"Pucca Günlük" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Pucca Günlük" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Pucca Günlük

Hayatta en korktuğum şeyler...

Unutmaktan, yaşadıklarımın bir zaman sonra hiç olmasından çok korkuyorum. Bir de, bir gün beni sevmekten vazgeçeceksiniz diye açıkçası ödüm patlıyor.

Bu hayatta en korktuğum şeyler, kapı deliğinden bakarken birinin beni tüfekle taraması ya da gözüme şiş batırması. Kaşlarım iple alınırken, huuurrpp diye kirpiklerimin de yanında gitmesi. İskenderin tereyağını cos diye üstüme dökmeleri. Denizde yüzmek ve en önemlisi unutmak. Unutmaktan, yaşadıklarımın bir zaman sonra hiç olmasından çok korkuyorum. O yüzden okuma yazmayı öğrendim öğreneli günlük tutuyorum. Son on senedir ise bu günlükleri basılı hale getirdim.

Kendi kendime verdiğim bir sözüm var benim. Çocuklarım çok konuşuyorum diye beni huzurevine kapattığı zaman, günlüklerimi okuyup “Vay be ne günler yaşamışım!” demek istiyorum. Çocukluğum, ergenliğim, aşklarım, acı çekişlerim; yavaş yavaş olgunlaşmam, bazen olduğum yerde saymam, bir türlü beladan çıkmayan burnum. Hatalarım, yanlışlarım; bunların farkına varıp yine tekrar edişlerim... Kendi hayatımın, nasıl bir eğriyle gittiğini izliyorum anlayacağınız.

Her şey bundan 10 sene önce, ‘Küçük Aptalın Büyük Dünyası’ adıyla bir blog açmamla başladı. Sonra buradaki yazılar kitap haline getirildi. Ardından, ‘Ve Geri Kalan Her Şey’ geldi. Sonrasında, ‘Allah Beni Böyle Yaratmış’ ile üniversite anılarımı yazdım. ‘Ay Hadi İnşallah’ ile devam ettim, ‘O Adam Buraya Gelecek’ beşinci kitap oldu. Hatta ‘Küçük Aptalın Büyük Dünyası’ film oldu. Murat Boz ile Büşra Pekin oynamıştı. Kitapla da alakası yoktu, hâlâ neden yaptılar anlamam valla.

Hayatta en korktuğum şeyler...

Araya evlilik, hamilelik girince son kitap biraz gecikti doğal olarak. Tam çıkartacaktım, hooop iç kanama geçirdim. Tam çıkartacaktım, hoop hamile kaldım. “Acaba bu bir mesaj mı?” diye korktum ama baktım bir şey olmuyor, “Haydi” dedim, “Ver gazı”. ‘Şimdi Biz Neyiz?’ 14 Şubat’ta raflara çıktı.

Bütün günlüklerde ‘mutlu son’ olsun diye var gücümle uğraştım. Ve artık tam umudumu kestiğim sırada biri çıktı karşıma. “Bundan bir cacık olmaz, biz birbirimize uygun değiliz, kimse evlenmemizi istemiyor, bu çocuğun aklı beş karış havada” derken, üç ay içinde kendimi nikâh masasında buldum. Bu kez evet mutlu sondu ama gerçekten öyle miydi, artık okuduğunuz zaman göreceksiniz.

Senelerdir benimle gülen, ağlayan, küfreden, bana kızan, ara ara benden sıkılan, önce benden tiksinip sonra seven herkese teşekkürler. Sizinle büyüdüm, sizin gözünüzün önünde ne olduysa onu yaşadım. Bana hiçbir zaman sırt çevirmediniz. Bana hep kol kanat gerdiniz, sırtladınız. Hakkınızı asla ödeyemem. Umarım, ‘Şimdi Biz Neyiz?’i de seversiniz. Bir gün beni sevmekten vazgeçeceksiniz diye açıkçası ödüm patlıyor.

 

X