8 kişilik)


Çok tatlı seven gördüm ama cheesecake (peynir tatlısı) konusunda çıldıran bir kesim var. Ben kendim tatlıcı olmamama rağmen düdüklünün nemli ortamının cheesecake’a çok iyi geleceğini düşünerek yola çıktım. Peynirli bazın üzerine herhangi bir sos kullanabilirsiniz. Kızılcık, ahududu, şeftali marmelatları veya çikolata sosu, balkabağı püresi çok güzel olacak kanaatindeyim.

* 400 gram sürülebilir beyaz peynir* ve 120 gram toz şekeri robotta, pürüzsüz olana dek çekin. Arada durdurup spatulayla robotun haznesinin kenarlarını sıyırın. (Hazır peynir kullanmak istemezseniz 3.5 litre sütü kesip elde edeceğiniz 400 gram lor peyniriyle yapabilirsiniz.)
* Peynir ve şeker iyice karışınca, içine iki adet yumurtayı sırayla atın ve karıştırın. Eğer lor ve şeker iyice karışmadan yumurtaları eklerseniz cheesecake’iniz pürüzsüz olmayabilir.
* 60 gram kadar süzme yoğurdu ekleyin.
* Son olarak bir tatlı kaşığı un ve vanilya özünü de ekleyin ve yine karıştırın.
* İki paket tahıllı bisküviyi havanda iyice ezip toz haline getirin.
* 80 gram tereyağını tavada eritip, bisküvileri (Yulaflı-kepekli, 280 gram, yani iki paket) içine koyun ve karıştırın.
* Daha kavruk bir tat isterseniz biraz kavurabilirsiniz de.
* Geniş ve büyük bir düdüklü tencerenin içine üç bardak su koyun.
* Düdüklü tencerenizin üç ayak aparatını tencereye yerleştirin ve altını açın.
* Diğer tarafta 60x40 santimlik bir alüminyum folyoyu uzunlamasına 4 kat yapıp, 60x10 santimlik bir şerit elde edin. Bu şerit kek kalıbını tencerenin içine koyarken ve çıkarırken çok yardımcı olacak.
* 18 santimlik kelepçeli bir kek pişirme kağıdı koyun. Tabanına ve kenarlarına bisküvi, tereyağı karışımını yerleştirin ve elinizle bastırarak sıkıştırın.
* Bisküvi hazır olunca robottaki karışımı kalıbın ortasına dökün ve kalıbı folyo şeridin ortasına oturtun.
* Folyonun iki kenarından kaldırıp tencerenin içindeki ayağa oturtun. Folyonun kenarları uzunsa biraz katlayıp sağlam tutacaklar haline getirin.
* Düdüklü tencerenizin kapağını kapatıp basınç ayarını ‘2’ (et pişirme basıncı) konumuna getirin.
* Basınç ideal olana kadar yüksek ateşte, istenilen seviyeye ulaşınca kısık ateşte 25 dakika pişirip basıncı alın.
* Keki folyo kulplardan tutup kaldırın ve bir saat kadar soğutun.
* Bir saatin sonunda üstünü kapatıp kalıbıyla birlikte buzdolabına koyun ve en az üç saat bekletin. Aslında en makbulü bir gün beklemesi, bu şekilde tadı iyice oturuyor.
* Kekiniz yeterince dinlendikten sonra çıkarın ve kelepçesinden ayırın.
* Keskin bir bıçakla dilimleyip servis edin.
* Servis ederken üzerine kızılcık marmelatı veya sevdiğiniz başka bir asitli meyvenin marmelatını döküp servis edebilirsiniz. Nar, ahududu veya turunçgillerin de çok yakışacağına şüphem yok.


Haftanın sözü:


Halil Cibran’dan arkadaşlığı ocak başına benzetmesi üzerine:
Arkadaşınız, cevap bulan gereksinimlerinizdir.
O, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır.
O sizin sofranız ve ocak başınızdır.
Çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız.
Arkadaşınız sizinle içinden geldiği gibi konuştuğunda,
ne ‘hayır’ demek zor gelir, ne de ‘evet’ demekten çekinirsiniz.

X