"Pucca Günlük" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Pucca Günlük" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Pucca Günlük

‘Kaş’ını gözünü sevdiğim

Sevgilimle Kaş’a gitmeye karar verdik. Romantik bir tatil olsun dedik, emekli tatiline döndü olay!

Sevgiliyle gidilen tatil olayını hiçbir zaman öyle iç geçirecek türden bulmamışımdır. Ha sevgilinle gitmişsin, ha 7 yaşında oğlunla. Çantayı sen hazırlıyorsun, havluyu sen düşünüyorsun, kremini osunu busunu... Adamlara bir şey oluyor, kendi başına düşünebilme yeteneğini kaybediyorlar. “Çok yeme, çok içtin, dur fazla açılma, alma onu ne işine yarayacak.” Sende de sürekli yanındaki adama müdahale isteği. Off bir de orada arkadaşlık etmek için kendine uyuz uyuz çiftler buluyorsun. “Bugün canım çıkmak istemiyor, siz gidin” muhabbetini de yapamıyorsun. Nereye gidiyormuş? Ama “Yeter bu kadar kız kıza muhabbet, bi siyasi partinin kadın kolları başkanı mıyım! Benim de canım var” diyerek sevgilimle Kaş’a gitmeye karar verdik. Gittikten sonra anladım ki sorun tamamen benmişim. Adam denize girecek, “Ben girmem sen gir.” Odadan çıkartmaya çalışıyor, “klima var burada, dışarısı sıcak, çıkmayalım.” “Adaya gidelim” diyor bende cevap: “Ada işte dört yanı deniz ne olacak amaaannn.” Bir de sürekli söyleniyorum “Bak işte suya girdim balıklar yedi beni, nasıl acıyor canım. Başıma güneş geçti, vallahi geçti. Ayy bak bi geçti mi? ”

‘Kaş’ını gözünü sevdiğim


İçindeki Almancı enişteyi serbest bırak


Adama da bir haller oldu. Yaşlanası geldi bir anda. Artık benim yüzümden mi yoksa içinde hep var olan, çıkmayı bekleyen Almancı enişteden mi bilmiyorum. En son barlardan topladığım, ‘Bak ben kötü bir adamım’ klişe konuşmasını yapan, sıradan bir İstanbul tipiydi. Buraya bir geldi, sol omzunda havlu, eline kamerasını alıyor, herkese selam vere vere plaja gidiyor. Bütün otelle ahbap. Akşam oldu mu tek eğlencesi, otelde olan çocukları eğlendirmek. Gemiye bir biniyor, kaptanından miçosuna hepsi bunun akrabası sanki. Her şeye bir müdahale, herkesin bir derdini çözme durumu. Hangi odada kim, ne kadara kalıyor, nerden gelmişler hepsini biliyor. Bir de köpeğimizle geldik tatile, adam beni unuttu. “Küçük köpek mi olurmuş, köpek dediğin kocaman olacak” diyen adam, ‘Oyy Pukimmm’ diye kucağından indirmiyor. Bir anda kendimi 10 senelik kocamla tatile çıkmışım gibi hissettim. Ben de yanında huysuz karısı. Bir de sürekli insanlara beni anlatırken, ‘benim hanım’ demeye başladı. Başka vasfım yok, kişiliğim yok, zaten ismimin ne önemi var, şu dünyada tek başarım ‘onun hanımı’ olmam. ‘Eşim’ kelimesine bayılıyorum o ayrı, ‘benim hanım’ dediği an, soğusun diye denizde bıraktığım karpuzu getirmem gerekliymiş gibi hissediyorum. İnsan insanı tatilde mi tanıyordu, neydi öyle bir olay vardı ya. Kaş bizden iki emekli öğretmen çift yarattı. Bakalım, şimdi Çeşme’ye doğru yol alıyoruz. Orada şu huzuru bulamayacağız gibi bir hissiyata sahibim açıkçası. ‘benim beyin’ içinden gece kopmalarda, o happy hour’larda artık nasıl bir insan çıkacak, bekleyip göreceğiz.

X