"Pucca Günlük" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Pucca Günlük" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Pucca Günlük

Sezaryen mi normal doğum mu?

Doğum hikâyeleri okumaya başladım. “Ben ettim; siz etmeyin” diyorum. Kötü doğum hikâyesi okumak ya da dinlemek, evde yapayalnız korku filmi izlemek gibi!

Hamileliğimin ilk günlerinde, “Beni bayıltsınlar; hiçbir şey hissetmeyeyim; uyandığımda bebeği elime versinler” diyordum. Zaman geçtikçe, normal doğuma karar verdim. Aslında bu işlerin karar vermekle de alakası olmadığını anladım.

Sezaryeni istememin en büyük nedeni, acı çekmekten korkmamın dışında; etrafta dolanan “Normal doğum yapmayan kadın; kadın değildir!” diyenlerdi. Ayyy beni çıldırtıyorlardı resmen. O bilmiş bilmiş tipleriyle: “Çocuğunla aranda bağ olmaz, amannn diyeyim”...

Valla doğum esnasında azıcık uyudum diye oğlum benle bağ kuramayacaksa, keserim valla okul harçlığını görür gününü.

Bu kadınlar üstelik doğumdan sonra da sizi rahat bırakmıyor. Bu kez, “Emzir o çocuğu emzir, aranda bağ olmaz yoksa, çocuk hasta olur bak” diye seni darlıyorlar. Sütün var mı yok mu umurlarında değil. Kadınsan sütün olmalı, aksi mümkün mü? Zaten sudan çıkmış balığa dönen anneye bir de bu işkence neden yani?

Sezaryen mi normal doğum mu

KISKANÇLIKTAN KUSASIM GELİYOR

Ardından doğum hikâyelerini okumaya başladım. “Ben ettim; siz etmeyin” diyorum. Kötü doğum hikâyesi okumak ya da dinlemek, evde yapayalnız korku filmi izlemek gibi. Beni oradan kestiler, doktor geldi üstüme oturdu, karnımdan sırtıma dikişlerim var, öfff!

Okudukça, “Bebek sonsuza kadar içimde kalsa ne zararı var yani” diye düşünüyorsun. İyi doğum hikâyeleri de beni geriyor açıkçası. Ayy kadının biri var, hamileliğin birinci ayından sonuna kadar ülke ülke dolaşmış. Tatillerinden geri kalmamış, sekiz kiloyla bitirmiş hamileliği, çocuk değil aspirin doğurmuş zaten. Doğum esnasında kaymak gibi çıkmış bilmem ne... Belim ağrırken bunları okumak inanılmaz sıkıcı, kıskançlığımdan kusasım geliyor.

Zaman geçtikçe, doğum hakkında artık bir fikre sahip olmaya başladıkça her akıllı birey gibi sezaryenden vazgeçtim. Vazgeçmemin en büyük nedeni doktorum oldu.

Doktoruna güvenmek kadar rahatlatıcı bir eylem yok bence. Bir kere sezaryen, bize bir alternatif gibi yansıtılıyor ama değil. Problemli bir doğum sırasında başvurulan acil bir yöntem.

Normal doğumda daha çabuk ayağa kalkıyorsun. Bebeğin her şeyiyle dünyaya gelmeye hazır olduğu zaman eline alıyorsun. Oksitosin hormonu denilen, harika bir hormonun zamanlaması cuk oturuyor. Anne sütünü zaten bu hormon tetikliyor.

Tek kötü yanı, ne zaman geleceğini bilmiyorsun. Yani evde günlerce “Aayy bu doğum sancım mı acaba?” diye tetikte bekleyeceğim. Haa bu arada, normal doğum eyvallah. Ama o sırada bir sorun çıkar da sezaryene geçeriz, artık kader kısmet... Sanırım, kendimi biraz rahat bırakıp, doğanın bana sunacağı şeyi beklemem lazım.

X